• $7,3747
  • €8,9371
  • 436.1
  • 1457.65
17 Eylül 2011 Cumartesi

Ne yazılabilir ki şimdi?

Hayatımda hiç; evim basılmadı.   
Mahremime böylesine tecavüz edilmedi.
Hayatımda hiç; kendimi savunma hakkım bu boyutlarda elimden alınmadı.
Hayatımda hiç; düşüncelerim yüzünden 'kilit altında' tutulmadım.
Hayatımda hiç; tutukluyken sevdiğimin ölüm haberini beklemedim.
Hayatımda hiç; adaletsizliğe, haksızlığa uğramak gibi duyguları 'onlar' kadar sarsıcı şekilde deneyimlemedim.
Hayatımda hiç; beynime, bilgilerime bu kadar somut halde gasp edilmedi.
Hayatımda hiç; aklı az çalışana saçma gelecek suçtan yargılanmadım.
Hayatımda hiç; eşimin ölüm haberini dört duvar arasına mahkumken almadım.
Bu duyguları sadece okuyarak, izleyerek, dinleyerek hissettim ben...
Şimdi ne yazılabilir, ne söylenebilir, ortaya nasıl 'büyük' laflar atılabilir ki.
Adalet mi istemeliyim, 'bu zulme son verin' diye mi haykırmalıyım... Kaç hayat, kaç cenaze, kaç tutuklu, hangi 'ithamname' üzerinden isyan etmeliyim?
Bunların hiçbirini yapmak gelmiyor içimden. En azından bugün...
Siz bu yazıyı okurken ben Güngör Yurdakul'un cenazesine katılıyor olacağım.
Hepiniz adına, tüm okurlarım, tüm tutuklu gazeteci arkadaşlarım adına aileye başsağlığı dileyeceğim. Orada olacağım ve orada duracağım!

Ben o yürüyüşe katılmam arkadaş!
İnsanı mesleğinden soğutursunuz siz! Hey siz, size sesleniyorum! Güya 'gazetecilere özgürlük' naraları atan siz meslektaşlarıma.
Bir mesaj aldım, pazar günü Taksim'de 'Ahmet ve Nedim yürüyüşü' düzenliyormuşsunuz. Tüm duyarlı ve özgürlükçü meslektaşlarınızı da bekliyormuşsunuz!
Sizin gazetecilere özgürlükten tek anladığınız Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutukluluğu ile ilgili bir durum öyle mi?
Peki ya diğerleri?
Onlar orada kalsa da fark etmez mi sizin için?
Ahmet ve Nedim salıverilince tüm sorun ortadan kalkacak mı yani?
Bu kadar mısınız siz!
Tuncay Özkan hakkında duyduklarınız içinizi parçalamıyor mu?
Adamın içinde bulunduğu vahamet vicdanlarınızı rahatsız etmiyor mu?
Ya Mustafa Balbay? Adamcağızın çocuğu baba nedir bilmeden büyüyor.
Ben demiyorum ki; Ahmet'i, Nedim'i boş verin. Ben diyorum ki; hepsi için, tüm tutuklu gazeteciler için özgürlük isteyin.
Ülkemizde şu anda 66 tane gazeteci tutuklu... Ama siz diyorsunuz ki bize Ahmet'le Nedim'i geri verin yeter. Öyle mi?
O yürüyüşe katılırsam namerdim!

Ezgi Başaran 'abi' ve 'ablalarına' meslek dersi veriyor
Uzun zamandır kendisi hakkında bir yazı yazmak istiyorum. Bir türlü fırsat olmadı.
Önceleri Ertuğrul Özkök'ün sık sık övgülerine konu olmasını anlayamamıştım.  Ama sonra durumu fark ettim.
Uzun zamandır açık olan önemli bir boşluğu işleriyle doldurduğunu görmezden gelmek imkansız.
Ezgi Başaran'dan bahsediyorum. Radikal gazetesinde yazıyor olmasına rağmen parlamayı başarıyor. Ki bu kolay iş değil!
Röportajları kadar yorumlarıyla da etkileyici oluyor... Şimdilerde okunacak pek bir şey bulamıyoruz. 'Abiler', 'Ablalar' bile susmuş, sinmiş durumda... O yüzden de Ezgi Başaran'ın varlığını önemsiyorum. Hem cesur, hem dolu hem de genç. Ezgi Başaran'ı hala sık okuduklarınız listesine almadıysanız derhal alınız!
Okura not: Bizim 'camia'da biri hakkında güzel şeyler yazdın mı altında mutlaka bir tanışıklık, bir ahbaplık, bir bağ aranır... Herkesi kendileri gibi sanırlar çünkü... Neyse, Ezgi Başaran'ı hayatımda hiç görmedim. Tanımıyorum. Siz bilin de, gerisi önemli değil!

<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Şayet Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın müs

'Bahçeli'nin Şuşa'da yaptırmak istediği okul kardeşliğin sembolü olacak'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları