• $7,4099
  • €9,0277
  • 441.857
  • 1542.45
24 Eylül 2011 Cumartesi

'Bir yıl sonra öleceksin' deseler

Birçok filme, saatlerce sürecek geyiklere neden olan bir klişedir bu soru: Çok az ömrün kaldığını öğrensen ne yaparsın?
İlginçtir ki, bugüne kadar hiç düşünmemişim...
Geçen gece Berrak Yurdakul'un yeni kitabı 'Altıncı Irk' için düzenlediği davete katıldım. İlerleyen saatlerde yanımda birdenbire beliren, hiç tanımadığım orta yaşlı kadının kulağıma eğilerek 'Sadece bir yılın kaldığını biliyorsun değil mi?' sorusuyla irkildim.
'Pardon?' diye karşılık verebildim sadece.
'Bak ben yıllarımı kahinleri ve kehanetlerini okumaya, araştırmaya verdim. İşin bilimsel yanını da didik didik ettim. Bu son benim de hoşuma gitmiyor ama maalesef çok az zamanımız kaldı.'
İçimden 'Deli bu herhalde' diye geçirmekle beraber dışarıya yansıtamadım bu düşüncemi...
Tek taraflı sohbet hızla devam etti.
'21 Aralık 2012 günü İstanbul'u çoktan terk etmiş ol. Ege ve Marmara bölgelerinden uzak dur' dedi. 'Aman ha sakın New York'a falan da gideyim deme. Çünkü hepsi o gün yok olacak...'
***
Konu netleşti, başta Maya takvimi, Nostradamus gibi dayanaklar olmak üzere birçok insanın inandığı bir kehanetti bu; 2012'nin dünyanın büyük bir bölümünün sonu olacağı.
Eh, bir de Marduk var. Bu çağın kahini olarak ün yapmış Gordon Michael Scallion'un kehanetleriyle beraber ortaya çıkarttığı 'yeni dünya haritası' da var...
Davet alanının ortasında dondum kaldım. Bir yanım 'Gül geç' derken diğer yanım 'Kim kesin bir dille inkar edebilir' demekle meşguldü.
Eve döner dönmez açtım bilgisayarı. Saatlerim 'olası tufanları' okumakla geçti. Korktum, yoruldum, endişelendim... Kafamda planlar kurdum. Tüm ailemi alıp Diyarbakır'a yerleşsem dedim. Çünkü Diyarbakır hazırlanan yeni haritada sapasağlam durmakta! Sonra durdum... Kimleri nasıl alır, nasıl götürürüme takıldım. Ailenin genç neslini ikna ederken sarf edeceğim çaba büyük ihtimalle sonuçsuz kalacak bir çaba olacaktır. Hadi ailenin tamamını ikna ettim diyelim, ya diğer sevdiklerim!
Kim 'kehanet' lafının büyüklüğünü inkar edebilir. Ya da kim 'Israr ve ateşle sona yaklaşıyoruz' diye uyaran insanlara tamamen duyarsız kalabilir? Ben kalamam açıkçası. İçimi hemen bir endişe kaplar.
Bir anda 'Peki ya olmazsa' ya da tahmin edilen süreden çok önce ya da çok sonra yaşanırsa bu 'son' diye düşündüm ve tüm hayali planlarımdan vazgeçtim.
Kehanetlere, kahinlere, yaklaşan 'kayıp gezegenler'e inanmayı bir kenara bıraktım. Ve aslında olması gereken 'Yarın ölecekmişsin gibi yaşa, hiç ölmeyecekmişsin gibi çalış' felsefesine sığındım.

Ölmeden önce yapacaklarım
'BUCKET List' filmini hatırlarsınız. Hani Jack Nicholson ve Morgan Freeman'ın oynadığı Türkçeye de 'Şimdi ya da Asla' diye çevrilen o meşhur filmden söz ediyorum. Gece yarısı aldım elime kağıt kalemi ve başladım kendi 'Bucket List'imi yapmaya...

- Bundan sonra hiçbir şey için kendimi 'verem' edercesine dertlenmeyeceğim.
- Dünyada gezmediğim ne kadar ülke kaldıysa liste çıkartıp, gidebildiğim kadarına gideceğim.
- Sigarayı bırakma kararımı biraz daha erteleyeceğim. En azından bir yıl daha!
- 'Ye-iç-gez-gül-oyna'cılığı hayat felsefem haline getireceğim.
- Sevdiklerimin elini daha sıkı tutacağım.
- Korku, endişe gibi 'insani' duygulara pek prim vermeyeceğim. Onların yerine neşe, heyecan, kahkaha gibi 'insani' duygulara destek vereceğim.
- Sanal duyguları, arkadaşlıkları, zoraki selamlaşmaları, sentetik sohbetleri hayatımdan çıkartacağım.
- Beni bunaltan, daraltan, canımı sıkan, 'mecburi' hiçbir ortamda bulunmayacağım.

NOT: Boşverin dünyanın sonunu, hepimizin bir sonu var ne de olsa... Ve o sondan da kaçış yok! O yüzden gelin bundan sonra biteceğini bildiğimiz bu güzel hayatı köküne kadar tadını çıkartarak yaşayalım...

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan

Kafe ve restoranlar ne zaman açılacak? Başkan Erdoğan açıkladı!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Türkiye'nin Arnavutluk'ta inşa edeceği hastanenin şantiyesi açıldı