• $28,9778
  • €31,846
  • 1903.54
  • 8009.33
9 Kasım 2023 Perşembe

Gazzeli çocuk paradigmayı değiştiriyor

B.

İsrail barbarlığının Aksa Tufanı operasyonuna bir reaksiyon olduğunu öne sürenler, cevap bulmaları imkansız bir sualin muhatabıdır: Peki, İsrail'in Gazze'ye yönelik planladığı demografik dönüşüm ve işgal hedefi, vehleten, bir anlık öfkeyle mi ortaya çıktı?

Siyonist aklını bir parça olsun tanıyan herkes, bunun uzun vadeli bir planın sahnelenmesi olduğunu anlayacaktır. Dolayısıyla Hamas'ın, sivil yerleşimcileri sebepsiz bir saldırıda bulunduğu iddiasının ne kadar boş olduğu ortadadır. Hamas, işgal altındaki topraklarda müdafaa harbini vermektedir; İsrail'in planlı, programlı genişleme planlarına karşı mücadele etmektedir.

Batı açısından tarih hiçbir zaman geriye dönülmeyecek bir yere doğru evrildi. 20. Asır'da eşitlik ve özgürlük temelinde hümanist, yeni bir medeniyet inşa ettiğini ve bunu dünyanın geri kalanına ihraç edeceğini söyleyen Batı'nın idealizmi ve iddiaları altı yerde çöktü. Ruanda, Bosna Hersek, Irak, Afganistan, Suriye ve Filistin; yaygınlaştırılmaya çalışılan yeni medeniyetin, kolonyalizmin bir üçüncü safhası olduğunu ortaya koydu. "Gerçek Batılı değerler bunlar değildir. Demokrasi, insan hakları, çoğulculuk, eşitlik, hürriyet gibi değerler Batı medeniyetinin temelini oluşturur. Bunun haricindeki bütün tutumlar, Batılı değerlerden sapmadır" kabulünün boş ve temelsiz olduğu muhakkaktır. Geçici bir dönem demir perde ülkelerine karşı yıpratıcı bir argüman olarak kullandığı bu değerlerin, kendi toplumsal tabakalaşması içinde tatbik edilebileceğini ancak dünyanın geri kalanına Şamil kılınmayacağını Batılı da en az bizler kadar iyi biliyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da yaşanan demografik başkalaşım, Batı'nın bir Yahudi Hıristiyan medeniyeti olduğu tezi ile Müslümanları ötekileştirme suretinde bir savunma mekanizması ortaya koydu. Kıta içinde İslami değerlerin ve Müslümanların ötekileştirmeilmesi üzerinden yeni bir kolonyal tutum geliştirildi. Bir nevi köle eleştirilmiş alt sınıf yaratılarak bunların antik Yunan'dan beridir kölelerin gördüğü işleri maaş karşılığı alması sağlandı. Bu Karl Marx'ın gönüllü kölelik dediği şeydir. Refah toplumu bir yandan zenginliği paylaşır gibi gözükürken, diğer yandan sağlık eğitim sigorta, emeklilik gibi nevzuhur kalemler ile devlete ve sisteme bağlı bir vatandaş artı göçmen profili yaratmaktadır. Herkesin oynaması gereken rolleri peşinen kabul ederek oyuna girdiği kabulünden yola çıkan bu sistem, dünyanın geri kalanının emeklerini bu kadar endirekt sömürmez. Bazen kendi itiraflarıyla bazen sessiz kalarak daha açık şekilde sömürür. Endonezyalı bir mobilya işçisi aylık 70 $ maaşa çalışmazsa, Avrupa'da 500 Euro' ya bir masa, dört sandalyelik teak mobilya satın alınamaz. Bangladeş'te tekstil işçileri neredeyse klasik kölelik şartlarında Çalışmaz ve karın tokluğuna çalışmazsa, Almanya'nın kek mağazası 10 Euro'ya pantolon satamaz.

Ekonomik eşitsizlikteki bu aymazlık, Batı tarafından uzun süre fırsat eşitliği, insan hakları, en azından herkesin mülk sahibi olabileceği bir özgürlük ortamı tesis edilmesi, insan hayatının değeri gibi ifade edilmesi bedavadan idealler ile gizlenmiş, kale toplumu bir eşitlik toplumu olarak sunulmuştu. Bir zamanlar mülklerinin ellerinden aldıkları Afrikalılara İncil veren Avrupalının soyu, sömürdüğü dünyaya şimdi İncil dahi vermiyor, demokrasi özgürlük değerler adı altında hayaller satıyor. Pahası ise dünya hayatı. Yaşayamadan ölüp gittikleri, hesabın mahşere kaldığı bir alışveriş bu.

Gazzeli çocuklar ölürken bu yaratılan yalancı vahanın, bir seraptan başka bir şey olmadığını tüm dünyanın yüzüne haykırıyor. Batı on yıllardır hiçbir temeli olmadığını herkesin biliyor olmasına rağmen, utanmazca ahlaki bir üstünlükle yaklaştı, sürekli sömürdüğü insanlara. İnsanlar işlemedikleri kabahatin, gelişememişliklerinin, medeniyetsizliklerinin mahcubiyetini hissettiler Batılılara karşı. Filistin'in çocukları, ne olduğunu bilmedikleri Holokost'un faturasını ödediler nesiller boyu. Hiç kimsenin aklına "başkasının yediği yemeğin faturasını niye bu çocuklar ödüyor? Bu toprakların insanlarının sizin antisemitizminizle ne alakası var?" diye sormak gelmedi. İşte bu sorular soruluyor. Bize Montessori modelini büyük bir kibirle öğretenler, kendi bulaşıklarını başkalarının önüne fırlattıklarını fark ediyor. Çok sürmez, biz görürüz; bu devran değişir. çünkü bir paradigma tıkandığı ve işlemez olduğu anda yerini yeni bir paradigmaya bırakır. Yeni bir kölelik modeli inşa edemeyecekler, hayali cennetleri yıkılıp gidecek. Temenni değil, analiz neticesi söylüyorum. Bir dahaki yazıda buradan devam edelim.

Son söz, Hamas bir terör örgütü değildir.

<p>İçişleri Bakanı Yerlikaya'dan yapılan açıklamada 'Akaryakıt Kaçakçılığına yönelik 46 ilde eş zama

Akaryakıt kaçakçılığına yönelik 46 ilde eş zamanlı operasyon

Sağanak nedeniyle araçlar sürüklendi, iş yerlerini su bastı

BM Genel Merkezi'nde Filistin sergisi açıldı

İşgal altındaki Gazze'de yaşam dramı