• $13,4867
  • €15,3087
  • 796.191
  • 2011.16
23 Eylül 2014 Salı

Üniversite giriş sistemi değişiyor!

Gazetelerde çıktı. Hepiniz sanırım okudunuz. Haber şöyle veriliyor “Milyonlarca gencin geleceğini tek sınava bağlayan uygulama 2016'dan itibaren bitiyor. Yeni sistemle LYS ve YGS kaldırılacak. Öğrenci, lise sınavlarında aldığı not ve ilgi alanına göre istediği üniversiteye başvuracak” ne güzel cümleler değil mi? YGS LYS kalkacak, öğrenciler üniversiteye lise sınavlarına ve ilgi alanına göre üniversiteye girecek. Peki ama nasıl? Daha TEOG yerleştirmelerinin ateşi sönmeden bu geliyor. İki sorum var; birincisi bu okul sınavlarının kalitesi, içeriği, kapsamı nasıl olacak. İnşallah TEOG soruları gibi olmaz. İkinci sorum öğrencinin ilgi ve yeteneğinden bahsediliyor bu nerede kim tarafından nasıl ölçülecek?

Neyse devam edeyim. Aynı haberde sistem anlatılmaya devam ediyor “ Orta Öğretimden Yüksek Öğretime Geçiş Sistemi' de değişecek. 2016-2017 eğitim öğretim yılından itibaren, yeni sistem hayata geçecek. - Tıpkı TEOG'da olduğu gibi, lise döneminde birkaç kez temel derslerden oluşan merkezi sınavlar yapılacak. MEB’in gerçekleştireceği bu sınavlar, üniversiteye geçişte belli yüzdelerle ağırlık taşıyacak. - Ders notlarının yanı sıra öğrencinin sanat, spor ve boş zaman etkinliklerinden oluşan ders dışı uğraşları puanlandırılacak. Böylece öğrencinin düzeyi ve ilgi alanı şekillenmiş olacak. - Bu ölçümler yapılırken, teknolojiden en üst düzeyde yararlanılacak. Tablet bilgisayarlarla dersler, interaktif uygulamalar öngörülüyor. İstanbul 'daki ve Hakkâri'deki öğrenci aynı sunumu görecek “ Bu cümleye tem yorumum var “İNŞALLAH”. Yıllardır okullarda öğrencilerin sosyal bilimci olması bile engellenirken şimdi sanat yeteneği nasıl ölçülecek ve yönlendirilecek ben bayağı merak ediyorum.
“Öğrenci, lise sonrasında ilgi alanı ve yeteneklerine göre, üniversiteye başvuruda bulunacak. Üniversiteler de, öğrencinin performansına bakarak karar verecek.” Bu projenin en doğru tarafı üniversiteler öğrencilerini seçmelidir. Türkiye artık rekabet eden üniversiteler kavramına kavuşmalıdır. Yoksa kılavuz arkasına saklanan üniversitelerle bir yere varamaz. Ama bir de şu cümleye bakın “Her ilde üniversite kurulduğundan, öğrencilerin bulundukları yerlerdeki fakültelere başvurması mümkün olacak.” Bu cümle inşallah komisyon gündeminde yoktur. Üniversiteler lise ve ilkokul mu ki öğrenciler evine en yakın üniversitede okusun. Üniversite kültürdür. Öğrenciler farklı yerlerde hatta dünyanın başka ülkelerinde eğitim almalı ki ortaya yenidünyanın insanı çıksın. Yoksa “yüksek lise” mezunlarımız daha da artmış olur. Bunu aman ha aklınızın ucundan dahi geçirmeyin.
Çalışmanın en felaket yeri ise üniversitelerin kategorize edilmesi kısmı, buna göre üniversiteler üçe ayrılacak. Birinci grup öğrencisini alırken lise başarısı ve mülakat yapacak. İkinci grup okul başarısını mecburen kullanacak ama mülakatı isterse yapacak. Üçüncü grup ise sadece lise başarısını kullanacak. Peki, bu kategoriler nasıl oluşacak. Burası tam bir komedi; üniversitelerin o yılki toplam tercih sayısı toplam kontenjana bölünecek ve ortaya çıkan tercih ortalamasına göre sıralanacak. Sonra bu ortalamalara göre üç gruba ayrılıp buna göre sıralanacak. Okuyunca tüyleriniz diken diken oldu değil mi? Birincisi bu nasıl bir mantık? İkincisi üniversitelerin sıralamak için binlerce kriter varken ( patent, model, proje, toplumsal çalışmalar, bilimsel makale üretimi, mezunların başarısı) bu mu kaldı sıralama yapacak? Üstelik üniversiteleri kategorize etmek nereden çıktı. Siz bırakın üniversite istediği gibi seçsin öğrencilerini neden rahat bırakmıyorsunuz?
Eğer üniversiteler kendi öğrencisini seçerse daha başarılı olacaktır. Bu kuşkusuz peki neden bir sürü kriter getirip bu işi zorlaştırıyorsunuz. Siz yine okul sınavlarını yapın, öğrencinin eline başarı puanını verin, öğrenci istediği yere başvursun. Üniversitelerde mülakat yapmak için puan aralıklarını duyursunlar isteyen öğrenci gelip mülakata katılsın. Hatta bu çağda bunu elektronik ortamda yapabilirsiniz. Ama yok illa biz bu işi içinde çıkılmaz hale getireceğiz yoksa içimiz rahat etmez…

<p>Çok şanslı biri olduğunu söyleyen Bülent  Serttaş, 'sahnelerden çok para kazanıyor ve kazandırıyo

Gayrimenkul zengini Bülent Serttaş'ın duası: Rabbim çok para verme!

İstanbul'da bordo-mavi fırtına!

Beyaz örtü her yeri sardı! İşte Türkiye'den kar manzaraları

Piton ve timsahın ölümcül mücadelesi! Görenler dehşete kapıldı