• $9,5033
  • €11,0494
  • 548.66
  • 1519.25
26 Nisan 2013 Cuma

Barışmak için tanışmak gerek

Bugünlerde sadece barıştan söz ediyoruz.
Kandil'de dünya medyasının yanı sıra Türk medyasının da yoğun katılım gösterdiği bir basın toplantısı düzenleniyor. 'Çekilme' detayları resmi ve legal bir organizasyonla bu basın toplantısında açıklanıyor. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi "PKK'lılar terörist değil, aktivisttir" diyor.
Hükümet "Terör bitiyor" açıklamaları yapıyor.
KCK tutukluları yavaş olmakla beraber bir bir tahliye ediliyor.
Bunlar gayet umut verici gelişmeler.
Hatta beklenenden çok daha hızlı ve olumlu adımlar atılıyor.
Ancak...
Diğer taraftan milliyetçiler tedirgin.
Şehit aileleri huzursuz.
Ülkenin bazı bölgelerinden endişe verici sesler yükseliyor.
"Vur de vuralım, öl de ölelim" sloganları atılıyor.
Öfkeli insanlar, diş sıkarak süreci izleyen vatandaşlar önemsenmeyecek bir azınlık değil.
İkna olmayan, bu barışı içine sindiremeyenler, sorularının cevabını alamayanlar fokurduyor. Aslında ikna olmamakta haksız da sayılmazlar çünkü sürecin en çok ihtiyaç duyulan 'birbirimizi anlamak' ayağı hâlâ eksik...
***
Barışmak için önce birbirimizi anlamamız gerekir. Birbirimizin çocukluk acılarını, hayat hikâyelerini, yaşantılarını, kayıplarını gözardı ettiğimiz sürece birbirimizi anlamamız da imkânsız hale gelir.
Hayat yolculuğunu bilmediğimiz, tanımadığımız, dokunmadığımız, hissetmediğimiz insanlar ilelebet düşmanımız olarak kalır.
30 yıldır süren bir savaşın aniden bu denli kolay bitirilebiliyor olması acı yaşamış aileler için, bu uğurda evlatlarını vermiş olanlar için kabullenmesi kolay bir durum değil.
Bana göre 'kabullenme'nin tek yolu 'anlamak'tan geçer...
İçinden ölümün, kaybın, acının, hasretin, mücadelenin geçtiği hiçbir konunun siyasi dille çözülebileceğine inanmıyorum.
Akil insanların kapı kapı gezip itirazı olan vatandaşı ikna etmeye çalışmasının da işe yaramayacağını düşünüyorum.
Kalıcı bir barışın tek formülü tanımak, anlamak ve dokunmaktır...
Hesaplaşma sonsuz bir kuyuya iter bizi, dibi olmayan, sonu gelmeyen... O sebeple hesaplaşmaktan bahsetmiyorum. Ama tanımak siz direnseniz bile yanında mutlaka empatiyi de getirir...
***
İnsanların birbirini bulması, bir araya gelmesi zor. İşte bu noktada da iş bizlere düşüyor. Tarafları, duyguları ile beraber sayfalarımıza taşıyarak aracı olmamız, sağlıklı bir barış ortamı yaratmak için olanca gücümüzle çaba sarf etmemiz gerekiyor. Daha önceki yazılarımda Kürt sorununa binaen insan hikâyesi barındıran birçok kitaptan söz ettim. Bunu yaparken amacım belliydi; tanışmayı sağlamak.
Ama kitap okumak Türkiye genelinde neredeyse marjinal bir eylem düzeyinde...
Bu sebeple; barış isteyen, halkların barışmasında katkı sahibi olmak isteyen tüm medya mensuplarının Kürt ve Türk halkını sayfalarına, ekranlarına yansıttığı 'gerçek öyküler'le buluşturması, barıştırması gerekiyor.
Bu bağlamda bir süredir 'saha'da olan ve yazılarıyla tam da bu söylediğim 'buluşturma'yı hedefleyen Hasan Cemal'in http://www.t24 com'da yayınlanan yazılarını önemsiyorum.
Ve başta kendim olmak üzere tüm meslektaşlarıma çağrıda bulunuyorum; gelin barışı inşa edelim. Gelin iki tarafın acılarını birbirlerine ulaştıralım, mağduriyetlerine dokunmalarını sağlayalım. Gelin eleştiriyi bir kenara bırakıp, akillerle alay etmekten vazgeçip biz de bu barışta birleştirici görev üstlenelim.
Madem tanımadan, anlamadan kalıcı bir barış olmayacağına inanıyoruz kalkalım yerimizden ve halkları birbirine biz anlatalım...

<p>Küresel ısınma ve iklim değişikliği artık inkar edilemez bir  seviyede ancak ne yazık ki bu konud

İklim değişikliğindeki büyük tehlike

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu