• $8,327
  • €9,9031
  • 484.747
  • 1404.66
28 Ağustos 2013 Çarşamba

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ağlayacak nesi var?

Kılıçdaroğlu Başbakan Erdoğan’ın “Esma” için ağlamasından fena halde rahatsız olmuş! 
Öyle böyle değil. 
Vardır kendince bir hikmeti! 
Danışmanları “efendim, halk sizin de ağlamanızı istiyor. Ne yapıp edip siz de bir televizyon kanalına çıkıp ağlamalısınız” demişler.(Sanırım Halk TV’yi önermişler.) 
Kılıçdaroğlu, “iyi de ben ne için ağlayacağım” deyince, danışmanlar donup kalmışlar! Öyle ya, Kemal Bey’in ağlayacak nesi var? 
İçlerinden biri, “Siz de Esad için ağlayın efendim!” önerisinde bulunmuş. 
Gidici ya! 
Kemal Bey “olmaz” demiş. 
Bir diğeri atılmış. 
“O vakit Sisi için ağlayın” 
Kılıçdaroğlu “henüz erken” demiş. 
Danışmanlar çaresiz. 
“Efendim bu durumda oturup kendi halinize ağlayın!” deyince Kılıçdaroğlu kızmış: 
 “Benim adım Kemal, Kemaller ağlamaz” deyip çıkmış işin içinden. 
Sonra yeni bir formül bulunmuş. Kılıçdaroğlu madem ki ağlayamıyor, o halde ağlayanın gözyaşlarını itibarsız hale getirelim. 
CHP’de moda. 
Kılıçdaroğlu “değerleri itibarsızlaştırma” konusunda mahirdir. 
Sevmiş bu fikri. 
Sonrasında hemen kolları sıvayıp Erdoğan’ın gözyaşlarını, Esma’nın şehadetini itibarsızlaştırmak için şu açıklamayı yaptı. 
 “Ağlamak bize yakışmaz… Mizansen şöyle. Sen televizyona çık, ben sana mektup okuyayım. (Mektup okuyan ben oluyorum sanırım.) Sen de orada ağla. Millet sana acısın.” 
Kemal Bey Türkiye’ye; Maliki’nin, Sisi’nin, Esad’ın, Netanyahu’nun, Merkel’in gözünden bakıyor.  Bilmiyor ki; millet Erdoğan’a değil, Esma’lara ağlıyor. 
Bu arada, Erdoğan’ın ağladığı programın ev sahibi ve o mektubu yayınlayan bendim. Kemal bey, Erdoğan’ı eleştirirken bana da çakmış. 
Ayıp etmiş. Yakışmadı. 
Mizansen neymiş ben kendilerine yüksek müsaadeleriyle bir anlatayım? 
Hem de mizansenin babasını. 
Önce bir “kaset” ayarlanır. 
Sonra bu kaset marifetiyle Genel Başkan Deniz Baykal istifaya mecbur bırakılır. 
Krizdeki CHP’de yönetim kadrosu toplanır ve hep birlikte yemin edilir. 
“Baykal’ı bu komploya yedirmeyeceğimize, yeniden Genel Başkan koltuğuna oturtacağımıza namus ve şerefimiz üzerine yemin ederiz” 
Bu yemini edenlerden biri de Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. (Savcı Sayan, o gün oradaydı.Üç yıldır da bu yemini hatırlatıyor.) 
Kılıçdaroğlu o yeminin ardından Deniz Baykal ile evinde bir araya geldi. Çıkışta gazeteciler “aday mısınız efendim?” diye sorunca; “Hayır!” cevabını verdi. 
Aday olmayacağını çeşitli kereler zikretti.  Sonra bir de ne görelim; Kemal Bey aday, ardından da genel başkan. 
Al sana mizansenin babası. 
Pehh! Ve son bir not. 
CHP’li arkadaşlar günlerdir tacizde bulunuyor. Neymiş efendim, Erdoğan’ı programa çıkarmışım, yiyorsa Kılıçdaroğlu’nu da çıkaraymışım. 
“Tükkan onun.” Ama gelemez. Zira iki kez anlaştık, ikisinde de yarı yolda bıraktı. 
Ben daha ne yapayım?

Kemal Bey’in kafası çok karışık, biraz dinlense

Aylardır bıkmadan usanmadan Erdoğan’ı diktatör olmakla suçladı. 
Yurtiçinde, yurtdışında. Gittiği her yerde. Diktatör aşağı diktatör yukarı. 
Şimdi birkaç gündür de tutturmuş, “çocuk gibi ağlıyorsun. Çaresiz zavallısın sen.” 
Haydaaa! Bu ne şimdi. Oldu mu? 
Diktatör mü, yoksa zavallı çaresiz bir çocuk mu? 
Bitti mi? 
Hayır! 
Bir de Başbakan’ın fiyakasını bozmaktan söz ediyor. 
Ben de diyorum ki; bırak başbakanın fiyakasını, CHP’nin iki yakasına bak. 
Baronlar CHP’nin bir yakasını çoktan dizayn etti. 
Sarıgül diyorum, marttan sonra diyorum, sizin yaka diyorum. 
Bilmem anlatabiliyor muyum? 
Ve bir uyarı. 
İktidar olmanın yolu başbakanın fiyakasını yok etmekten, gözyaşlarını itibarsız kılmaktan, hakaret etmekten geçmiyor. 
Biraz kendi fiyakanızla alakadar olsanız diyorum. 
Ne dersiniz?

<p>Sosyal medyadan #HelpTurkey etiketiyle yayılan ve bir kesimin devletin mücadelesini hiçe sayarak

'Help Turkey' provokasyonu

Kapıkule'de uyuşturucu, külçe altın ve kaçak eşya ele geçirildi

Asi Nehri'nde balık ölümleri görülmesi üzerine inceleme başlatıldı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (03 Ağustos 2021)