• $7,3978
  • €9,011
  • 441.446
  • 1538.02
11 Eylül 2011 Pazar

Yaşamak için mi yiyorsunuz yemek için mi yaşıyorsunuz?

Simge Çıtak
Simge Çıtak
YAZARIN SAYFASI

Soruya cevabınız, yüzünüzde büyük bir mutsuzluk ifadesiyle 'Yemek için yaşıyorum' ise probleminizi bu yazıdaki püf noktalarını okuyarak çözebilirsiniz.

Hepimiz bu soruyu kendimize sormalıyız.  Yaşamak için mi yiyorum yoksa yemek için mi yaşıyorum? Yemek benim hayatımın neresinde?
Doğrusunun ne olduğunu tahmin edersiniz. Yaşamak için yemek yemeliyiz. Yaşamak için yediğinizde vücudunuzun neye ihtiyacı olduğunu bilirsiniz. Kalsiyuma ihtiyacı varsa kalsiyum kaynağı olan besinlere yönelir. Demire ihtiyacı varsa, demir kaynağı olan besinlere yönelir. Bedeninizle doğru bağlantıdaysanız gerçek ihtiyaçlarına sizi yönlendirir.
Yemek yerken tat ve keyif almak da önemli. Peki bunu nasıl yaparız da hem zevk alıp hem de zehre dönüştürmeyiz! Yani yemek için yaşamaya başlamayız.
Ben size yemeğin size verdiği zevkten ve keyiften vazgeçin demiyorum tabi” ki. Zevkle ama dengeyi bozmadan gerçekten yediklerinizden tat almanızı istiyorum.
İnsan yaşamak için yemek ve içmek zorundadır. Besinlerin binlerce çeşidi vardır. Ancak; tat alma sistemi sayesinde farklı tatları kolaylıkla ayırt edebiliriz. Bu yeteneğin sırrı ise dilin yapısından kaynaklıdır. Yediğimiz veya içtiğimiz her besin, pek çok değişik tat molekülünden oluşur.
Tat konusunda yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda; tatlı, tuzlu, acı, ekşi, umami olmak üzere beş ana tat olduğu belirlenmiştir. Umami, glutamat, et, balık ve baklagiller familyasında bulunan bir tat şeklidir. 
Şeker yediğimizde, dilimizde bulunan tat alıcılar bir dizi işlemden sonra bu algıları kimyasal sinyallere dönüştürür ve beyne iletirler. Bu kimyasal sinyaller de beyin tarafından şeker tadı olarak algılanır. Beyninize giden sinirler kesilse, o an yediğiniz herhangi bir şeyin tadının beyninize ulaşması mümkün olmaz; tat duyunuzu tamamen yitirmiş olursunuz.
Biz her bir lokmayı ağzımıza attığımızda, tadı hissettiğimizi düşünürüz, halbuki tat alamayız. Bu durum, sadece beyin arşivinden daha önce lezzet olarak algılanmışsa onun bulunup ortaya çıkarılmasıdır. Beynimize iletilen tat alma sinyalleri ile ortaya çıkan; açlık veya tokluk hissi, aslında kontrol edilebilir hislerden oluşmaktadır...
Tat almak kadar önemli bir konuda kokular. Çünkü iyi tat almak demek aslında iyi koku almak demek. Kahveyi düşünün? Aslında acı bir tat ama baştan çıkarıcı olan kokusu. Aynı şekilde yiyeceklerin kokularını da beynimizde arşivliyoruz.
Özel bir yemek için yüzlerce kilometre gider misiniz? Veya tatile çıkarken otelinizi ayarlamadan önce gideceğiniz şehirdeki lokantaları işaretleyenlerden misiniz? Yoksa tüm sosyal aktivitelerinizi yemekler üzerine mi kuruyorsunuz?  Mutlu olduğunuzda yiyen, sıkıntılı olduğunuzda yiyen, yani yemek için yaşayanlardan mısınız? Öyleyse size bazı önerilerim var.

YEMEK İÇİN YAŞAYANLARA ÖNERİLER
- Tat almak sizin için önemliyse, 10 lokma yerine 1 lokma yiyin ama 10 kere çiğneyin.
- Sevdiğiniz yemeği, her zaman seveceğinizi bilin. Bugün 10 tabak da yeseniz yarın hiç yememiş gibi yiyeceğinizi unutmayın. Sevginiz hiç bitmez. 
- Çok sevdiğiniz ama kalorili olduğunu bildiğiniz yemeklerin kalorilerini azaltacak küçük değişiklikler yapabilirsiniz. Örneğin fırında beşamal sos koyduğunuz bir yemeğe bir de kaşar eklemeden yemeyi deneyin. 
- Çok leziz ve özel yemeklerin her zaman kalorili olmadığını unutmayın. Yağ miktarı azaltılmış yemekler tüketmeye çalışın. Hatta mutfağa girip hafif ama leziz yemekler deneyin. 
- Zevk uğruna yediğiniz yağlı bir yemeğin size göbek ya da basen yağları olarak geri döneceğini unutmayın. Kızartma yerine fırında, ızgarada, buharda pişirilmiş yiyecekleri tercih edin. Böylece yağdan gelecek enerjinin büyük kısmını almamış olacaksınız.
- Gün içinde sık ve az öğünler yemek, iştahınızın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu. 
- Tat alma duyunuzu uyarın! Yapılan araştırmalara göre, tat alma duyusunu değişik tatlarla tatmin etmek, porsiyon miktarlarının küçülmesini sağlıyor. Sürekli aynı yemeği yemek de, özellikle tadı hoşunuza gitmiyorsa, bir süre sonra tat alma mekanizmanızın iptal olmasına ve yenilen yemeklerden zevk alınamamasına yol açıyor.  Ve bu nedenle de kendinizi sanki hiç yemek yememiş gibi hissedebiliyorsunuz. Bunu engellemek için öğünlerinizi taze otlarla ve baharatlarla tatlandırabilirsiniz. 
- Bol bol su için! Su içmek kendinizi tok hissetmeniz açısından önemli. Ayrıca vücudunuz susuz kaldığında çoğu zaman açlık hissine benzeyen sinyaller gönderiyor. 
- Yiyecekleri iyice çiğneyin! Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beyinden mideye doydum sinyalinin gelmesine ve beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanıyor. Üstelik bu şekilde tat alma duyusu da tatmin oluyor. Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. 
- Küçük lokmalarla yiyin ve için. Büyük lokmalarla yediğinizde hem en sevdiğiniz yiyecek daha çabuk biter, hem de beyinde tokluk merkezi uyarılmadığı için daha fazla yersiniz. Küçük lokmalarla yediğinizde ve uzun süre çiğnediğinizde sevdiğiniz tadı ağzınızda daha fazla hissedebilirsiniz. Bugün en sevdiğiniz yiyecek ve içeceği deneyin! Lütfen çok küçük bir lokma olsun! Tadını hissedin.
- Güç gerektiren egzersizler yapın!  Egzersizleriniz zorlaştıkça vücut ısınız ve bazal metabolizma hızınız artıyor,  daha fazla kalori yakmaya başlıyorsunuz. Egzersizi takip eden birkaç saat boyunca iştahınız da daha az oluyor.

Şeker yediğimizde, dilimizde bulunan tat alıcılar bir dizi işlemden sonra algıları kimyasal sinyallere dönüştürür ve beyne iletirler. Bu kimyasal sinyaller de beyin tarafından şeker tadı olarak algılanır. Beyninize giden sinirler kesilse, o an yediğiniz herhangi bir şeyin tadının beyninize ulaşması mümkün olmaz; tat duyunuzu tamamen yitirmiş olursunuz.

<p>  Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ekipleri, Suriye'nin Tel Abyad kentinden Akçakale Gümrük Kapısı'na g

Ekipler gördükleri manzara karşısında isyan etti: Bu nasıl vicdansızlık?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ticaret Bakanlığınca ''fahiş fiyat'' denetimi yapıldı

Uludağ'a yerleşen çiftin kentten uzak sıra dışı hayatı