• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
04 Ağustos 2012 Cumartesi

Bikini giyiyorum, günahkarsın diyenin de alnını karışlarım!

Öyle bir noktaya geldik ki herkes birbirini insanlık değerleriyle değil de dindarlık değerleriyle ölçer oldu.
Sanki birilerine ilahi terazi emanet edilmiş de onlar da gayet kendilerinden emin bir şekilde kimin ne kadar Müslüman olup olmadığını ölçüp sonucunu da ifşa ediyor.
Adam ahlaksızın teki ama domuz yemiyor. Sahtekarlık, kötülük diz boyu ama şarap içmiyor, namazını kılıyor ama kılmadan önce insanların kalbini paramparça ediyor, yalanlara takla attırıyor. Yetimin hakkını yiyor, kadını dövüyor ama orucunu tutuyor.
Teraziyi elinde tutanlar kararlarını açıklıyor;
'Bu adam iyi bir Müslüman'dır'...
***
 En cahilinden en eğitimlisine insanlar mezhep ayrımı yapar, din üzerinden kişileri tanımlar hale geldi. 'İyi Müslüman mısın değil misin'in kararı insanoğluna kaldı!
Oysa; insanlık için kabul edilen evrensel bir 'yazılmamış doğrular listesi' vardır. Birinin iyi veya doğru olduğuna ancak o liste baz alınarak karar verilebilir. Bu sadece Türk veya Müslümanlar için geçerli olan 'doğrular listesi' değil, insan olan herkesin sahip olması gereken özellikler listesidir.
Misal; can yakan, cana kıyan, çalan-çırpan, kadına kötü muamele yapan, vicdanı ve ahlakı olmayan, çocuğa, hayvana, doğaya, kendinden farklı olana, kendinden güçsüz olana eziyet etme yatkınlığındaki insan dünyanın hiçbir yerinde doğru kabul edilemez. İster Müslüman olsun ister Hıristiyan... İsterse hayatı ibadet ederek, kitaba 'kendince' bağlı kalarak geçsin fark etmez...
Önce şurada anlaşalım; kişi önce insan olacak sonra dindar!
Hem daha insan olamadan dini anlamak, dine uymak nasıl olacak?
Hoşgörü, tüm dinlerin temelini oluşturuken 'sen farklısın, cezanı çekeceksin' anlayışını barındıranlar, savundukları ve inandıkları dini anlayamamış olanlardır.
Çünkü dediğim gibi insan olamamış, gelişimini tamamlayamamış birinin dindar olabilmesi de mümkün değildir!
***
Şimdilerde gün geçmiyor ki ortaya yeni bir 'günah' maddesi atılmasın.
Müslümansan 'şunu yapmayacaksın' deniyor.
Oysa Türk toplumunda insani gelişimini tamamlamış kesim uzun zaman önce kendi yolunu çizmiş ve dinle olan ilişkisini zamana ve kendine uyarlamıştır.
Kimi dinsizliği seçmiş kimi dini hayata kendini adamış.
Mayosuyla denize girip inandığı dinin gerekliliklerini yerine getiren de var, başı kapalı yaşayıp dini görevlerini yerine getirmeyen de!
İki tarafa da karışmak, yorumun ötesine geçip yaptırıma varmak ilerlemiş toplumu geriye döndürüp tekrar aynı yollardan geçmesine sebep olmaktan başka şey değildir!
Dünya gelişirken, insanlık teknoloji ve bilimle dans ederken kalkıp da 'epilasyon yaptırtmak, bikini giymek zinhar günahhhh' tipi açıklamalar sadece gülünç olmaktadır.
Yaşadığımız 'yeni ortam', şahitlik ettiğimiz gelişmeler bu tip açıklamalarla harmanlandığında korkulara sebep olsa da resmin dışına çıktığımızda 'Ne? Neden bahsediyorsun sen arkadaş?' tadında bir yabancılaşma yaratmaktadır.
Çünkü herkes kendi seçimlerini, kendi hayatını yaşamakta özgürdür.
Gün özgürlük günüdür!
Özetle; bikinili kadını, kişisel hijyenine önem veren kadını hedef göstermek küçük dünyamız için tehlikeli ama büyük dünya için komik kaçar...
***
Ben dine gönül vermiş, din üzerinden kariyer yapmış insanlara saygı duyarım. Her ne kadar onların bize duymadığını bilsem de...
O sebeple Takvim yazarı Ali Rıza Demircan'ın yazısını okurken gazeteyi buruşturup kenara atamadım, sonuna kadar devam ettim.
Demircan özetle diyor ki; kadınlar kız kardeşlerine dahi vücutlarını göstermemekle yükümlüler. Kuaföre gidip bir başka kadına koltuk altı, bacak ve kasık kıllarını aldırtamazlar. Bikini, mayo giymek ise günah. İnançlarına bağlı olup bu kurallara uymayanlar günahkardır, tövbe edip arınmalıdırlar.
Şimdi bir duralım.
Çünkü yazıyı sinirlenmeden bitirmek istiyorum.
O yüzden burada derin bir nefes alıyorum, lütfen siz de alın...
Benim Demircan'ın düşüncelerine saygım var. Kendi hayatında inandığı her şeyi uygulayabilir. Umarım hayatındaki hemcinslerime hiçbir şeyi dayatmıyordur, ailesindeki kadınların kendi kararlarına, özgürlüklerine saygı duyuyordur. Bunun aksi bir tutumda olmasının endişesini taşımaktan başka kendisinin 'şahsi' dünyasına dair bir yorumum, yaptırım arzum yoktur.
Ancak ben Müslüman bir kadınım.
Bikini giyiyorum ve epilasyona gidiyorum.
Kız kardeşime vücudumun neresini gösterip neresini göstermeyeceğime de kendim karar veriyorum.
Bunun yanında Allah'ımla arama hiçbir hastalıklı fikri sokmamaya da özen gösteriyorum.
Demircan kalkıp bana 'sen günahkarsın' diyebilecek söz sahipliğini, karar mercii olma hakkını kendinde buluyorsa ben de onun alnını karışlıyorum!

<p>Okurlarından gelen 'Kullanmış olduğunuz dil, çoğu kez 'ağdalı ve anlaşılması güç' noktasında gele

'Türkçenin inceliklerini kullanmazsak yok olup gidecek'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ölümsüzlük mantarı olarak biliniyor! Türkiye'de üretilmeye başlandı

Akrep ve fare karşı karşıya gelirse... İlk kez görüntülendi!