• $7,3894
  • €8,9804
  • 442.697
  • 1547.09
09 Eylül 2010 Perşembe

1974 ruhunu arıyoruz?


Dünden bu yana telefonum hiç susmadı. Arayan arkadaşlarım gazeteci arkadaşlarım sorular hep aynı yeni bir sınav merkezi kurulacakmış üniversite sınavı hariç diğer sınavları bu merkez yapacakmış bu konuda benim görüşümü soruyorlar. Bu soruyu ilk duyduğumda nutkum tutuldu. Oğlum aklıma geldi. Tam 13 yaşında Allah bağışlasın. 13 yılda ne kadar yol aldığımı düşündüm. Doğması, emeklemesi, ilk yemeği, yürümesi, konuşması, okula başlaması, tek başına ilk sokağa çıkması, SBS'ye girmesi yaşadığı heyecan. Aklıma rahmetli Altan Günalp ve Fethi Toker hocam geldi. Yıl 1973 Ankara'da Hacettepe'de bir araya gelmiş on vatansever bilim insanı konuşuyorlar. Hepsi aynı şeyi düşünüyor bu ülkeye adil ve doğru bir üniversite sınavı lazım tabi bu sınavı yapacak bir de kurum. 1974 yılında ÜSYM kuruluyor "üniversiteler arası seçme ve yerleştirme merkezi" merkezin hiçbir şeyi yok ne bilgisayar ne masa ne soru ne de personel hepsini bu on arkadaş yapmaya başlıyorlar.
Yıllar içinde soru bankaları, bilgisayarları, dünyanın en seçkin ölçme değerlendirmecilerine sahip oluyorlar. Gece gündüz çalışıyorlar. Öyle mükemmel bir merkez haline geliyor ki ÖSYM, 1982 yılında dünyanın süper gücü Japonya'dan eğitimciler bu işi nasıl yaptıklarını incelemeye geliyorlar ve sistemi çok beğenip kendi ülkelerine uyarlıyorlar.
Yıl 1974 hiç bir şeyi olmayan bir merkez kuruluyor Ankara'da aynı 1923'te hiçbir şeyi olmadan kurulan Atatürk Cumhuriyeti gibi temiz ve çalışkan. Yıl 2010 OSYM'nin her şeyi var bilgisayarları, soru bankaları, parası, personeli ama ilk OSYM'nin ruhu artık yaşamıyor. O on arkadaştan hiçbiri kalmadı ÖSYM de bazıları hakkın rahmetine kavuştu.
O on arkadaşın kurduğu ÖSYM tam 35 yıl boyunca tüm anketlerde en güvenilir kurum olarak gösterildi. Bir veliye veya bir öğrenciye sorsanız hep aynı şeyi söylerlerdi "sınav olmasa iyi olur ama iyi ki ÖSYM var." Merak eder misiniz bilmiyorum ama onların da affına sığınarak belirteyim. O on arkadaşın malvarlığını bir araşürın bu ülkede bir dönem milletvekilliği veya bakanlık yapanlar Karun kadar zengin olurken bu insanlann tek odalı evlerde veya kirada olduğunu görürsünüz. Porf. Dr. Durmuş Ali Özcan ne olur bir google yazıp bakın. OSYM'nin deyim yerindeyse mutfağının baş aşçısı tam 30 yıl her şeyin babası o, şu anda bir apartman dairesinde yaşıyor. Acaba bu insan bazıları gibi soru sızdırarak zengin olmaz mıydı? Ama olmadı.
Fethi hocamı hiç yazmıyorum bilen bilir ne muhteşem bir bilim adamı olduğunu.
OSYM'nin bugünkü durumu karşısında bu on arkadaşın nasıl bir ruh hali içinde olduğunu düşünün yetiştirdiği çocuğun kötü yola düştüğünü duyan baba gibidirler herhalde.
Dünyanın en güvenilir kurumu ÖSYM artık zan altında. Peki neden?
İşin teknik kısmına girmeyeyim ama acaba ÖSYM de diğer kurumlarımız gibi kendini koruyamayıp düzene mi uydu? Veya biz diğer kurumlarımızı koruyamadığımız gibi ÖSYM'yi de koruyamadık mı?
Şimdi tartışıyoruz. Ama tartışırken de iki şeyi arıyoruz Miüiyet gazetesinin yaptığı gibi ÖSYM başkanının kellesini almayı ya da sınavları iptal ederek bu pisliği örtmeyi hesaplıyoruz. Kusura bakmayın ama hepimiz suçluyuz böyle bir kurumu yok ettiğimiz için hepimiz suçluyuz. Düşünmeden de edemiyorum "acaba bu durumu birileri hesapladı mı? Yeni bir sınav merkezi kurmak kimin işine gelir.
Acaba birileri istediği gibi at oynatamadı da rahat at oynatacağı bir yapı mı kurmak istiyor?" Oyuna gelmeyelim. ÖSYM kurum olarak dimdik ayaktadır. ÖSYM bizim için halen gurur kaynağı olmalıdır. Ama hata yapanlar ayıklanır. Özerk bir yapıya kavuşturulup direkt Cumhurbaşkanına bağlanır. Personelini de bütçesini de kendisi yapar. O zaman bakın bakalım KPSS ile soru yazım uzmanı alan ÖSYM mi daha başarılı özerk ÖSYM mi?
Sorun OSYM'nin yapısında değil içinde çalışanların 1974 ruhunu kaybetmesindedir.
Çözümde asla yeni bir sınav merkezi falan değildir. Bize lazım olan 1972 yılında ÖSYM'yi kuran ve onu dünyanın bir numarası yapan anlayış. Hepimizin bu olaylara bakıp düşünmemiz lazım, 1974 yılında bu merkezi kurup bin bir yoklukla 35 yıl boyunca en ufak bir acaba bile dedirtmeden çalışan o on arkadaşın önünde saygıyla eğilmektir. Son soruyu da sormak "neden yeni on kişiler yetiştiremiyoruz? "

<p><span>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Ekipleri HDP Binası'na 6 saatlik

Kandil değil HDP binası

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dünyanın en pahalı savaş jetleri hangileri? İşte dudak uçuklatan fiyatlar

Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattında performans testi için Ankara'dan Yozgat'a geçti