• $8,0655
  • €9,6959
  • 460.337
  • 1408.14
11 Haziran 2011 Cumartesi

Mehmet Ali Birand'a yersizce yüklenmeyin...

Açık sözlü olalım, başkalarının üzerinden kendimizi tatmin etmeyelim.
Birand'ın yerinde kim olsa çok zorlanırdı.
Devir malum...
Konuşulanlar, yaşananlar ortada...
Şimdi Mehmet Ali Birand ne yapsın? Bir silahşor edasıyla saldırsın, sıkıştırsın, kana kan bir tartışmaya girsin öyle mi?
Kaçınız yapabilirsiniz bunu, dürüst olun Allah aşkına?
Bu Twitter'dan adam asmaca oynamaya benzemez.
Canlı yayında başbakanı ağırlıyorsun ve devir bir başka devir.
Başbakanı ağırlamak zor zanaat.
Bilirsin ki yarın öbür gün dara düşersen bugün sana gazetecilik dersi verenler yanında olmayacak, sen kendi darında darlanacaksın.
Bir diğer yandan da bilirsin ki mesleğin affetmez. Hem gazetecilik yapacaksın hem kendini kollayacaksın!
Zor iş yani...
Hiç istemezdim o durumda olmak...
Gazetecilik yapamazsan yuhalanır, yaparsan bir daha yapamayacak hale gelebilirsin...
O yüzden Birand'a vururken kendinizi onun yerine koyun...
Ha şimdi bana diyebilirsiniz ki; arkadaş gazetecilik yürek ister, hayatını, işini, kazancını kaybetmek pahasına gireceksin olaya.. Ona da 'o sizin gazetecilik görüşünüz' cevabını verebilirim.
Herkes hayatını ilkeleri uğrunda harcamak istemeyebilir...
Ha ben olsam mı?
Ben olsam o programı yapmak asla istemezdim. Hem istediğim gibi özgür olamayacağım, sınırlarım belli olacak hem sanki özgürmüşüm de sadece ben korkakmışım gibi algılanacağım!

En küçük fısıltıları duymanız mümkün
Geçen hafta yazmıştım 'herkes birbirini gözetliyor' diye. Artık özel hayata dair video ve ses kayıtlarının halka indiğini, karı-kocaların da birbirlerine 'kaset' fırlattığını yazmıştım.
Eski bir dostumdan mail
aldım.
Yazımın yayınlandığı internet linkinde, tam da yazımın yanında bir reklam görmüş. Girdim baktım bir gizli dinleme cihazı reklamı,  'artık en küçük fısıltıları bile duymanız mümkün olacak' diyor.
Birbirinizi dinlemeniz için büyük imkanlara, çabalara gerek yok diyor.
Reklamı her tıklayanın satın alabileceği, pahalı olmayan bir sistem, öyle uluorta satılıyor!
Ben daha ne diyeyim!

Hastalık kimi bulur?
ÇaĞImIzIn hastalığı kanser... Hepimizin korkulu rüyası. Sonsuza kadar süreceğini sandığımız sefanın, gücün, iktidarın beklenmedik bir anda ve hızla sona erişinin, hiçbir şeyin kalıcı olmadığının ispatı.
Gazetelerde okuduğumuz, yanı başımızda yaşadığımız, başımıza gelmesinden en korktuğumuz hastalıklardan biri...
Bu yaşam koşullarında da kansere yakalanmamak imkansız gibi...
Ben bugünlerde bu hastalıkla başka bir kavga içerisindeyim.
Kıymetli, faydalı birçok adamı alıp götürdüğü, götüremese de bir süre hayattan alıkoyduğu ve etkisizce yatırdığı için kızgınım ona.
Korkuyorum kendisinden o ayrı, ama bu kızmamı engellemiyor ki.
Geçen sabah, erken bir saatte aldığım kötü haberle fırladım yataktan.
İçim yandı.
'Kansermiş, akciğer' dedi karşı taraf.
'Maalesef beyne sıçramış.'
'Yapma' diyebildim sadece...
Yine kıymetli bir beyin, yine o lanet hastalık.
Yine Türkiye'yi seven, üretken ve yine faydalı biri...
İsmini veremem, mahremine giremem...
Ama bilirim ki öğrendiğinizde çok üzüleceksiniz... Zaten benim de elimden sadece üzülmek gelir...

Yarın mutlaka oy verin
Ben yarın Ankara'da olacağım, hem oyumu verip hem de ortamı koklayacağım. Sizden özel ricam hangi görüşten olursanız olun, hangi partinin sempatizanı olursanız olun oy vermeniz. Vatandaş olmanın sorumluluklarını yerine getirmeniz. Çünkü getirmezseniz, ülkenizde yapılan seçimleri önemsemezseniz, hiçbir konuda ahkam kesemez, söylenemez, şikayetçi olamaz hatta fikir dahi yürütemezsiniz. Bugünden yarına hazırlanın ve her şeyi bir tarafa bırakıp vatandaşlık görevinizi yerine getirin, oyunuzu kendi doğrunuza verin!

Muhteşem Yüzyıl'ın getirdikleri
Bu ülke ilginç ülke...
Bir dizi çekilir ve her şey değişebilir. Her şey abartılı bir tanım değil inanın bana... İster hastalık deyin ister saçmalık, fark etmez. Bizim ülkemizde yayınlanan ve tutan dizilere göre hayat tarzı ve bakış açılarında oynamalar yaşanıyor. Modernciler aniden geleneksel çizgiye kayıveriyor...
Geçen sene Behlül ve Adnan Bey kriterleri üzerinden yaşanan özel hayatlar, bu sene Sultan Süleyman üzerinden yaşanıyor.
İsterseniz gelin son günlerin en etkin örneklerden biri olan Muhteşem Yüzyıl'ın özel hayatımızda değiştirdiklerine bakalım hemen;
- Osmanlı sarayları yerli turistlerin akınına uğramakta. 'Hürrem ve Süleyman nerede ne yapmıştı'yı dizinin izledikleri bölümlerinden yola çıkarak, canlandırmalı yaşamak arzusu ortalığı kasıp kavuruyor. Yeni bir moda bu, saray gezmesi...
- Hürrem gibi olmak, akıllı işveli, erkeğine gerekirse rol yaparak istediklerini elde eden kadın olmak moda.
- Sultan Süleyman gibi davranmak isteyen erkekleri anlamak, onları makul karşılamak moda. Hatta 'erkek dediğinde böyle olacak' tadında bir moda... Geçen sezon Adnan Bey veya Behlül cazipken şimdi Sultan Süleyman'lar cazip.
- Mahidevran gibi soğuk olan kadın istenmez tabii anlayışı moda. Şimdilerde kadınlar terk edilen, istenilmeyen hemcinslerini erkeklerine doğru taktikle davranamamak Mahidevran gibi olmakla suçlamakta.
- Erkek anneleri artık göze daha bir sempatik geliyor. Valide Sultan olgusu Nebahat Çehre'ye olan beğeniyle artmış bulunmakta. Erkek annesi oğluna 'ağasın paşasın' der ve bu normaldir.
- Kadın dediğin entrikacı olur. Entrikacı dediğin isterse bir devre imzasını atabilir... Entrikacı kadınlar yaşadı, çünkü şimdilerde onlar gibi olmak moda... Erkeklerde de korku filan yok, hallerinden gayet memnunlar. Eşini 'Hürremi'm benim' diye seveni bile duydu bu kulaklar...

<h3>TÜRKİYE DEAŞ İLE MÜCADELE KAPSAMINDA BAŞİKA'DA</h3><p>Başika'daki Türk Üssü'ne en son yapılan sa

Başika Saldırısı: Irak'ta neler oluyor?

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de