• $13,7789
  • €15,634
  • 790.83
  • 2036.02
30 Ekim 2020 Cuma

Mesut Yılmaz'ı nasıl bilirdim?

Kim olduğunu hepinizin bildiği bir meşhur tanıdığım vardı; enfas-ı madudeyi doldurdu ve vefat etti.

İyi hatırlayanınız azdır, o sebeple ismini zikretmeyeceğim.

Vefatı ahirinde bir dost meclisinde söz bu tanıdığımıza geldi.

Gıybetini etti dostlarım, tan ettiler ardından. Ben de öfkelendim ne yalan söyleyeyim. Düne kadar hayattaydı, bir ay evvel birlikte yedik içtik. Televizyonda mütemadiyen beyan ettiği saçmalıkların benzerini orada da dile getirdi. Şimdi dediğin lafı o gün diyeydin ya kendisine…

Şöyle ru be ru.

Yok, alt ederdi bizimki; zira çenebazdı. Mahirdi söz söylemekte. Şimdi kefeninden kesilmiş kırk santimlik bir patiska şerit ile çenesi bağlanmışken etmeyeceksin o halde bu sözü.

Senin için söylüyorum. O, muhtemelen senin, hakkında ettiğin sözlerle ilgilenmeyecek kadar büyük endişelerle meşbudur şu anda.

Nasıl bilirdim? İyi bilmezdim.

Hakkım? Hakkım mı? Helal olsun.

Onunla mı uğraşacağım. Bir de ben ayağına çelme takmayayım kıldan ince kılıçtan keskin o rah-ı meçhul üzerinde koşarken.

Çok müsterihim.

Zira Budapeşte’de bir Casino’da kumar oynarken yumruk yiyişinden aşağı yukarı 12 sene sonra Viyana’nın Rotenturmstrasse’sinde denk geldim kendisine.

Mesut Yılmaz, elinde sigarası, dalmış uzaklara bakıyor, bir şeyler düşünüyordu.

O kadar dalgın bir adama laf atmak ayıptır. Dersim var hal bu ki. Ancak bekledim. Elime bir daha bu fırsat geçmeyebilir…

Derken, anlık mahremiyetinin dokunulmazlığına benim kadar ehemmiyet vermeyen bir hemşehrimizin selamı ile dünyaya döndü. Nazikçe, güler yüzle mukabele etti.

İşte demdir dedim.

“Sayın Başbakanım, sizden hiç razı olmadım, son derece öfkeliyim ve hakkımı da katiyen helal etmiyorum. Bilin istedim” dedim. “Peki” dedi ben döndüm gittim, o ise muhtemelen pek de önemsemedi.

Kim bilir kaç kere karşılaşmıştır benzer sözlerle. En azından son derece pasifist bir tepkiydi benimkisi, beşeri hassasiyetleri gözetmiştim. Hoşuna bile gitmiş olabilir.

Doğrusu, henüz altmışlarında, bakımlı, dinç yakışıklı bu adamın hoşlanıp hoşlanmaması da umurumda falan değildi.

Ben ona hiçbir şey yapmamıştım. O ise bana, bize, anlamsız hasmane bir tutum geliştirmişti.

Siyasi hayatına da mal olsa bize, İmam Hatip çocuklarına adavet güdeceğini söylemişti.

Neticede siyasi hayatına mal oldu.

Ve Mesut Yılmaz öldü.

Bugün herhangi bir cenaze fetişi beyan etmeyeceğim.

Öldü diye “badem gözlü” demeyeceğim. Kördü.

“Sırma saçlı” demeyeceğim. Keldi.

Arkasından kem söz de etmeyeceğim.

Yüzüne söyleme fırsatı verdi Allah ve ben o fırsatı suiistimal etmeden ölçülü bir şekilde kullandım.

Ama ben orta sınıf, ehl-i sünnet bir Türk’üm.

En tipik refleksim, hak edilmiş de olsa kalıcı öfkeden feragat, Allah’a havale.

Hatırladıkça öfkelendiğim günleri yâd etmek istemiyorum.

Mesut Yılmaz’ı iyi bilmezdim.

Hakkım, şahsi hakkım, sonuna kadar ve can-ı gönülden büyük bir itminan ile helal-i hoş olsun. 

<p>Sosyal medyada birçok dizi yayınlandığı gün TT listesinde kendisine yer buluyor. Tarih dizileri g

Kasım ayının en çok izlenen ilk 10 dizisi

Ukrayna - Rusya sınırında endişelendiren görüntü!

Hangi araç sahibi ne kadar ödeyecek? 2022 yılı MTV oranı belli oldu

Ankara'nın Beypazarı ilçesinde yerlerinden kopan kayalar evlerin üzerine düştü