• $8,1544
  • €9,7381
  • 457.584
  • 1379.4
28 Ocak 2010 Perşembe

Milli Eğitim Bakanlığı'nı özerkleştirelim

Ben ne zaman bir devlet yetkilisini dinlesem onlara haksızlık yaptığıma kanaat getiriyorum. Sonra kendime kızıyorum; Neden bu kadar çalışkan ve güzel insanlar hakkında olumsuz düşünüyorsun diye. Konuşmaları bitip ofisime döndüğümde söylediklerini bir araştırıyorum ki aman Allah'ım bu kadar keskin ve cin fikirli olunmaz diyorum.
Geçtiğimiz günlerde Bahçeşehir Üniversitesi'nde bir yabancı konuk vardı.
ABD'den New York Üniversitesi Steinhardt Kültür, Eğitim ve İnsan Gelişimi Fakültesi Dekanı Mary Brabeck gelmişti. Konu "Küresel bir toplum için yetkin öğretmenler yetiştirilmesinde bilimsel bulguların kullanılması" idi. Ben her zamanki gibi kaçırmadan pür dikkat izledim notlar aldım. Önce kürsüye MEB'de çok önemli bir pozisyonda bulunan adını söylemeyeyim bir yetkilimiz çıktı. Ülkemizde meğer öğretmenler ve öğretim ne kadar iyiymiş de haberimiz yokmuş.
Anlattıklarını dinlerken yine o duyguya kapıldım "Ben bu insanlara haksızlık yapıyorum" dedim. Konuşmaları bitti.
Kürsüye ABD'li konuğumuz çıktı.

NE KADAR EKMEK O KADAR KÖFTE

Prof. Mary Brabeck, konuşmasına başlarken öğretmen olmanın zorluklarını anlattı. Sonra bilimsel verilerden bahsetti ama bir farkla, veriler Türkiye ile ilgiliydi.
Önce öğrenci başarılarından bahsetti.
Tabii ki sonlardayız. Sonrada harcanan parayla, eğitime yapılan yatırımla alınan sonuç ilişkisini anlattı. Biraz amiyane tabirle "Ne kadar ekmek o kadar köfte" tam uydu çünkü harcadığımız para en az, aldığımız sonuç da en kötü. Durmadı devam etti. Hayır 'Dur' da diyemiyorum, bizim yetkili kan ter içinde kaldı. Bizimki ikinci raunda geçti, öğretmen mesleğinin saygınlığı ile ilgili araştırmadan bahsetti.
Finlandiya örneğini verdi, bizde yine durum kötü. Öğretmenlerin yüzüne baktım hepsi 'Ne kadar maaş veriyorsunuz ki' der gibiydi, ikinci aparkatı vurdu Amerikalı; 'Ama çalışmayan öğretmenin işine hemen son veriyorlar." Salonda derin bir sessizlik daha oldu. Bizim eğitimle ilgili sorunlarımızı elin ecnebisi araştırmış, incelemiş, getirmiş bize sunuyor. Bizimkiler de ilk kez duymanın verdiği şaşkınlıkla bakıyorlar.
Bizimkiler tabii bu durumdan hiç hoşlanmadılar. Neden yapanın yaptığı yanına kâr kalan bir sistemde yaşıyoruz?
Kimin umurunda on beş milyon öğrenci, ne öğrenmiş ne öğrenememiş, kimin umurunda eğitim, öğretim, ölçme değerlendirme, içerik.

ÖNERİMİ YABANA ATMAYIN

Kendi eğitim araştırmalarını yapamayan, eğitim öğretim verimliliğini ölçemeyen, eğitimdeki tek gündemi öğretmen ataması olan bir sistem ne kadar işleyebilir ki? Benim bir önerim var. Lütfen yabana atmayın gelin Milli Eğitim Bakanlığı'm özerkleştirelim aynı Merkez Bankası gibi. Eğitimi siyasetin elinden alalım. Eğitimi profesyonellere bırakalım.
Olmaz mı?

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler

Petranboard'u kapan zirveye koştu