• $7,5404
  • €8,9744
  • 412.709
  • 1550.25
05 Ocak 2012 Perşembe

ÖSYM'ye neden mecburuz ki?

Sınavlar olmalı mı? Evet. Üniversiteye girişte bir kriter olmalı mı? Evet. Peki, üniversite giriş sınavını sadece ÖSYM mi yapmalı? Geçtiğimiz hafta cuma günü bir televizyon kanalında yayından çıktım. Eve giderken birden kafamda bir şimşek çaktı. Düşündüm, üniversiteler, öğrenciler, sistemler... 165 üniversite... Bu üniversitelerde görev yapan binlerce öğretim üyesi, milyonlarca öğrenci, binalar, derslikler, laboratuvarlar... Hepsinin işlemesi için garip bir şekilde ÖSYM ve ÖSYM'nin yaptığı sınava ihtiyaç var. Düşünebiliyor musunuz? Koskoca bir sistemi, milyonlarca insanı işleten tek kurum ÖSYM. Peki bu süreç doğru mu? Ya ÖSYM - ki oldu- işlemeyecek duruma gelirse?
Acaba ÖSYM bu yıl sınav yapamıyorum derse ne olur? Ya da geçen yıl olduğu gibi beceremezse ne olacak? Üniversiteler öğrencilerini, öğrenciler üniversitesini nasıl seçer? 'B' planımız maalesef yok. Düşünün ki bu ülkede üniversite okumak için tek kriterimiz ve bu kriteri yerine getiren tek kurum var 'ÖSYM'. Bunun yanlış olduğu aşikar.
Biraz araştırdım. ABD'de merkezi sınavları yani üniversite sınavlarını yapmak için akredite almış kurum sayısı 163. Sistem çok sade ve sorunsuz işliyor. Sonuçta tek seçenekleri yok. Japonya'da iki basamaklı sınavın ilkeleri eğitim bakanlığınca belirlenmiş ama sınavı üniversitelerin kendisi de yapabiliyor veya akredite olmuş sınav merkezi de yapabiliyor. İncelemeye devam ettim. Birçok ülkede sınav var. Bazı ülkelerde öğrenciler sınavlara girdikten sonra üniversiteler, bölümlerine göre alt puan sınırları koyabiliyor. Örneğin bir üniversite 'hukuk bölümüne en üst 500, en alt 495 puan alan başvursun' diyebiliyor. Böylece belli başarı düzeyi arasından seçme yapabiliyor. Bu durumda hem merkezi sınavın etkisi hem de bölümün kendine has seçme kriterleri devrede olmuş oluyor.
Zaten merkezi yerleştirmeyi hiç sormayın orası tam bir karmaşa. Olacak iş değil. Siz üniversite kuracaksınız ama öğrencinizi nasıl alacağınızı belirleyemeyeceksiniz. Düşünün reklamcı yetiştireceksiniz ama kimin reklamcılık okuması gerektiğine siz değil tesadüfler karar verecek. Sonra yetişen mezunlar reklamcı olmayacak. Bu ne yaman çelişki değil mi?
Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi'ni duymuşsunuzdur. Burada okuyan bir öğrenci 5 yıldır dünya robot yarışmasında derece alıyor. Bu yıl son sınıfta ve YGS'ye girmiş. Aynı öğrenciye 11. sınıfın sonunda ABD'nin ve dünyanın en büyük üniversitelerinden birisi olan MIT burs ve kabul göndermiş. Aynı öğrenci YGS'de kaydırma yapmış olsa veya sınavda istediğini yapamamış olsa ne olacak? Ben size söyleyeyim MIT'e kabul edilmesinin anlamı yok. Türkiye'de üniversite okuyamaz. Garip değil mi? Yani öğrencilere dünyanın en büyük üniversiteleri 'gelin bizde okuyun' derken biz 'mutlaka YGS ve LYS'den geçmelisiniz' diyoruz. Hangisi doğru? Eğer ABD yanlış yapıyor olsaydı bugün dünyanın en iyi üniversiteleri orada olmazdı. Biz doğru seçiyor olsaydık sonuç böyle olmazdı.
Sonuçta ÖSYM benzeri kurum olacaktır. Ama bu ülkenin tek seçeneği ÖSYM olmamalıdır. Kurumlar sınavlarını mecburen ÖSYM'ye yaptırmak zorunda bırakılmamalıdır. Mutlaka ÖSYM benzeri akredite olmuş, ölçme değerlendirme kurumları kurulmalıdır. Ayrıca üniversitelere girişte tek seçenek sınav olmamalıdır. Öğrencileri, becerilerini, üniversitelerin istekleri ve önceliklerini dikkate almak zorundayız. Artık çocuklarımızı daha iyi keşfedecek, daha iyi seçecek sınav merkezlerine ve sistemlerine ihtiyacımız var. Aksi halde ne çocuklarımız mutlu olur, ne üniversitelerimiz büyür ne de eğitimde yol alabiliriz.

<p>Cumhurbakanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye - ABD ilişkilerine dair açıklamalarda bulundu. Kal

'NATO savunma sistemine entegre edilmeyecek'

8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajları! Anlamlı, en güzel Kadınlar Günü sözleri!

Dünyanın sonuna ilişkin tarih verdi! NASA'dan korkutan açıklama

Sosyal medyadan servis ettiler... Haftanın yalanları