• $7,5296
  • €9,0211
  • 409.585
  • 1538.04
03 Haziran 2012 Pazar

Grev hakkı medeniyet ölçüsüdür

Tolga Turgut
Tolga Turgut
YAZARIN SAYFASI

Havacılık sektöründe grev ve lokavt yapılmasını yasaklayan kanun teklifinin komisyondan geçip Meclis gündemine sunulmasının ardından Hava-İş Sendikası        iş yavaşlatma eylemi başlattı... Bu tür bir eylem karşısında çare işten çıkarma değil, ABD ve Avrupa'da yapılan uygulamalar ve taraf olunan uluslararası organizasyonlara bakarak 'orta yolu' bulmak olmalıdır.

"grev.jpg"

THY kabin memurları ve teknik personelinin, TBMM gündeminde yer alan  'Havacılık İş Koluna Ait Grev Hakkının Elinden Alınması' ile ilgili kanun görüşmesini protesto amacıyla 29 Mayıs günü yaptığı iş yavaşlatma eylemi beni bu başlığı atmaya yöneltti.
Sanayi devrimini takip eden yıllar içinde, daha çok işçi haklarını korumaya yönelik örgütlenen sendikaların savunduğu haklarda terazi kimi zaman işveren, kimi zaman da işçi lehinde ağır basmıştır.
Lakin terazi hangi tarafa eğilirse eğilsin, evrensel olgu hiçbir zaman işçilerin kolektif olarak organize olması ve hak arayışını temelden yok etmeye yönelik olmamıştır. İşçilerin taleplerini gerçekleştirebilmesi için ellerindeki en önemli silah, grev hakkıdır.
Güzelliğinin yanı sıra dünya çapındaki önemini özellikle son yıllarda unutmuş göründüğümüz ülkemde olan bitenler beni artık şok derecesinde şaşırtıyor.
11 Mayıs 2012'de 'havacılık iş kolunun grev hakkının elinden alınması' için iktidardan bir milletvekilin verdiği teklif, alt komisyondan geçerek kanunlaşma aşamasına gelince, maalesef THY'nin bir kısım personeli protesto amacıyla iş yavaşlatma ve grev hakkına başvurdu. Takip eden süreçte THY yönetimi bu durumun yasal olmadığını savunarak işten çıkartmalara başladı.
THY üst yönetimi bildiğim kadarıyla personelinin üyesi bulunduğu Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (Hava-İş) ile uzlaşmayı ertelemek adına yıllardır tüm kanuni yollara başvuruyor ve konuyu soğutma, halı altına süpürme taktiğini uygulamaya çalışıyor.
EVRENSEL STANDART
Havacılık uluslararası standartlara ve mevzuata tabi bir iş koludur. ABD ve Avrupalı tüm medeni ülkelerde bu sektörde çalışanların haklarını aramak, korumak ve geliştirmek adına kolektif organize olma ve greve gitme hakkı vardır. Olmalıdır da. Aksi halde evrensel havacılık emniyet standardı tehlikeye girer.
Bu evrensel standartları belirleyen, Türkiye Cumhuriyeti'nin de kurucu üyelerinden olduğu ICAO (International Civil Aviation Organization Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonu)'nun ilgili annex çalışmalarıdır. Elbette sendikalar, üyelerinin haklarını gözetirken, dünyadaki ekonomik konjonktürü de hesaba katmalı ve işverene karşı gaddarca yaklaşmamalıdır.
ABA ALTINDAN SOPA
İşveren de aynı yaklaşımı gösterdiğinde orta yol her zaman bulunmuştur ve bulunacaktır. Dünya genelinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hemen hepsinde bırakın ulaşım sektörünü, eğitim ve sağlık gibi daha temel ihtiyaçlara hitap eden sektörlerde bile sendikalaşma ve greve gitme hakkı vardır. 
29 Mayıs 2012 günü THY'de seferlerin iptali yaşanırken, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın açıklaması aba altından sopa göstermekten ibaretti. Genelde başarılı bulduğum Yıldırım, bir taraftan THY'nin özel bir kuruluş olduğundan bahsederek konuda ilgili tarafların THY ve Hava-İş olduğuna işaret etti, diğer taraftan ise konunun vatandaşı perişan etme boyutuna gelmesi durumunda gerekli adımları atmaktan geri durmayacaklarını beyan etti. İşte ironi de burada.
Bir taraftan 'THY özel bir kuruluştur' deniyor, diğer taraftan da hükümet olarak taraf olabileceklerinin altı çiziliyor. Şayet THY çalışanlarının yaptığı eylem THY yöneticilerinin belirttiği gibi kanuni değilse, konunun çözümü hukuki düzeyde olmalıdır. Bu noktada ilk başvurulacak kılavuz nihayetinde ICAO'nun ilgili uluslararası havacılık mevzuatları.
Ben, dünyada bu kadar emsal varken Türkiye'de havacılık iş kolu çalışanlarının grev yapma hakkının elinden alınabileceğine ihtimal vermiyorum. Yeter ki tüm ilgili ve yetkililer vicdanlı ve ahlaklı davransınlar.  
Bugün THY, Binali Yıldırım'ın belirttiği gibi özel bir kurumsa ve Hava-İş Sendikası arasında ekonomik ve sosyal haklara dayalı bir sorun varsa, hükümet düzeyinde aba altından sopa gösterilmemelidir. Aksine taraflar sağduyuya davet edilmeli ve çözüm için alternatifler geliştirilmeli, ilkellikle eşdeğer olan 'hava iş kolunun grev hakkının elinden alınması' teklifinin yasalaşmayacağının teminatı ise bir an evvel verilmelidir.

RONALD REAGAN 1981 YILINDA NE YAPMIŞTI?
Havacılığın beşiği ABD'de, federal çalışanlar haricinde herkesin kolektif organize olma hakkı var. Özellikle ulaştırma sektörü çalışanları kara ve hava olmak üzere çok iyi örgütlenmiş bulunuyorlar. 1940'lardan beri grev yapma haklarına sahipler.
ABD'de havacılık alanında ulusal boyutta yaşanmış en büyük kriz, Professional Air Traffic Controllers Organization (PATCO-Hava Trafik Kontrolörleri Organizasyonu) üyesi 12 bin hava trafik kontrolörünün 1981 yılında greve giderek ülke hava trafiğini felç etmesidir. Bu durumda ülke hava sahası emniyeti tehlikeye girdiği için dönemin cumhurbaşkanı Ronald Reagan devreye girmiş ve grev yapanlara grevi sonlandırmaları için 48 saat süre vermiştir. O dönemde ABD-SSCB soğuk savaşı devam ettiği ve Reagan yeni seçildiği için çok radikal davranmış, grev sonlanmayınca eylemi uygulayanların yerlerini geçici olarak askerlerle kapatmışlardır.
Reagan bile kriz sonrası verdiği beyanatta işçilerin kolektif organize olma ve hak aramalarını desteklediğini ancak federal çalışanların ülke bekasını tehdit edecek boyutta greve gitmelerine izin veremeyeceğini belirtmiştir.

<p>Öğrencilerin merakla  beklediği yüz yüze eğitim başladı. Çocuklar eski normale nasıl adapte ol

Yüz yüze eğitim başladı, anne babalar nelere dikkat etmeli?

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi