• $8,2802
  • €10,0357
  • 482.982
  • 1427.73
01 Kasım 2015 Pazar

Merkezi yerleştirmeyi bu yıl kaldıralım

Eğitim çok önemli, bütün dünya artık bunu konuşuyor. Hatta yatırımlar, gelecek projeksiyonları, bütçeler, teknoloji, yatırımlar ama herşey eğitime rotasını çevirmiş durumda. Peki bu kadar önemli bir şey olan eğitimin öznesi ne? Özne kuşkusuz öğrenci, yani eğitim sisteminin çıktısı olan öğrenci bu işin merkezindedir.

Peki bütün dünya öğrenci merkezli düşünürken bizim eğitim kararlarımız ve sonuçlarına baktığımızda eğitimin ürünü olan öğrencilerin önemsendiğini düşünüyor musunuz? Ben düşünmüyorum ya da en azından sonuçlarının öğrenciye hizmet etmediğini görecek kadar bu işi biliyorum. Ne demek istediğimi daha açık anlatayım. Bir çocuk doğuyor, sonra aile onu temel bir yaşam becerisinden geçirip okula veriyor okul 12 yıl ve üstüne üniversite dediğimiz eğitim sistemine alıyor. Büyük yatırımlar ve çabalar sonucu eğitim sisteminin ürünü olarak sahaya sürüyor. Sonuç olarak bu sürecin amacı yaratıcı, üretken, kişisel gelişimini tamamlamış, özgüvenli bireyler yetiştirmek. Peki biz her yıl 1 milyona yakın mezun veriyoruz, neyi yanlış yapıyoruz ki eğitim sisteminin çıktıları mezunları ülkeyi diğer gelişmiş ülkelerin mezunlarına göre daha ileriye taşıyacak işler yapamıyor. Hatta son 10 yılda kurulan şirket sayısı, buluş sayısı, patent sayısı, üretilen ekonomi, yüksek katma değerli ürün yaratma konularında OECD ülkeleri arasında hep sonuncuyuz.
Tabi bunları basit tartışmamız yanlış olur ama ben bir tarafından bakmak istiyorum. Belki sonraki yazımda diğer başlıklara değineceğim. Lise eğitimi ve ona bağlı üniversiteye geçiş sisteminin sorunları sizce her yıl ne kadar öğrencimizi yok ediyor ve sizce bu sistem doğru yönlendirme yapabiliyor mu? Bir düşünün temel eğitimden sonra liseye geçen 1 milyon öğrenciye biz lisede ne yapıyoruz. Akademik ders anlatımı dışında ne yapıyoruz? Kişisel beceri ve yetkinlikleri gelişmesi için lisede en ufak bir çabamız var mı? ben söyleyeyim biz liseleri üniversite sınavı için paravan olarak kullanıyoruz. Varsayalım üniversite sınavı başarılı ve önemli 4 yıllık lisede tek amacımız bu sınava hazırlık olarak yürütülüyor. Sizce bu sağlıklı mı?
Hadi bunu da geçelim, üniversite sınavlarında 50 yıldır bütün sporuları yapan ya da bu sınavla seçilen öğrenciler mi daha başarılı yoksa çan eğrisinin sağında ve solunda kalan grup mu daha yüksek yaşam becerisi gösteriyor? Ben söyleyeyim maalesef üniversite sınavında yüksek başarı gösterindelerin hem kendi yaşamlarına hem de ülkeye katkısı maalesef abarttığımızın çok çok altında. Peki ama neden? Nedeni çok basit; kimin reklamcı olacağına karar verirken çözdüğü coğrafya sorusuna bakarsak Türkiye’nin reklam işlerini Amerikalı’lar yapar. Kimin mühendis olacağına tarih soruları karar veriyorsa biz başkalarının yaptığı teknolojiyi kullanmaya devam ederiz.
Peki çözüm mü? Üniversite sınavlarından vazgeçelim, öğrenciler lisede yaptıkları projeler, yetenekleri, sosyal sorumluluk çalışmaları ve ilgilerine göre üniversitelere başvursunlar ve kabul alsınlar. Sonuçta ABD bunu yüz yıldır yapıyor neden biz yapmayalım? Eğer üniversite girişte sınav yerine yukarıda saydığım özellikler öne çıkarsa liselerde de eğitim değişir ve öğrenciler proje yapmaya, sosyal sorumlulukla uğraşmaya, okumaya ve kendini geliştirmeye başlarlar. İşte o zaman liseler anlam kazanmaya başlar (bakınız, Robert kolej, Alman lisesi, Bahçeşehir fen ve teknoloji lisesi)
YÖK’e sesleniyorum, bölümlere baraj koymanız iyi niyetli ama bu işi çözecek bir karar değildir. Gelin bu yıl merkezi yerleştirmeye kaldıralım. Öğrenciler sınav punalarını alsınlar ve üniversiteleri belirledikleri baraj geçenler o üniversiteye başvursun, üniversite isterse o bölüm için mülakat, uygulama vb çalışmalarla öğrencilerini seçsin. İddia ediyorum iki yıl içinde üniversitelerimiz daha üretken, öğrencilerimiz daha mutlu olacaklardır. Diyeceksiniz ki peki torpil olur mu? Bu sözüme kızacaksınız ama bırakın her yıl onbinlerce yeteneği kaybedeceğimizi birkaç yüz kişiye torpil yapılsın. Ha bu arada kayırmaca içinde çözüm yine denetleme yani YÖK’tür. Bu riske girmeye değer diye düşünüyorum.

<p>Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un  aksam.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Serkan Fıçıcı'nın konuğu o

Milli Eğitim Bakanı Akşam TV'de... Serkan Fıçıcı'nın soruları yanıtladı

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı