• $7,6864
  • €9,1251
  • 416.906
  • 1529.44
23 Aralık 2010 Perşembe

Artık kandırılmak istemiyorum

Tam yirmi yıldır eğitim alanında çalışıyorum. Son yıllarda yazıyorum düşünüyorum kendimce. Ama her düşündüğümde daha da karamsarlaşıyorum.
Hep neden diye soruyorum. Neden biz gelişmiş ülkeler gibi olamıyoruz. Neden eğitimimizi ölçemiyoruz, neden sorunları örtmeyi tercih ediyoruz, neden insanları yanıltıyoruz. Tüm bu soruların cevaplarının çelişkilerde gizli olduğuna karar verdim.
Ama yazacaklarımı sadece şimdiki yöneticiler değil son otuz yıldaki bütün yöneticiler için geçerlidir. İşte size birkaç örnek biz eğitimi siyasete emanet ettiğimiz sürece sanırım bir arpa yol gidemeyiz. İşte kanıt; Eğitim parasız deniyor, ama her şeyden eğitime katkı vergileri kesiliyor. Bir SGK'lı çalışanın 20 yılda eğitim için ödediği vergilerle en az altı çocuk okuyabiliyorken onun belki bir belki iki en fazla üç çocuğu var. Vergi kesmeyin herkes kendi çocuğunu kendisi okutsun olmaz mı?
Dershanelere karşıyız. Ama dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile dershanelerin eğitimin parçası olduğunu söylemeye dilimiz varmıyor. Vergi alıyoruz, istihdam sağlatıyoruz. Okullarda okuyan lise son sınıf öğrencilerine bakan eliyle ikinci dönem izin veriyoruz. Okulda değil dershanede daha başarılı olacaklarına inanıyoruz. Hepimiz dershanelerin başarıya katkı sağladığına inanıyoruz ama olsun oy almak için karşıyız.
Sınavlara karşıyız. Her seçim döneminde kaldıracağımızı vaat ediyoruz. Ama başarımızı da sınavlara göre anlatıyoruz. Sürekli halka yalan söylüyoruz dünyanın her yerinde sınav olduğunu biliyoruz ama halka söylemiyoruz. Sınavların gerekliliğine inanıyoruz ama oy getirdiği için sınavları kaldıracağımızı söylüyoruz.
Tüm liseleri Anadolu lisesi yapacağımızı, öğrencilerin evlerine en yakın liseye sınavsız gireceğini söylüyoruz.Ama biz bunu süper liseler döneminde denedik rezil olduk demiyoruz halka. Bütün okullar Anadolu lisesi olduğunda daha çok sınava ihtiyaç olacağını söylemiyoruz çünkü seçime altı ay var.
Özel öğretime destek vereceğimizi söylüyoruz. Ama iş faaliyete gelince adım atmıyoruz. Dünyanın en geri kalmış ülkesinde bile %10'lara dayanan özel öğretim bizde daha %2'lere yeni ulaştı. Avrupa'da bile özel okula giden çocuğun parasının bir kısmını devlet öderken bizde devletin bir de KDV almasını saklıyoruz. Ama biz özel öğretime destek verdiğimizi söylüyoruz.
Bir avuç özel okulun sürekli başarılı olmasını bile hazmedemiyoruz. Ama her planımızda özel öğretimi geliştireceğimizi belirtiyoruz.
Kamu personel yasası hazırlıyoruz. Özel sözleşmeli çalışana geçeceğimizi söylüyoruz. Başarıya ve performansa dayalı personel rejiminden bahsediyoruz. Ama arkasından sürekli kadrolu öğretmen atayacağımızı vaat ediyoruz. Cesaret edip öğretmen performansını ölçemiyoruz. Kendi çocuklarınızı istediğimiz okulda istediğiniz öğretmene verebiliyoruz ama halkın çocuklarını e-okula göre kayıt yapıyoruz.
Üniversite eğitimini geliştirdik diyoruz.
Ama üniversitelerde hoca olmadığını, dünyanın en başarılı ilk 500 üniversitesi arasında üniversitemiz olmadığını söylemiyoruz. Son on yılda açılan ve dünya çapında eğitim yapan vakıf üniversitelerinin katkısını yok sayıyoruz. Eğitimi devlet ve özel diye ayırıyoruz. Sanki özel kurumların devleti başkaymış gibi. Devletin parasını kullanan üniversiteleri değil kendi kaynaklarını kullanan üniversiteleri denetliyoruz. Çünkü halkın parasının nasıl harcandığı önemli değil.
Milli eğitim olarak herkese açık olduğunuzu söylüyoruz. Ama bir SBS bilgilerini dahi kamuoyu ile paylaşmıyoruz. Bakanlık dışında düşünen üreten insanların görüşlerini almıyoruz.
Geleceği planladığınızı söylüyoruz ama yıl sonunda kaç öğrencinin okula başlayacağını bile bilmiyoruz. Üniversitelerin eğitim fakültelerine kaç öğretmen adayı alınması gerektiğini dahi planlayamıyoruz.
Kısacası çelişkiler, çelişkiler. Mevlana'nın dediği gibi "Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol" ama neden olasınız ki nasıl olsa halk balık hafızalı yarın unutur. Önemli olan doğruyu yapmak değil oy almak değil mi? Ünlü devlet adamımızın dediği gibi "Dün dündür, bugün bugündür."

<p>Samsun'daki rezaletin ardından bir haber de Ankara'nın Mamak ilçesinden geldi. Bir kadın, tartışt

Eşini sokak ortasında dövdü

Adana'da yanan ormanlık alanlar tekrar ağaçlandırılmak üzere hazırlanıyor

Yaren Leylek ve Adem Amca, 10'uncu yılda da buluştu

Bitlis'te besiciler kış şartlarındaki zorlu mücadelesi