• $7,5399
  • €8,9781
  • 413.268
  • 1541.98
14 Ağustos 2009 Cuma

1974 yılı size ne hatırlatır?


Bir düşünün, ben o yıllarda iki yaşındaydım, kendi hayatımı hatırlamıyorum.
Ama 1974 yılında ülkemizde üniversite sınavlan merkezi olarak yapılmaya başlandığını biliyorum.
1974 yılında üniversite sınavına giren öğrenci sayısı 230 bin civarında kontenjan ise 37 bin, yani her 6 öğrenciden birisi üniversiteli olabiliyor. Yerleştirme sonucunda açık kontenjan kalmıyor. Yıl 1980, sınava giren öğrenci sayısı 465 bin neredeyse 1974'ün iki katı, kontenjan 41 bin, yani her 11 öğrenciden birisi üniversiteli oluyor. Açık kontenjan yine yok. Yıl 1990, sınava giren 892 bin kontenjan 196 bin, giren her 5 öğrencinin birisi yerleşebiliyor. Ama ilk kez bu yılda açık kontenjan oluşmaya başlıyor. Yıl 2000 sınava giren öğrenci sayısı 1.415 bin, kontenjan 414 bin, yani 4 öğrenciden birisi üniversiteli olabiliyor. Açık kontenjan artmaya ek yerleştirme yapılmaya başlanıyor. Uzatmayacağın son bir örnek daha vereyim. Yıl 2006, sınava giren öğrenci sayısı 1.780 bin, kontenjan 646 bin her 3 öğrenciden biri üniversiteli olabiliyor ve yıl 2009 sınava giren öğrenci sayısı 1.350 bin, kontenjan 617 bin yani her iki öğrenciden birisi üniversiteli olabiliyor ama olmuyor. Öğrenciler tercih yapmıyor, kontenjanlar boş.
ÇOCUKLARLAR ÇILDIRDI MI?
Yukarıda verdiğim sayılar sizce ne anlama geliyor? Neden kontenjan sağlandığı halde öğrenciler beklemeyi tercih ediyor. Yoksa elli yıldır kopartılan gürültüler boşuna mı? Elli yıldır " üniversitemiz az kontenjanımız az o yüzden yığılma var" sözü kandırmaca mı? Bir düşünün öğrencilere kontenjan sunuyorsunuz ama onlar beklemeyi tercih ediyor. Yoksa bu çocuklar çıldırmış mı? Olacak iş mi? İşte size üniversite diyoruz ama onlar tercih etmiyor.
Bu yıl açılan kontenjanın 90 bine yakını boş kaldı. Hani üniversite açtığınızda, kontenjanları arttırdığınızda öğrenciler üniversitelere koşacaklardı. Açıköğretim fakültesine bölümler ekleyerek herkesi üniversiteli yapacaktınız. Hesap tutmadı, bırakın açıköğretimi öğrenciler örgün öğretime bile gitmediler.
Ama yöneticilerimiz göreve başladıklarında ilk sözleri "üniversite önündeki yığılmayı sınavı kaldırarak çözeceğiz. Böylece dershaneler kapanacak" olmuyor mu? Yıllardır bütün üniversite sorunlannı dershanelere bağlamadık mı?
Basbakanlanmız oy almak için dershaneleri ve üniversite sınavlannı kaldıracaklarını vaat etmediler mi? Hatta daha da ileri giderek dünyanın hiçbir yerinde üniversite sınavı olmadığını söylemediler mi? Peki, her seferinde üniversite sınavlannı kaldırma vaadi veren, dershaneleri ülkemizin eğitim sorunu olarak gören sayın yöneticilerimiz, dershaneler olmasa idi bu kontenjanlar dolar mıydı? Dershaneler yukanda saydığım tarihlerin hepsinde bu ülkede eğitim faaliyeti yapmadılar mı? Peki, o yıllarda sürekli olarak "üniversite ve kontenjan az o yüzden öğrenciler yığılıyorlar, dershanelerde bu işten nemalanıyor" demediniz mi? Şimdi ne diyeceksiniz. Kontenjan da üniversite de var ama öğrenciler gitmiyorlar.
GERÇEĞİ SÖYLEYEBİLMEK
Neden ülke ihtiyaçlanna göre çözümler üretmek yerine işi sadece eğitim yapmak olan dershanelerle uğraştık. Neden ülkemizin ihtiyacı olmayan hatta elaman fazlalığı olan ziraat mühendisliğini farklı farklı isimlerde pişirip pişirip öğrencilerin önüne getirdik. İsterseniz bir düşünün. Acaba biz yanlış mı yaptık, sadece eğitim öğretim yapan öğrencilerin öğrenmesine ve yönlendirmesine katkı yapan dershanelerin bunca yıl bir günahı yoktu da biz günah keçisi mi yaptık? Belki gerçeği söyleme zamanı gelmiştir. Eee, ne de olsa elli yıldır nemalandığınız söylem çürüdü. O halde kendinize yeni bir söylem bulmalıyız. Yoksa yeni seçimlerde ne diyeceğiz insanlara...

<p>Cumhurbakanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye - ABD ilişkilerine dair açıklamalarda bulundu. Kal

'NATO savunma sistemine entegre edilmeyecek'

8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajları! Anlamlı, en güzel Kadınlar Günü mesajları!

Dünyanın sonuna ilişkin tarih verdi! NASA'dan korkutan açıklama

Sosyal medyadan servis ettiler... Haftanın yalanları