• $28,9919
  • €31,2252
  • 1866.62
  • 7913.76
21 Temmuz 2023 Cuma

Uluslararası sendikaların Türkiye karşıtlığı-2

Önceki yazımızda ITUC'un (Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu) 2022 yılı Küresel Haklar Endeksi'ne göre Türkiye'yi 'çalışanlar için en kötü 10 ülke' arasına neden alındığını ve endeksin nasıl hazırlandığını yazmıştık. Şimdi bu endekste yer verilen dezenformasyona yönelik sözde bilgilere ve vakalara dair örnekler verelim.

Sözde endekste Türkiye'nin 1 Mayıs 2021'de koronavirüs karantina kurallarını hiçe sayarak bir protesto düzenlemeye çalışan 212 göstericiyi gözaltına aldığını söylüyor. Bu nedenle de Türkiye çalışma hayatının en kötü olduğu ülkelerden biriymiş. Türkiye'de salgın döneminde bile 1 Mayıs kutlandı. Ancak Taksim kitlesel kutlamalara açık değil. 2021 yılında 1 Mayıs Türkiye'de alanlarda kutlanırken ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow salgın nedeniyle online kutlama mesajı yayınlıyordu. Kendi ekran başında 1 Mayıs'ı kutluyor, ama Türkiye'de Taksim'de kitlesel kutlama yapma bahanesiyle amaçları kavga çıkarmak olan kesimlerin sendikal haklarının kısıtlandığını söylüyor. Hükümete yönelik ağır ifadeleri kullanan bu örgütler, 1 Mayıs'ın 2009 yılında AK Parti döneminde 'Emek ve Dayanışma Günü' olarak resmi tatil yapıldığını, Taksim'in 2010 yılında 32 yıl aradan sonra ilk defa kitlesel kutlamalara açıldığını görmezden gelirler.

Raporda Türkiye'deki akıllı telefon üreticisi Salcomp'taki işçilerin Türk Metal'e üye olmaya karar verince 170 sendika üyesinin işten atıldığı bilgisi var. Ancak bu konuyla ilgili Çalışma Bakanı "atılan işçiler işe alınmazsa fabrikanın önünde işçilere destek veririm" açıklamasını yapmıştı. Bu açıklama üzerine fabrika atılan işçileri yeniden işe başlattı. Ancak raporda bu işçilerin Çalışma Bakanı'nın çıkışı üzerine işe başlatıldığına dair bir bilgi yer almıyor. Üstelik rapor hazırlanırken işçiler zaten işe başlatılmıştı. Hükümetin sendikal nedenlerle atılan işçileri işe aldırması bile sendikal hakların kötü olduğuna dair örnek vaka olarak gösterilmiş. Endeksi bu kadar ciddiye! alabiliriz.

Raporda "Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki sivil görevliler ve kamu görevlileri de dahil olmak üzere silahlı kuvvetlerdeki işçiler sendika kurma veya sendikaya üye olma hakkından yoksun bırakılmıştır" ifadesine yer verilmiştir. Ancak ülkemizde Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nde çalışan işçiler Türk Harb-İş sendikası çatısı altında örgütlenmiştir. 1950'li yıllardan itibaren örgütlenmenin olduğu işyerlerinde 1963 yılından beridir toplu iş sözleşmeleri yapılmaktadır. Aynı işyerlerinde çalışan sivil memurların da sendikalara üye olma hakları zaten vardır. Yalnızca askeri personel olanların sendikalara üye olma hakkı yoktur. Ancak raporda çok açık olan bu bilgi konusunda bile özenli davranılmamıştır.

Bu yanlış bilgileri kim veriyor? Verilen bilgiler neden teyit edilmiyor? ITUC yönetimlerinin politikaları dünyanın egemen güçlerinin politikaları çerçevesinde şekilleniyor. Bu nedenle dünyanın egemen güçlerinin Türkiye karşıtı politikaları ITUC'u da etkiliyor. ITUC'a sendika konfederasyonları üye olabiliyor. Türkiye'den ITUC'a Türk-İş, Hak-İş, KESK ve DİSK üye. ITUC'un Türkiye karşıtı politikalarını destekleyen ve sözde raporlara/endekslere girecek bilgileri gönderen genellikle KESK ve DİSK oluyor. ITUC, normalde bir ülkemizle ilgili karar verirken diğer üyeleri olan Türk-İş ve Hak-İş'e sorması gerekir. Ancak Türk-İş ve Hak-İş'e sorduğunda kendilerine gönderilen bilgilerin yanlış olduğunu görecekleri için sorma ihtiyacı bile duymuyorlar. Zaten amaçları Türkiye'yi karalamak olduğu için bilgilerin yanlış olması işlerini kolaylaştırıyor. Ama bu durum en başta uluslararası sendikalara duyulan güvene azaltıyor.

<p>Ankara ile İstanbul arasında ulaşımı sağlayan D-100 kara yolunun Bolu Dağı kesiminde sis etkili o

Bolu Dağı'nda yoğun sis! Görüş mesafesi düştü

Dikkat: Bu otomobiller 350 bin TL ile 450 bin TL arası! Kaçıran adeta pişman oluyor

Gaziantep sise büründü

ŞOK 9 Aralık kataloğu: 2359 TL'ye airfyer, 7299 TL'ye dik süpürge fırsatı!