• $7,3885
  • €8,9494
  • 437.25
  • 1464.94
30 Temmuz 2011 Cumartesi

Haddini bilmeyenler ülkesine hoşgeldiniz!

Biliyorsunuz; Amy Winehouse'un ölümü, yaşamını yakından takip edenlerce şaşırtıcı bulunmadı.
Şaşırılmasa da üzülündü...
Tüm dünya starları taziyelerini bildirdiler.
Hepsi Amy'nin kendi 'tercih'lerine saygı içeriyordu.
Diğer taraftan bizim ülkede her zaman olduğu gibi yine  'başöğretmenler' sahnedeydi.
Büyük ihtimalle Amy Winehouse'un varlığından ölümüyle haberdar olan Hülya Avşar 'Ünlü olmak çok zor bir şey, taşımak, o ünü kaldırmak maharet ister' tadında insanı anırarak gülmeye hemen ardından da kendisine ağır ve okkalı iki söz söylemeye davet eder cinsten bir 'yazı' yazdı...
Sadece Hülya Avşar olsa yine iyi, Sertab Erener 'akıllı olmayanın yeteneğini ne eyleyeyim' deyiverdi...
(Yonca Evcimik'ten ve su testisi meselesinden söz etmeye bile gerek duymuyorum...)
Sanatçı olacaklar bir de...
Tipik hastalıklı ruh davranışıyla, toplumun kabul etmeyeceği bir hayat üzerinden kendilerini onaylıyor, temizliyorlar akıllarınca. Biri kadını geri zekalı ilan ederek kendisinin çok akıllı olduğunu, diğeri ise şöhreti nasıl da iyi yönettiğini söylüyor bizlere...
Oysa hikayenin esas kahramanı, daha ünlü olmadan direksiyonu karanlığa çevirmiş, bu yolun onu ölümden başka yere götürmeyeceğini bile bile ayağını gazdan çekmemiş ve tüm bunları şarkılarıyla anlatmış, ifade etmiş dünya çapında bir yetenek! Uyuşturucu müptelası olmasına rağmen ayakta alkışlanmış bir sanatçı!
Ölümü ardından açıklama yapan Türk starlarının toplamının on binlerce katı başarılı biri.
Üstüne üstlük 'ahlaksız' olmasına rağmen başarmış bunu.
Gün gelmiş çöp tenekesinin içinde yarı baygın bulunmuş, gün gelmiş üzerinde sadece sutyenle, rimelleri yüzüne akmış vaziyette sokaklarda bilinçsizce yürürken görülmüş, gün gelmiş sahnede binlerce seyircisinin önünde yerlere düşmüş, şarkılarını söyleyemeyecek kadar 'uçuyor'muş... Tüm bunlara rağmen dünyanın dört bir yanından edindiği hayranları onu terk etmemiş, anlamış ve dinlemeye devam etmiş.
Çünkü kadın kimseyi kandırmamış. Neyse o! Kendini en net şekilde koymuş ortaya, hatta durumunun altını kalın uçlu kırmızı kalemlerle çizmiş!
Ya siz? Sadece bir gün dahi 'kendiniz olarak' sokağa çıkabilecek cesaretiniz var mı? Kendinizi başka biri gibi tanıtmak, rol yapmak, karanlık taraflarınızı gizlemek için sarf ettiğiniz çabayı elden bıraktığınızda da bu toplum sizi başının üzerinde taşır mı, taşımaya devam eder mi? Hatalarınıza, günahlarınıza rağmen sevilebilecek kadar kalplerimizde yer etmeyi başarabildiniz mi?
Ününüzü doğru yönetseniz kaç yazar, hem bakalım Amy Winehouse'la aynı ligde değerlendirilebilir misiniz!
Şimdi susun biraz. Haddinizi bilin... Sonra da sizden daha gerçek, yetenekli ve çocuğunuz yaşındaki bu büyük ruha saygı duyun!

Erkek erkeğe nikah olur mu?
Madem bugün kendimiz gibi olmayanı kabul etmekten, hak ettiği değeri vermekten bahsediyoruz buyurun gelin çıtayı daha da yükseltelim.
Eşcinsel değilsek eşcinsellerden nefret mi etmeliyiz?
Onlara hak tanımamalı mıyız?
Kabul etmezsek, görmezden gelirsek kendimizi bu gerçekten korumuş mu oluruz?
Oysa bugün eşcinsel olmamamız yarın ailemizden, evlatlarımızdan birinin de tercihinin bizimle aynı olacağının garantisi değil! Bunun bilincindeyizdir herhalde...
Neyse...
Dünya hızla gelişiyor. Bundan yirmi sene önce dudak uçuklatacak uygulamalar bugün hayata geçiriliyor.
Biliyorsunuz New York'ta eşcinsel evlilikleri kabul edildi.
Ve 24 Temmuz 2011 günü tarihte yerini aldı.
Uzun yıllardır eşcinsellerin üzerinde çok büyük emek sarf ettiği, uğruna işini kaybettiği, dışlandığı ve fikir ayrılıkları dolayısıyla arkadaşlarını kaybettiği 'evlilikte eşitlik' savaşı sonunda kazanıldı. Bunun üzerine New York'ta yaşayan Türk arkadaşıma telefon ettim. Kendisi eşcinseldir. Tebrik etmek için aradığımda, o gün yıllardır beraber yaşadığı erkek arkadaşıyla nikahlanacağını öğrendim. Ve size kendi ağzından yaşananları yazmasını istedim. Buyurun okuyun;
...
'Amiyane tabirle erkeğin erkekle ve kadının kadınla evlenmesi, kanuni olarak aile kurması yasallaştı.
Yaklaşık 1 milyonun üzerinde gay nüfusu olan New York'ta yaşıyorum. 7 yıldır devam eden sağlıklı ve güzel bir ilişkim var.  Geçen hafta pazar günü ise hayat arkadaşımla beraber tarifi imkansız bir mutluluğu yaşadık.  
Kanunun yasallaşmasıyla çekilişe katılan 800 şanslı çiftten biri de biz olduk, resmen evlenme şansına eriştik.
Sokaklarda tam bir panayır havası vardı. Erkeği kadını, çocuğu, yaşlısı, gayi, heteroseksüeli birbirine kenetlenmişti adeta. Binlerce kişi sokaklarda, evlendirme dairelerinin önünde danslar ediyor, kahkahalarla gülüyor ve eşitliği kutluyordu. Şehrin en üst kademedeki yetkilileri de orada bizlerle birlikteydi.  Belediye Başkanı Bloomberg, Üst düzey yöneticilerinden birini kendisi evlendirdi.
Şahsıma gelince;
Bir imza bizim aşkımızın, sadakatimizin ve birbirimize verdiğimiz değerin üzerinde hiçbir değişiklik yaratmadı ama en azından artık herhangi birimiz hastalanıp hastaneye yattığında diğerinin söz hakkı olacak! Ve en önemlisi toplum tarafından bir aile olduğumuz kabul edilecek!'
...
Son söz benim olsun. Eşcinsel ilişkileri, evlilikleri, evlat edinmeleri gibi konular uzmanların alanına girer. Bana düşen; benden olmayanı da kabullenmektir.

<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Şayet Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın müs

'Bahçeli'nin Şuşa'da yaptırmak istediği okul kardeşliğin sembolü olacak'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları