• $7,3696
  • €8,9608
  • 441.88
  • 1559.84
05 Eylül 2012 Çarşamba

'Siz', 'Biz'im yok olmamızı istiyorsunuz

Bazı gün insan içinden geleni gündelik hayatta kullandığı dille haykırmak istiyor.
O 'bazı gün'lerde de haliyle 'edepli bir dille ' yazı yazmak oldukça güç oluyor.
Benim için bugün onlardan biri.
Meslek gereği herkesi okumak durumunda olduğum için birçok yazarı, birçok haberi 'hızlı okuma' tekniğiyle, çaprazdan geçiyorum sadece.
Daha başlıktan 'haberin tadı' anlaşılıyor, çoğu yüzümü ekşitmeme, alt metinden burnuma gelen kokudan rahatsız olmama neden oluyor.
Kimi zaman bu 'koku' ana akım medyanın bel kemiği bir gazetenin yayın yönetmeninin yazısından da gelebiliyor
***
Uludere'yi, Şemdinli'yi, Hatay'ı, Beytüşşebap'ı kurcalamayacaksın. Dış politikaya dair en ufak eleştiri dahi yapmayacaksın, iç politikaya 'bulaşan'ların sonu zaten ortada. Yolsuzluk, ihale meselelerine zinhar dokunmayacaksın.
Pozantı'da yaşananlara temkinli yaklaşacaksın...
Gülen Cemaati ve kadrolaşmaya dair fikir sahibi bile olmayacaksın.
Kürtaj konusunda söyleyeceğin varsa fahişe olarak adlandırılmayı, tutuklu meslektaşlara özgürlüğü savunursan Ergenekoncu olmayı, 4+4+4'e itirazın varsa PKK'lı olmayı, 'Aman Hatay'a dikkat' dersen Baasçı olmayı göze alacaksın. Hele kazara Madımak katliamına filan da duyarlıysan yandın zaten.
***
Özetle; duymayacak, görmeyecek, konuşmayacak ve en önemlisi düşünmeyeceksin.
Hele sorgulamak! Zinhar sorgulamayacaksın!
Ve bu eylemleri neden yapmadığını, gerekçelerini de anlamaya çalışmayacaksın.
Önüne konanı yiyecek, ses etmeden hayatına devam edeceksin.
Bu arada 'uygun bulunduğu' ölçüde ülkenden ve dünyadan haberdar olacaksın.
10 şehit mi vermiş ülken, haberdar olmayacaksın.
Olursan da sana öğretildiği gibi 'efendice' sesini çıkartmadan oturacaksın.
Çoluğun çocuğun varsa endişelenmeyeceksin, yarınları düşünüp korkmayacaksın.
Hadi çok istiyorsan kork ama içinden. Dışarıya bir şey belli etmeyeceksin.
***
Yaramazlık yapmayacaksın... Yaparsan tek ayak üstünde, tek başına ve karanlıkta kalırsın.
Sonra uyarmadı deme!
Oysa biz böyle yetiştirilmedik. Hocalarımız, öğretmenlerimiz, ustalarımız bize işin eğitimini bu doğrular ekseninde vermedi.
Biz bu mesleği aşkla seçmişiz.
Sorgulamak için yaşar hale gelmişiz..
'Hayata haber olarak bakmayı' öğrenmişiz.
Önümüze konulanı çömezken bile yememişiz.
Gitmeyi, görmeyi, kurcalamayı ve ortaya çıkartmayı ahlak edinmişiz.
Bilinmeyene, gizli kalmışa zaafımız var bizim.
Siz de diyorsunuz ki 'Hayır yasak'; sen şimdi aptal olmaya, duymamaya, görmemeye ve sorgulamamaya formatla kendini.
Tek tip olmayı, koyduğum yasaklara uymamayı beceremiyorsan 'Çek git'... Çünkü gerisi yasak... Gerisi karanlık... Gerisine bu ülkede yaşam hakkı yok!

Sanatçı dediğin
ÜLKEDE herkes 'sansüre hayır' diye bağırırken, basın özgürlüklerinin geri verilmesi için mücadele ederken bir oyuncu kalkıyor karısıyla fotoğraflarını çeken magazin muhabirlerini Başbakan'a şikayet ediyor.
'Sayın başbakanım lütfen bunların elinden haklarını alın, bizim fotoğraflarımızı izinsiz çekemesinler' diyor.
Oktay Kaynarca karısıyla teknede görüntülenmiş olmaya kızıyor...
Aklına tek gelen 'Başbakan'a şikayet' oluyor. 'Kendi karılarını kızlarını çekip koysunlar' diyor.
Yazık... Kızmakta elbette 'kendince' haklı olduğu yerler vardır. Tutucu bir yaklaşımı da olabilir, eleştirme hakkımız yok. Magazin basını ve ünlü kişi olmak üzerine yorum yapmaya da gerek yok. Tek söyleyeceğim; Oktay Kaynarca tiyatro, sinema ve televizyonda oyunculuk sanatını icra eden biridir. Bir sanatçı Başbakan'a şikayet mektubu yazmaz. Çünkü sanatçı dediğin  'şikayet' etme eyleminin yanından dahi geçmez.

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yol kenarında biriken kardan araba yaptı

Vitrin mankeninin içinde ne var? Fenomenler herkesi şaşırtmaya devam ediyor