• $7,5345
  • €8,9837
  • 411.286
  • 1541.98
28 Kasım 2010 Pazar

New York'u en iyi kim bilir?

'New York'u iyi, hatta hepimizden iyi bilsen ne olur' diye sormak isterken bu tutumdan vazgeçip Serdar Turgut'u ve Oray Eğin'i suçlamayı tercih ediyorum. Çünkü tüm bu medya üşütüklüğünün müsebbibi onlar. New York hakkında yazdıkları yazılar ve takındıkları yukarıdan bakış 'bunları' o kadar kışkırttı ki deli gibi davranmaya başladılar...

Neyse...
Lafı uzatmayayım, bayram bitiminde New York'a geldik.
Her seyahatten sonra detaylı bilgi vermeye özen gösteriyorum. Çünkü biliyorum ki seyahate giderken birilerinin tavsiyelerine mutlaka ihtiyaç duyuyorsun.

Şimdi okuyacaklarınız 'New York'u en iyi bilen' değil, kendince damak tadı olan bir 'turistin update edilmiş tavsiyeler'i...

Öncelikle size şunu söylemek isterim; New York'un tüm iyi restoranlarında yemek yemeniz mümkün değil. O yüzden sadece birazıyla, hatta azıyla yetinmek zorundasınız. 10 günün 10'unu 'güzel yiyerek' geçirseniz bile daha yolun başındasınız demektir, çünkü seçenek ve kalite çok yüksek.
Şimdi gelelim tavsiyelerime...

Damak seviyeniz artsın istiyorsanız mutlaka Momofuku zincirinin herhangi bir halkasına uğrayın. Ben bu tavsiyeyi Oray Eğin'den 'Momofuku Ma Peche'e git' olarak aldım ve gittim. Yediğim en lezzetli domuz kaburga ve ördekle tanışma fırsatını yakaladım.

Gayet rahat, gösterişsiz bu restoran, görsel açıdan size etkileyici gelmeyebilir ama yemek yerken inleyeceğinizi garanti ediyorum.
Hem sosyal, hem görsel, hem de lezzet arıyor ve formal giyinmenin gerekli olmadığı bir yer istiyorsanız tavsiyem Standart Otel'in altında bulunan Standard Grill olacak.

Standard Grill'de ıstakoz ve balkabaklı cheese cake'i mutlaka deneyin derim. Yemek yerken bulunduğunuz mekanın yerlerinin demir paralardan oluştuğuna dikkat edin!

Sushi seviyorsanız mutlaka Tomoe. Mümkünse istiridye çorbasıyla başlangıcı yapmalısınız.

Saat 13.00'te açılan 15:00'te kapanıp akşam tekrar açılan bu küçük, köhne restoranın kapısında büyük kuyruklar oluyor. Açılmadan bir süre önce sırada yerinizi almanızda fayda var, yoksa sıra size geldiğinde kapılar çoktan kapanmış olabilir. Tomoe'de yediğim yılanbalıklı roll hala aklımda..
Şöhretlerle karşılaşmak, normal bir lezzet ama sağlam şarap menüsü peşindeyseniz sizin için en uygun yer Waverly Inn.

Birçok farklı yemek tadalım, her şey ortaya gelsin diyorsanız Stanton Social'a gidin. Ortam hoş, kalabalık. Yemekler lezzetli. Meze usulü her şey ortaya geliyor ve paylaşılıyor.

Babbo ise hem lezzet hem sosyalleşmek açısından seçilebilecek bir İtalyan restoranı. Gerçek New Yorker'larla 'takılmak' istiyorsanız Babbo'ya gidin. Ve mutlaka haşlanmış midye ve beyinli ravioli deneyin. Çıtır pizza delisiyseniz, incecik pizza için Vezzo'yu tek geçin. Ama sıfır şıklık, hızlı ve lezzetli bir atıştırmadan başka şey beklemeyin.

Açıkçası barlar ve gece kulüpleri konusunda tesviyede bulunacak bir deneyim edinemedim. Sadece yeni açılan The Otel James'in en üst katındaki bar son günlerin en 'in' yeri... Otelin içine yerleştirilmiş etkileyici tasarımlara göz atmadan bara çıkmayın. Özellikle de lobiden geçerken klavyelerle yapılmış mozaik duvarı görmezden gelmeyin. Tavsiye ettiğim yerlerin adreslerini, sokak numaralarını özellikle vermedim. Zaten bu 'ben biliyorum' tavrından bıktığınızı düşünüyorum. New York'a gidiyorsanız ve tavsiyelerimden yararlanma niyetindeyseniz bir Google hareketiyle tüm adreslere ulaşabilirsiniz.

İki küçük tavsiye daha; bir; asla Thanksgiving ve dolayısıyla Blackfriday'e denk gelen bir seyahat programı yapmayın.
İki; taksi ve restoran sırası beklemek konusunda sabırlı olun...


Al Pacino'yla göz göze...
Bu dünyada Al Pacino'yu beğenmeyen, çekici bulmayan kaç kadın vardır bilmiyorum. Sadece kadınlar da değil, oyunculuğun olağanüstü çekimine kapılmayan çok az insan vardır demek daha doğru olur sanırım.
Hal böyleyken kız kardeşimden aldığım 'siz buradayken Al Pacino'nun oyunu var, Brodway'de' telefonu başımı döndürdü... Bilet bulma çabalarım o kadar ateşliydi ki sayemde 4 kişi daha oyunu izledi.

Neyse, itiş tepiş bulunan yerler ayaktaydı. Yani oturmalılar bitmiş ayakta izleme yerleri kalmış. Elbette düşünmeden aldık. Venedik Taciri'yle Al Pacino karşımızdaydı. Henüz turistler bu oyundan haberdar olmamış o yüzden son derece nezih ve sanatsever bir kalabalıkla izledik oyunu. Fakat üç saat süren ve ağır bir dil kullanılan bu Shakespeare eserini Al Pacino'yla göz göze olmak söz konusu olsa da ayakta izlemekten keyif almanız neredeyse imkansız.

Ancak size bir itirafta bulunacağım, içeride fotoğraf çekmek yasak olmasına rağmen gizlice Al Pacino'nun fotoğraflarını çektim!
Not: Sanatçı dediğin az para alır ve tiyatroda oynar vıdı vıdı vıdı gibi klişelere girmeyeceğim, korkmayın!


Teröristlerin bayramı!
Şehre geldiğim gün bayramın son günüydü. Her yer Türk kaynıyordu. Havaalanından çıkarken Yılmaz Erdoğan ve Tuba Çandar o karambolde görebildiklerim oldu. Sokaklarda dolanırken 'anne' diye bağıran bir çocuk veya 'ay bunlar burada çok ucuz' yorumu yapan kadınlar İngilizce konuşan sayısından çoktu.

O gün bindiğimiz taksi şoförü ise başka bir sıkıntısını paylaşıyordu bizimle.
Aramızda geçen diyalog 'Dün taksi bulmakta zorlandınız mı?' sorusuyla başladı. 'Bu teröristlerin bayramı varmış dün, o yüzden hiçbiri çalışmamış' yorumuyla devam etti. Bir ara taksiciyle tartışmak ve tartışmamak arasında gidip gelen duygular yaşadım ama açıkçası hiçbir yorum yapmadan o taksiden inmeyi tercih ettim...

Bu arada belki merak edersiniz; Amerikan halkının ve magazin basınının Angelina Jolie, Brad Pitt ilişkisine merakı ve ilgisinde düşüş yok.
Bu hafta 'nişanlandılar' haberleriyle gündemdeler!

Bir diğer magazin yıldızı da Tom Cruise'un kızı. Suri Cruise küçücük yaşına rağmen sağlam hayran kitlesine sahip. Giydiği kıyafetlerden, gittiği bale kursuna kadar her hareketi buralarda haber...


Zenginim eş arıyorum!

Allah'Im bu gözler daha neler görecek!
Elbette birtakım dergi alışverişleri yapıldı. Geceleri otel odasındaki yatağa kurulup bir elimde soğuk suyum diğer elimde dergilerimle keyif yapmaktaydım ki gözüme çarpan bir ilanla irkildim. Elimde tutmakta olduğum Forbes'un yeni sayısıydı.

İlanlar bölümünde hoş, sarışın, alımlı bir kadın fotoğrafının yanında 'kişisel çöpçatan' yazıyordu.

'Stratejik biriyseniz, hayatta hedeflediğiniz şeyleri elde ettiyseniz şimdi sıra önemli bir adıma kaldı, uygun eşi bulmak!' Kelleher International isimli bu çöpçatanlık şirketi bir anne-kız tarafından yönetiliyormuş. İkisi de birbirinden 'sarışın' bu anne kız 'biz bu işi biliriz, zengin beyler ve alımlı hanımlar bize güvenin' diyor... Forbes'u satın alanların kitlesini düşünürsek durumun ne kadar içler acısı olduğunu daha iyi anlayabiliriz.. Vah, vah, vahhh!


Ve işte 'son gazete'

'NEW York'un en çok neyine özeniyorsun' diye sorsalar cevabım şüphesiz 'kitapçıları' olurdu...

Seyahatin yüzde 40'ı da kitapçıların yerlerinde oturup kitap okuyarak geçti diyebilirim. Özellikle de biyografi reyonlarında. Ben şimdi Robert Downie Jr'ın hayatını okumakla meşgulüm. Belki ileride sizinle de paylaşırım.
Ha bu arada World Trade Center'ın yerine yapılan yeni binaların inşası hızla sürmekte. İkiz Kuleler'in yerine bir tane kule arkasına yavruları sıralanmış durumda. Ama halk memnun değil. Ne projeyi beğenmiş ne de fikri. Genel arzu binaların aynısının yapılmasından yana..

Elbette New York'a gelip ucundan azıcık dahi olsa sanata bulaşmamak olmaz. Ünlü müze ve galeriler gezilir, son sergiler görülür. Şu anda New Museum'da sergilenmekte olan 'Last Newspaper' adlı sergi son günlerde bizim medyada da tartışılan 'gazeteler ölecek mi?' tartışmasına cevap verecek cinsten. Gazetelerin ve basılı yayının yerini internet ve teknolojiye bırakmaya mahkum olduğunu keskin bir dille vurgulayan bu karma sergi yakalayanlarca mutlaka gezilmeli.

<p>Samsun'da eski eşi E.M.'yi sokak ortasında 5 yaşındaki kızlarının önünde öldüresiye döven İbrahim

Samsun'daki caninin ifadesi ortaya çıktı: Bir anda gözüm döndü ve sinir krizi geçirdim

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı

Başkan Erdoğan, Mavi Vatan 2021 Taktik Tatbikatı'na canlı bağlantıyla katıldı