• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
20 Kasım 2011 Pazar

Güvenlik için çıplaklık şart mı?

Tolga Turgut
Tolga Turgut
YAZARIN SAYFASI

ABD havalimanlarında başlayan 'full body scanner' uygulaması yani tüm vücudu görüntüleyen dedektör kullanımı yayılıyor. Güvenlik kaygılarıyla tercih edilen sistem, plastik patlayıcıların bulunmasını sağlasa da özel hayata saygısızlık olduğu gerekçesiyle eleştiriliyor.

Eylül trajedisi sonrasında güvenlik açısından çok sıkı önlemler alan ABD'den yayılan ekstra uygulamalar havacılık konusunda da dünyanın her tarafında tatbik edilir oldu. Geçtiğimiz günlerde AB üyeleri de bundan böyle tüm AB havalimanlarında full body scanner (yolcunun tüm vücudunu görüntüleyen detektör) kullanımına geçileceğini açıkladı. Korkarım çok yakında aynı uygulama ülkemiz havalimanlarında da kullanıma girecek. 
'Full body scanner' cihazları plastik patlayıcıların bulunmasını sağlıyor. Hatırlayacağınız gibi 2 yıl önce Amsterdam-Detroit uçuşunda bir yolcu plastik patlayıcıyı iç çamaşırlarının içine saklayarak başarısız bir terör eylemine teşebbüs etmişti. ABD'nin belli havalimanlarında birkaç yıldır uygulanan söz konusu tarama kamuoyundan büyük tepki topluyor. Havalimanları güvenliğinden sorumlu TSA (Ulaştırma Güvenlik Ajansı) yolculara ait çıplak görüntü kayıtlarını saklamak ve dolayısıyla kaybetme riski taşımakla suçlanıyor. Konunun iki önemli boyutu var. Cihazların yaydığı ekstra radyasyon sağlığa, işlevi ise yolcuların özeline tehdit oluşturuyor.
AB Ulaştırma komisyonu yetkilisi Siim Kallas, yaptığı açıklamada yeni yasama yılı sonrası başlayacak uygulamada yolcuların temel hak ve sağlıklarına mutlaka önem vereceklerini belirtti. AB yetkilileri aldıkları kararla yolcuların yüzlerinin elektronik olarak karartılacağı ve kayıtların bu şekilde saklanacağını belirtse de hiç kimse çıplak görüntü kayıtlarının bir yerde saklanmasını tercih etmeyecektir. Yeni uygulama sonrasında, güvenlikten geçiş teorik olarak el cihazlarıyla aranmaktan çok daha süratli olacak. Cihazın başında görevli olan operatör, yolcuları çıplak görmeyecek fakat görüntüler veri kaydı olarak saklanacak. Bu arada ABD'de uygulamanın faal olduğu havalimanlarında güvenlik geçiş sürecinde dikkate değer bir gelişme kaydedilmiş değil. Bu sebeple AB söz konusu uygulamayı her ne kadar İngiltere, Finlandiya, Hollanda, Almanya, Fransa  ve İtalya'da bazı pilot havalimanlarında denese de cihazların güvenlik geçişlerinde zaman kazandıracağına dair ciddi tereddütlerim mevcut.

BOEING787'NİN PROBLEMLERİ BİTMİYOR
Boeing'in yaklaşık 3 yıllık gecikmeyi takiben geçtiğimiz haftalarda Japon ANA havayollarına teslim ettiği ilk B787Dreamliner modelinin iniş takımlarında henüz nedeni bilinmeyen bir arıza meydana geldi. Havayolu, bu yepyeni modeli adaptasyon-deneme amacıyla iç hat seferlerinde kullanırken meydana gelen arızadan ötürü tüm B787'lerin uçuşlarını durdurmuş durumda.
Bu sorun hem Boeing'in son yıllarda zaten düşüşte olan prestijini hem de hisse değerini negatif yönde etkiliyor. Süregelen problemler çoğu sektör yetkilisi tarafından kullanılan alt yüklenici şirket sayısının fazlalığına bağlanıyor. Zira Boeing üretim bandının finansmanını azaltmak için tasarım ve bazı kısımlar haricinde 787 modelinin yüzde 60'ını alt yüklenicilere ürettiriyor. Bu kuruluşlar ancak uçaklar teslim edildikçe Boeing'den tahsilat gerçekleştiriyor, böylelikle ABD'li üreticinin finansman riski pek çok alt yükleniciye dağılmış oluyor. 
Kurum yetkilileri, Japonya'da yaşanan sorunun ivedilikle çözüleceğini, arıza oluşan iniş takımlarının üretimini de bir Fransız firmanın yaptığını açıkladılar. Boeing prestij açısından her ne kadar alt yükleniciyi hedef tahtası haline getiriyorsa da sonuçta sektör uçağın ana üreticisini biliyor ve tüm bu gelişmeler ABD'li üreticinin ezeli rakibi Airbus'a avantaj sağlayacak gibi gözüküyor.

Gecikme bedeli 250 bin dolar
ABD Ulaştırma Bakanlığı'nca yapılan açıklamaya göre American Airlines'ın alt şirketi American Eagle, 29 Mayıs 2011 günü farklı uçaklardaki 608 yolcusunu apronda 3 saatin üzerinde beklettiği için toplam 250 bin dolarlık tazminata mahkum edildi. Gecikmenin ana etkeni her ne kadar sis olarak belirtilse de, havayolu daha doğru kararlar alarak yolcuların bekleme süresini minimize etmediği için sorumlu tutuluyor. American Airlines bu bedele razı olmasaydı, 2010'da yenilenen tüketici hakları kanununa göre 16,7 milyon dolarlık bir hukuki davayla karşı karşıya kalacaktı. Aslında AB mevzuatında da 2004 yılı sonrası yolcuların yaşadığı 2 saati aşan gecikmelerde de benzer cezai işlemler söz konusu. Ülkemizde de sık sık yaşanan gecikmeler için bu gibi konuların emsal oluşturmasını diliyorum.

<p>Okurlarından gelen 'Kullanmış olduğunuz dil, çoğu kez 'ağdalı ve anlaşılması güç' noktasında gele

'Türkçenin inceliklerini kullanmazsak yok olup gidecek'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Binbir derde deva mucize besin siyah turpun faydaları

Türkiye'nin ''en yüksek ayaklı viyadüğü'' Eğiste Viyadüğü'nde yüzde 22'si tamamlandı