• $7,4044
  • €9,0211
  • 443.39
  • 1537.88
04 Aralık 2011 Pazar

Sabiha Gökçen Havalimanı'nın adı değiştirilemez

Tolga Turgut
Tolga Turgut
YAZARIN SAYFASI

AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, geçen hafta Sabiha Gökçen Havalimanı'nın adının değiştirilmesini istedi. Bu bakış, günün konjonktürü ve politik rüzgarıyla geçmiş değerlerimizi yok etmeye çalışmaktır.

Son günlerde kendi geçmişimize saldırmak moda haline geldi.  Karakter olarak her zaman öz eleştiriye açık bir yapım vardır, fakat öz eleştiriyle kendi kendine zarar vermek arasında çok ince bir çizgi var. Tıpkı kahramanlıkla aptal kahramanlık arasındaki gibi. 
Maalesef kimileri için geçmişte kahraman olarak benimsediklerimize hakaret etmek ve onları yere vurmak tuhaf bir gündem alışkanlığı oluşturdu.  Son günlerde ortaya atılan Sabiha Gökçen Havalimanı'nın adının değişmesi fikri de böyle bir konu.
Gerçekten havacı bir Türk evladı olarak içim acıyor. Nasıl ki Fransızların Raymond de Laroche'ları, Almanların Melitta Schiller'leri, ABD'lilerin Amelia Earhart'ları varsa bizim de tarihte her zaman gurur duymamız gereken bir Sabiha Gökçen'imiz olmuş. Üstelik bu kadın havacı kahramanlardan sadece Melitta Schiller savaş pilotu olmayı başarmış. Aralarında sadece Sabiha Gökçen 1930'larda ilk kadın savaş pilotu olmayı başarabilmiş. Havacılıkta lider ülke ABD'nin ilk kadın savaş pilotu Barbara Allen Rainey ise ancak 70'li yıllarda bu onura erişmiş. Bu bakış açısı, günün konjonktürü ve politik rüzgarıyla geçmiş değerlerimizi yok etmeye çalışmaktır ve abesle iştigalden başka bir şey değildir.  Vay efendim, Sabiha Gökçen, Dersim olaylarına pilot olarak katıldığı için adının havalimanından çıkarılması gerekiyormuş. Bu gidişle yakında Atatürk Havalimanı'nın bile adının değişmesi de gündeme gelebilir.  Neyse, bu hususu daha fazla uzatmadan uzmanlara bırakmak ve akılcı hareket edeceklerine inanmak gerekiyor elbette.
Bu arada, ABD Hava Kuvvetleri'nin 1996 yılında hazırlattığı 'havacılık tarihinin en büyük 20 havacısı' posterinde yer alan tek Türk'ün, havacı büyüğümüz, kahraman kadın 'Sabiha Gökçen' olduğunu da hatırlatmak istiyorum.

İZMİR'İN GELECEĞİ TAV'A EMANET
17 Kasım günü gerçekleştirilen İzmir Adnan Menderes Uluslararası Havalimanı İç ve Dış Hatlar terminallerinin işletmesine ilişkin ihaleyi, 610 milyon Euro+KDV'lik teklifiyle TAV kazandı.  Bu itibarla 2032 yılı sonuna kadar İzmir'in hava ulaşımı ve turizmi bir anlamda TAV'a emanet edilmiş oldu.
Kanımca ihaleyi en fazla tecrübeye sahip ve en fazla isteyen grup kazanmış oldu. Ülkemize ve İzmir'e hayırlı olsun. İhaleye katılan diğer iki grup IC-Fraport ile Limak-GMR arasından TAV'ın teklifine en fazla yaklaşan grup, Antalya Havalimanı'nın terminallerini başarıyla uzun zamandır işleten IC-Fraport oldu. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı terminallerini işleten Limak-GMR Grubu ise maksimum 216 milyon Euro'luk teklifiyle şaşkınlık yarattı. Belli ki ihaleye ya rica üzerine katılmışlar ya da ciddi bir matematik hataları var. 
İzmir'in benim hayatımda çok ayrı bir yeri vardır, zira 90'lı yılların önemli bir kısmını Ege bölgesinde ve İzmir civarında bir turizmci olarak geçirdim. İstanbul'a olan sevgim daha çok bir aşk-nefret ilişkisi kıvamında iken İzmir'e olan sevgim tamamen saygılı ve vazgeçilemez bir sevgi olarak özetlenebilir. Bu nedenle TAV Grubu'nda yönetici olarak çalışırken 2006 yılında İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nın iş planı ve pazarlama stratejisini yazarken büyük keyif aldığımı hatırlıyorum. Dahi üst yöneticisi Sani Şener liderliğinde başarıdan başarıya koşan TAV grubu gördüğüm kadarıyla aynı iş planının konvansiyonel kısmını hayata geçirdi.  Şener de bunun farkında olmalı ki ihale sonrasında İzmir'in geleceğiyle ilgili daha iddialı demeçler veriyor. Her ne kadar İstanbul kendi kendini büyük ölçüde pazarlayan bir şehir ise de, İzmir ve çevresi parlatılması gereken bir elmastır. O nedenle ben TAV'dan İzmir'in geleceğiyle ilgili önemli ataklar bekliyorum. 
ADB'nin yıllık trafiği en az 20 milyon olmalı. Kanımca Adnan Menderes Uluslararası Havalimanı'nın (havacılıktaki üçlü IATA koduyla ADB) İzmir ve çevresinin turizm potansiyeliyle yıllık en az 15-20 milyon dış hat yolcusuna ulaşması gerekiyor. Bana hayalperest diyenlerin sesini duyar gibiyim, ancak İspanya'nın Tenerife Havalimanı yılda 10 milyon, Palma de Mallorca Havalimanı ise yılda 21 milyon yolcuya ev sahipliği yapıyorsa İzmir'in de bu potansiyele sahip olduğunu öngörüyorum. Bu iki şehrin civarında ne Efes Antik Şehri gibi muhteşem bir ören yeri, ne Meryem Ana Evi veya burada sığdıramayacağım sayıda tarihi ve dinsel mekan var. Bilindiği gibi yörede plaj turizmi hatta sağlık turizmi konusunda ise çok fazla alternatif bulunuyor. Ayrıca İzmir'in ülkemizin üçüncü büyük şehri olduğu da gözden kaçmamalıdır. Mevcut yolcu rakamlarına bakarsak Adnan Menderes Havalimanı bu yılı 7,8 milyon yolcuyla kapatacak görünüyor ki, bu trafiğin sadece yüzde 25'lik bir bölümünün dış hat olması düşündürücü. Biz Türkler girişimcilikte ne kadar pragmatik ve başarılıysak da, marka yaratma ve profesyonel pazarlama hususunda bir o kadar başarısız bir milletiz. Emin olun, eğer İzmir ve çevresindeki değerler İngilizlerin, İspanyolların hatta Yunanlıların elinde olsaydı şu anda New York-İzmir arası günlük uçuşlar olurdu. Hakikaten abartmıyorum, zira 10 yılda 10 havalimanı işletmek gibi bir vizyonu gerçeğe dönüştüren Sani Şener isterse JFK-ADB tarifeli uçuşları bile gerçek olur. 

<p>Trump'ın ayrılışının ardından ABD'nin 46'ncı başkanı Joe  Biden ailesiyle birlikte yemin ederek r

Joe Biden, AB ile buzları eritir mi?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Uludağ'a yerleşen çiftin kentten uzak sıra dışı hayatı

Enerji timlerinin zorlu öesaisi