• $ 5,7739
  • € 6,3678
  • 272.067
  • 103118
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Üç büyük şehir

Altı ay gibi bir kısa bir süre sonra yapılacak Mahalli İdare Seçimleri’nin şimdiden çok konuşulan bir konu olması işin gereğidir fakat yazılıp çizilenlere bakılırsa konuşulanların çoğunun şehirler, şehirlerin geçirdiği değişim veya onun sorunları olmaktan çok, özellikle üç büyük şehirde kimlerin aday olacağı meselesine odaklandığı görülmektedir. Elbette aday meselesi önemlidir; burada problem, şehir sorunlarının şehirleşme politikalarının, şehirleşmenin toplumsal/ekonomik boyutlarının yeterince(!) tartışılmadan meselenin dar politik bir ‘sorun alanına’ hapsedilmesidir.

“Türkiye’nin kaderini artık büyük şehirler tayin etmektedir. Bu durum sadece ekonomik toplumsal gelişmelerle sınırlı değildir siyasal bakımdan da büyük şehirlerin tercihleri, özellikle üç büyük şehrin verdiği siyasi kararlar, ülkenin kaderini belirleyecek düzeydedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki üye sayısının 162’sini sadece üç büyük şehrin seçtiği vekillerin oluşturması bile, büyük şehirlerin ülkenin siyasi yapısında nasıl bir ağırlık kazandığını göstermek bakımından önemlidir.”

ŞEHRİN İNSANLARI

Önümüzdeki dönemde yapılacak olan Mahalli İdare Seçimleri’nde büyük şehirlerin özellikle üç büyük şehrin ayrı bir önemi bulunmaktadır. Bu seçimlerde üç büyük şehirde (bunlara Bursa, Konya, Adana, Antalya da ilave edilebilir) seçimleri kazanmak Türkiye’nin geleceği açısından önemli neticelere yol açacaktır. Bu bakımdan bilhassa üç büyük şehirde belediye yönetimlerini kazanmak, partilerin geleceği açısından siyasi bir gösterge niteliğinde olacaktır. Elbette siyasette değişimin yönünü ve toplumsal taleplerin nasıl şekillendiğini anlamak için seçim sonuçları önemlidir fakat daha önemli olan şehirlerin nasıl bir toplumsallık ürettiğini anlamaktır.

“Şüphesiz şehir meselesi siyasetin çok ötesinde boyutları olan bir konudur. Sanayi çağının yaşandığı 19. yüzyılda birçok Batılı ülkenin yaşadığı şehirleşme sorununu bizim ülkemizin yoğun olarak 20. yüzyılın sonuna doğru yaşamış olması bir başka ifadeyle ‘geç sanayileşmiş’ olmanın oldukça farklı problemleri bulunmaktadır. Bugün şehirleşme süreçleri bazı sorunları üst üste şehirlerin üzerine yığarken, toplumun yaşadığı ekonomik ve toplumsal değişmelerin şekillendiği yerlerde şehir mekânları olmaktadır.”

NEYİN YÖNETİMİ?

Bu bakımdan seçim öncesi sadece partilerin değil akademyanın, sivil kuruluşların meslek odası ve aydınların şehirleşme meselesi ve şehir politikaları üzerinde tartışmalar yapmaları gerekmez mi? Partiler elbette seçimleri nasıl kazanacaklarına odaklanacaklardır onlara yön gösterecek olan ise yapılan eleştiriler, ortaya konulan alternatif şehirleşme siyasetleri, hatta şehir yönetimleriyle ilgili strateji ve yönetim yaklaşımlarıyla ilgili tartışmalar olacaktır.

Önümüzde duran sorunlar hiç de küçümsenecek sorunlar değildir. Şehirler ‘gelenekselden’ ‘moderne’ geçerken mekanda aşırı yoğunlaşmanın yanı sıra ciddi toplumsal farklılaşmaları yaşamaktadırlar ki bunların yeniden entegre edilmesi bir şehirleşme felsefesine dayanmadığı zaman şehrin hem fonksiyonel olarak hem estetik olarak deforme olması sorunu ortaya çıkmakta bu da şehirde kültürel bakımdan anomi, yabancılaşmış, toplumsal çatışma ve sosyal şizofreni gibi sağlıksız eğilimlerin kaynağı haline gelmektedir. Üç büyük şehri yönetmek isteyenler, öncelikle bu meselelere eğilmek durumundadırlar.

<p>Sivas´a bağlı Çukurbelen köyü sakinlerinin ağaç sevgisi doğanın tüm engellerine rağmen ormana dön

Ot Bitmeyen Yeri Taşıma Toprakla Ormana Dönüştürdü

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Tanesi 50 liraya satılan mango üreticinin yeni gözdesi

Instagram’dan yeni ‘beğeni’ adımı