• $7,417
  • €8,9978
  • 445.952
  • 1569.35
25 Mart 2010 Perşembe

Gelin bir oyun oynayalım

Gelin bugün sizinle bir oyun oynayalım. Oyunumuzun adı 'üniversitecilik'. Oyunumuz oldukça keyifli ama katılmanızı istiyorum.  Başlayalım mı? Evet, hazırsanız başlıyoruz. Şimdi elinizde ne kadar paranız ve mülkünüz varsa bir kağıda yazın. Altına bankalardan ve çevrenizdeki dostlarınızdan alabileceğiniz krediyi yazın. Toplayın, ortaya çıkan yekun ile oyun gereği faraza bir üniversite açacağız sakın yetmez falan demeyin sonuçta oyun oynuyoruz.

Önce bir vakıf kurmalısınız, çünkü kuracağınız üniversiteyi tüm malvarlığı ile birlikte bu vakfa bağışlayacaksınız. Vakfı kurdunuz çevrenizdeki etkin ve yetkin kişileri de aldınız bir mütevelli heyeti kurdunuz. Artık üniversite açmak için başvuru yapabilirsiniz. Bunun için okkalı bir dosya hazırlamanız gerekiyor. Dosyanız hazırsa YÖK'e başvuruyorsunuz. Önce YÖK sizi denetliyor uygun görüyorsa Meclis, Mlli Eğitim Komisyonu'na gönderiyor, onlarda uygun görüyorsa, uzatmayalım zaten bu komisyonlar yeterince uzatıyorlar. En son üniversite açmanıza izin veriliyor. Ha unutmadan onay verilirken size 'bak sen bu işleri bilmezsin sana bir ağabey veriyoruz. Bu ağabey bir devlet üniversitesi yani senin hami üniversiten o sana ağabeylik yapacak sakın sözünden çıkma, bu arada sen istediklerimizi yapmazsan üniversiteni alıp ona veririz' diyorlar. Korkmayın canım sadece oyun oynuyoruz. Neyse devam edelim oyunumuza, izni aldık, binamızı yaptık, hocalarımızı aldık. Bunların tamamını kendi paramızla yapıyoruz.

Sonra YÖK'ten bir yazı geliyor 'bu yıl şu fakülteyi açabilirsin, ama şunu açamazsın.' Siz soruyorsunuz 'peki ama neden?'

Cevap 'biz öyle istiyoruz.'

Siz yutkunarak 'ama ben oraya öğrenci alırsam, hocam da var' sözünüzü bitiremeden karşıdan tok bir ses 'biz ne istersek o olur' diyor. Razı oluyorsunuz.

Neyse oyun devam ediyor. YÖK kaç öğrenci alacağınızı belirliyor, bu öğrencilerin kaçını burslu okutacağınıza da karar veriyor. Siz para harcayıp üniversite açtığınıza güvenip her şeye karar vereceğinizi sanmayın, kararları YÖK veriyor. Siz sadece vakfeden kişisiniz.

YİNE TEK BAŞINIZA MÜCADELEYE DEVAM EDİYORSUNUZ

ÖSYS yapılıyor, öğrenciler gelmeye başlıyor. Bir hesap yapıyorsunuz öğrencilerin ödedikleri para giderlerinizi karşılamıyor. Diyorsunuz ki 'ben bina yaptım hoca aldım, vakıf kurdum ülkeme bir üniversite bağışladım. Zaten ben özel üniversite değilim, kar etme gibi bir yapımda yok amacımda ama siz de destek olun üniversite yaşasın' karşı taraf  'ama o üniversite senin vakfının yapamazsan ağabeyin gelip alır' diyor. Siz de üniversiteyi yaşatmak için yine tek başınıza mücadele etmeye devam ediyorsunuz.

Ha kusura bakmayın unuttum, bu oyunda başka oyuncularda vardı söylemeyi unuttum. Siz vakıftınız ya, bir de devlet üniversitesi açanlar var. Onların rolü daha farklı, onlara dokunan yok, binaları olması şart değil, hocaları da olmaya bilir, öğrenci ister gelsin ister gelmesin kimsenin umurunda değil, öğretmen ücreti bina kirası da yok. Onlar rahat, birileri onlara para gönderiyor onlar harcıyor. Anlayacağınız onların rolü daha farklı, kızmayın canım şurada oyun oynuyoruz.

Devlet kimin tarafında derseniz, tabii ki onların çünkü, siz kendi paranızla ülkenize öğrenci yetiştirmek amacıyla her şeyiniz döktünüz üniversite kurdunuz sizi 10 yılda 253 kez denetlerken, milletin parasını harcayan kamu üniversitelerini sadece 3 kez denetlemiş. Şimdi bir düşünün bu oyunda sizce kim kazanır?

Bu sadece bir oyun canım gerçek hayatta olmaz. Hele hele bizim gibi eğitime meraklı bir ülkede eğitime gönül veren kişiler hem desteklenir hem cesaretlendirilir. Bu anlattığım Patagonya'da oluyor zaten.

<p><span>Niğde'nin meşhur patatesi dondurmaya da lezzet katacak. 'Patatesli dondurma olur mu?' demey

Patatesli dondurma hem şaşırtıyor hem de tadanları kendine hayran bırakıyor

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Azerbaycan'da 20 Ocak Katliamı'nın kurbanları yad ediliyor

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı