• $ 7,9745
  • € 9,4481
  • 486.059
  • 1190.63
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

İstenmeyen çocuk sendromu ve ahlaki üstünlük

Avusturyalı psikolog Brigitte Rollett istenmeyen çocukların, bir ömür intibak sorunu yaşayacaklarını; sadece topluma ve sosyal çevrelerine değil, kendi durumlarına da intibak etmekte zorlanacaklarını söylemişti.

Rollett, hapishanelerde yaptığı yıllar süren araştırmalarda benzer semptomlara sahip çok sayıda mahkumun varlığını tespit etmiş ve söz konusu kimselerde derin bir haksızlığa uğramışlık hissine şahit olduğunu kaydetmişti.

Gebelik döneminde anneleri tarafından arzu edilmeyen çocukların, yaşlılıklarında dahi bu istenmeme durumunun yol açtığı sıkıntılarla başa çıkmak zorunda kalacaklarına yönelik çok sayıda çalışma yapılmış durumda.

Toplumun merkezinde yer almayı beceremeyen, daima çeperinde kalmayı ihtiyar eden fertlere dönüşen bu kimseler, içinde bulundukları durumdan razı olmak konusunda da sıkıntı yaşıyorlar.

Zor bir ruh halidir; tahfif edilesi, aşağılanası bir durum değildir.

Kendisini İslamcı bir arka plana nispet eden pek çok kimsede benzer bir tutumun varlığı göze çarpıyor.

Erdoğan ve AK Parti ile aralarına mesafe koymak noktasında bir sıkıntı yaşamayan bu kimseler açısından milat, Erdoğan’ın bir çevre aktöründen merkez aktörüne dönüşmesi olarak açıklanıyor.

Erdoğan, eskisi gibi bürokrasiye, müesses nizama karşı kavga eden bir figürden, merkezde yer alan ve sistemin bir kısmını yöneten bir figüre dönüşmesi ile birlikte bu kimselerin gözünde bir “Öteki”ye dönüştü.

Hâlbuki Hüseyin Besli’nin altını çizdiği bir gerçek var ki, o da Erdoğan’ın bir çevre figürü olarak müesses nizama karşı kavgasını uluslararası arenada vermeye başladığı, bunun ise yolunun Türkiye siyasetinde bir merkez figüre dönüşmekten geçtiğidir.

Buna mukabil, İslamcılığın bir gereği olarak açıkladıkları, ancak asıl çıkış noktası daha temel bir intibak sorunu olan bir öteki olma ihtiyacı ile Erdoğan’a karşı çıkan reaksiyoner bir İslamcılar sınıfı dikkat çekiyor.

Bunlar açısından bir şekilde öteki olmanın cazibesi hiçbir zaman kaybolmayacak. Zira bizzat kendileri açısından da öteki olmanın inanılmaz bir cazibesi var.

Bunların bir kısmının Davutoğlu’na teveccühü de aynı damardan neşet ediyor. Dışlanmış çocuk dışlanmış çocuğa teveccüh ediyor.

Elbette haklarıdır, bunda anlayışla karşılanmayacak bir şey yok.

Ancak temel sıkıntımız, istenmeyen çocuk sendromunun ahlaki bir gereklilik gibi dayatılması ile başlıyor.

Vasatın çeperini, yegâne yaşam alanı kılmış olanların; öteki olma ihtiyacını ahlaki bir gereklilik olarak dayatması, kendileri açısından haddinin çok üzerinde bir iddia.

Bir şekilde satın alınmamış faziletliler topluluğu olma iddiasını bir kenara bırakmak ve çevrelerindeki insanlara karşı ahlaki üstünlük iddialarını bir kenara bırakmak en ahlaki tutumları olacaktır.

İtiraf etmeleri gereken şey şudur “Çevre bizim floramızdır ve merkezde yaşamak beceremeyeceğimiz bir şeydir”

Bunun haricindeki tutumların hepsi ikirciklidir.

Biz üç kişiyiz, birbirimizi biliriz!

Kağıthane'de 4 katlı iş merkezinde yangın çıktı

Kağıthane'de 4 katlı iş merkezinde yangın çıktı

İstanbul'daki sis havadan görüntülendi

İstanbul'daki sis havadan görüntülendi