• $9,2577
  • €10,8089
  • 531.765
  • 1432.8
7 Nisan 2015 Salı

Ahmetli Köyü’nün Ahmet Öğretmen’i

Cumhuriyet yeni kurulmuştur. Savaş yeni bitmiş, toplum fakir, toplum yokluk içinde kıvranmaktadır. Cumhuriyetin yeni bir neferi Ahmet Öğretmen yeni mezun 21 yaşında dönemin maarif nazırı kendisini çağırır ve Erzincan’ın bir köyünde görevlendirir. Ahmet Öğretmen uzun bir tren yolculuğu ile Erzincan’a oradan da on dört saatlik yürüme yoluyla köye ulaşır. Köye ulaştığında yıkık dökük savaştan yeni çıkmış ve harap bitap insanlarla tanışır. Öğretmenin geldiğini duyan köylü hemen muhtarın evine koşar, bir anda muhtarın evi dolar. Öğretmeni merak eder köylüler, ilk kez tanıştıkları bir kavramdır öğretmen. Öğretmenin gelmesine çok sevinir köylü ama gelin görün ki bir sorun köyde okul yoktur. Bunu öğretmene söylerler, öğretmen “yaparız” der. Köylüler ile öğretmen bir ayda okulu yaparlar ve yanına da bir odalı lojman yaparlar. Okulun ilk açıldığı gün köyde davullu zurnalı açılış yapılır. Çocuklar okula girer aileler de kapıda bekler. Köylü çok mutludur. Ahmet Öğretmen o köyde 5 yıl görev yapar. Görev yaptığı süre içinde Ahmet Öğretmen’in bir dediği iki edilmez, her istediği yapılır ve Ahmet Öğretmen bir gün dahi kendisi yemek yapmadan, soba yakma derdi olmadan o köyde yaşar. Ahmet Öğretmen oradan ayrılırken bütün köylü peşinden gözyaşı döker. Ahmet Öğretmen’in yetiştirdiği çocuklar eğitimine devam ederler ve 20 kişilik o gruptan 5 öğretmen, 2 doktor ve 6 mühendis yetişir. O köyün adı Ahmetli Köyü’dür. Benim doğduğum köydür. O köyün kaderini değiştiren öğretmene vefa olsun diye köylüler öğretmenin adını köylerine vermişlerdi. İşte cumhuriyetin ilk yıllarında öğrenme, okul aşkı o kadar büyüktü ki öğretmen validen de, kaymakamdan da, milletvekilinden de daha önemlidir.

Ben o köyde doğdum orada büyüdüm. Bir öğretmenin bir toplum için ne kadar önemli olduğunu gördüm. O okulda ben de 1.sınıfı okudum. Düşünün ki bütün binalarda köyün her yerinde Ahmet Öğretmen’in izi var. Biz Ahmet öğretmenlere ve bütün öğretmenlere çok şey borçluyuz. Hepsinin ellerinden öpüyorum. Bu toplum “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” anlayışından gelir. Bu toplum köyde öğretmen varken onu baştacı yapar. Bu toplum öğretmenine dokundurmaz, bu okul öğretmeni için canını verir. Öğretmen de bu toplum için canını verir. Ailesini bırakıp yurdun her yerinde aç kalır ama yine de öğrencilerini bırakmaz. Karda kışta öğrencisi için yaşamını hiçe sayar.
Bu ülkeyi kuran ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bile sınıfına girdiğinde iki büklüm izin isteyerek arka sıraya oturup sessizce dinlediği öğretmenlerimizden Halil Serkan Öz öğretmenimizi kaybettik. Yalova’da bir lisede görev yapan bir öğretmenimiz. Kendisini çok talihsiz bir olay sonucu kaybettik. Çok üzgünüz ama sanırım bizi üzen öğretmenlerin toplumda geldiği nokta. Maalesef “Bir ulusu kurtaracak ancak ve ancak öğretmenlerdir” diyen bir anlayıştan bugüne gelmemizdir.
Sadece şunu soralım Sayın Bakanım bu ülkenin var olmasını en temel taşlarından olan öğretmenlere bu yapılanları
görmezden mi geleceksiniz? Yoksa bu vatana her türlü hizmeti vermiş, makam arabası olmayan, evi kirada olan, ayakkabısı yırtık, takım elbisesi eski ama öğrencilerinden başka hiçbir şey düşünmeyen bu insanların haklarını Halil Öğretmen’in şahsında onurlandırmanızı bekliyoruz.

<p>Türkiye'nin attığı önemli adımlar  dünya medyası tarafından yakından izleniyor. Birçok ünlü düşün

“Türkiye yükselen ağır sıklet”

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor