• $8,6427
  • €10,1512
  • 491.071
  • 1411.56
12 Haziran 2020 Cuma

Monere

Taceddin Kutay
Taceddin Kutay

Nasıl oldu anlamadım kendimizi bir anda Ayasofya’yı tartışıyorken bulduk.

“Efendim iktidar sıkıştığı için Ayasofya kartını masaya sürdü” argümanının pratikte bir karşılığı yok.

“Nerede sıkıştı ve Ayasofya bu sıkışmışlığı nasıl açtı?” sorularına mukni cevap gelmiyor çünkü…

Neticede bu dün Erdoğan’ın uydurduğu bir gündem değildir, aksine 1934’ten beri öz tarifini Müslüman olarak yapan herkes açısından bir şekilde gündemdir.

Gündem olmaktan çıkarmanın yolu da bellidir:

Gündem olmaktan çıkarmak.

Aynı ezan meselesinde olduğu gibi…

Memlekette ezan okundu, rejim tehlikeye girmedi, üzerinde kavga sürecek bir saçmalık kalmadı.

Hatırlayanımız mı var Allah aşkına o saçma gerilimi?

Ayasofya da gün gelecek bu cümleden olacak.

Dünyasında Ayasofya gibi bir meselesi olmayan, sanıyor ki hiçbirimizin dünyasında Ayasofya gibi bir mesele yok.

Tartışmayı dün duyduğu için ilk olarak Erdoğan tarafından sanal biçimde başlatılmış bir tartışma zannediyor.

Oysa gündemimizin tam ortasındadır.

Her ne ise kitabın ortasından konuşmak gerek.

Bakmayın siz günlerdir hukuki izahların, tarihi delillerin tartışıldığına, vakıf senetlerinin havada uçtuğuna.

Ayasofya tartışması tam bir devrim-karşı devrim kavgasıdır.

Fransız ihtilalinden beri, kamusal alanda kendisine savaş alanı olarak okulları seçen laik-dindar gerilimi Türkiye örneğinde oldukça müstesna bir savaş alanına sahiptir:

Ayasofya!

Batılılaşmanın ve sekülerleştirici devrimlerin yahut ifade ile masumlaştırmayalım, bir dönemin sekülerleştirici ve Batılılaştırıcı baskıcılığının en önemli simgesi olarak müzeye çevrilmiş bir camidir.

Adı üstünde bir monument.

Latince Monere kökünden geliyor.

Anmak, yâd etmek, gözünün önüne getirmek demek Monere fiili.

Baktıkça her Türk’ün memlekette neler olup bittiği hatırlansın isteniyor.

“Burası artık bir başka bir yere dönüştürüldü, sadece koyunların hepsini eğitemedik. Adam olun lan!” diyor o binaya bakan herkese diplerden gelen bir ses.

İşte o sesin füsun ettiği, ele geçirdiği ruhların direnişi bu sebeple.

Camiye çevrilmiş bir Ayasofya, Türkiye’de karşı devrimcilik simgesine dönüşür diye korkuyorlar.

Türk insanını tanımıyor da ondan.

Sanıyor ki günde beş vakit ezan, ezan gibi okundukça içimizden “Nasıl da alaşağı ettik” diye rövanşist hisler geçiyor.

Okunan en fazla Efendimiz’e vesile, fazilet ve ali derece duasıdır.

Yapımızda yok işi gücü bırakıp onlarla uğraşmak.

Ayasofya açılınca da üç beş gün sevgi gözyaşı göreceksiniz, akabinde şadırvanın su giderine peçete atacak amcanın biri, bir çocuk abdest alırken yanlışlıkla ayakkabısına sümkürecek, bir Cuma günü müezzin kamet getirirken Ayasofya’nın müezzin mahfilinde cemaatten biri dönecek ve “O ne biçim okudu öyle?” diyecek…

Velhasıl hayat normale dönecek ve onlar umurumuzda bile olmayacaklar.

Bir monument onlara bambaşka şeyler hatırlatacak, bizim muhayyilemize ise akıllarının ucundan geçmeyecek şeyler sunacak o muhteşem silüet.

Bu gerçekliğin farkında olmayan cühela takımı ise korkularından defansı Sultanahmet’te kurmaya kalkacak.

Kendince aba altından sopa gösterip “kazanılmışlarınızdan da olmayın” mesajı verecek.

“Bizim şeyimiz değil” diyecek.

Evet senin şeyin değil bizim şeyimiz.

Ne olacağına da bırak biz karar verelim.

<p>FETÖ'nün kurguladığı tuzak bir kez  daha kendi ayağına dolandı. Türkiye'den talep ettikleri 126 m

FETÖ'ye ABD'den dev darbe

Türkiye'nin dört bir yanına satıyor! Hurda parçalardan üretiyor

Edirne'de üreticiler sulama maliyetini düşürecek proje için gün sayıyor

Şeytan Kalesi, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu