• $7,5345
  • €8,9837
  • 411.286
  • 1541.98
05 Haziran 2011 Pazar

Bir beslenme uzmanının gözünden Viyana...

Simge Çıtak
Simge Çıtak
YAZARIN SAYFASI

Uzm. Dyt. Simge ÇITAK
Yazımın başlığından da anlaşılacağı üzere geçen hafta 5 gün Viyana'daydım. Farklı ülkelerin kültürlerini hep çok merak etmişimdir. Ne yerler, ne içerler, nerelerde yaşarlar, nelere gülerler... Üniversitede yüksek lisans yaparken seçmeli olarak farklı ülkelerin beslenme kültürlerini inceleyen bir ders almıştım. O zaman fark ettim ki ben tüm dünya insanlarının neler yaptığını merak ediyorum...
Hal böyle olunca yazarların gezi notlarını okumayı da çok severim. Tabii ki gezi notları her zaman yazanın kendi bakış açısından gördükleridir. Benim sizlerle paylaşmak istediğim, bir beslenme uzmanı olarak gözüme takılanlar ve yolunuz Viyana'ya düşerse nasıl sağlıklı beslenebileceğinizi anlatmak.
Viyana şehrinin tarih kokan güzelliğini sanırım anlatmama gerek yok. Her yer kafe ve çok şık tarihi binalar. Hiç bu kadar yürüyebileceğinizi düşünmeden saatlerce yürüyebiliyorsunuz. Öyle bir şehir ki kim olduğunuzu ve ne olduğunuzu unutturup sadece sizi şehre çekebiliyor. O sokaklarda dolaşırken yüzyıllar önce insanların buralarda nasıl bir hayat yaşadığını düşünerek her binayı seyrederek geziniyorsunuz. '1. Bölge' Viyana'nın tam kalbi olarak tabir ediliyor. Tüm şehir yaşantısı ünlü kafeler, restoranlar, mağazalar burada.
Araç trafiğine kapalı olan bölümünde gezinirken küçük paketler halinde sokakta satılan, yıkanmış, pırıl pırıl mevsim meyveleri gözüme çarptı. Daha sonra gittiğim müzelerin büfelerinde de tane olarak tüm meyveleri satın alabileceğimizi gördüm. Bu manzara, bir beslenmeci olarak çok hoşuma gitti elbette. Çok güzel bir ara öğün alternatifi. Yanınızda meyve taşımanıza da gerek kalmıyor böylece.
Viyana'nın en güzel ve en eski restoranlarını sokak aralarında bulabiliyorsunuz. Hem de daha sakin, kalabalıktan uzak. Viyana'ya gelmişken şnitzel yemeden olmaz tabii. Porsiyonların büyüklüğünü önceden bildiğim için, 1 porsiyon söyleyip ikiye böldük. Buna rağmen bana göre, fazlasıyla büyük porsiyonlardı. Şnitzelleri anlatıldığı gibi ince ve daha az yağ tadı alıyorsunuz. Şnitzelin yanında mutlaka patates salatası getiriyorlar yine büyük bir tabakta. Buraya kadar geldim bir daha nereden bulacağım hissi yaşayan ve tabağımdaki mutlaka bitmeli diye düşünen biriyseniz bu şehir kendinizi kontrol etmekte biraz zorlayabilir. Dikkatli seçimler yapmalısınız!
ANA ÖĞÜN GİBİ TATLILAR
Kafeleriyle ünlü bu şehirde, kahve içmeden olmaz. Çeşit çeşit kahveler olmasına rağmen benim en sevdiğim melenge denen, az kahveli çok sütlü kahvesi oldu. Garsona kremasız istediğinizi hatırlatmanız gerekiyor. Çünkü kremalı. Zaten o kadar çok krema kullanıyorlar ki! Kahve kremalı, her tatlının yanında da krema getiriyorlar. Kremaları bizimkine göre daha süt bazlı olduğu için hafif ama yine de krema! 
Tatlılara gelince... Bana göre çok ağır tatlılardı. Dikkatimi çeken başka bir nokta da bu kadar ağır ve yine büyük porsiyon olmalarına rağmen her kahve yanında kremalı bu ağır tatlılardan yemeleriydi. Anlayamadığım şu; Viyanalılar acaba bu tatlıları ana öğün olarak mı yiyorlar? Bana göre ancak öyle yenebilirdi.
Özellikle çok ünlü olan ve sırrı yüzyıldır saklanan 'sacher torte' denen, ıslak kekin çok daha ağırı ve üzerinde kocaman bir çikolatayla yanında kremayla sunulan tatlılarını ben sadece bir çatal yiyebilirken, yan masalardaki insanların kahveleriyle birlikte bir çırpıda bitirmeleri çok dikkatimi çekti.
Bir diğer ünlü tatlıları da 'palencinko'ydu. Krep parçalarıyla, elma ve üzümle pişirilip üzerine pudra şekeri serpilerek yanında çeşitli meyve marmelatlarıyla kocaman bir tavanın içinde sunulan palencinko, tatlıdan çok bir ana yemek görüntüsündeydi. Takdir edersiniz ki yine çok büyük buldum ama oraya kadar gitmişken tatmadan olmazdı!
Bu kadar ağır yemek ve tatlı kültürü olan bir ülkede o kadar çok şişman görmememin nedeni sanırım çok fazla hareket etmeleri. Çok yürüyorlar. Başka gördüğüm bir güzellik de şehrin her yerinde bisiklet yollarının olması. Mutlaka bisikletiniz olması da gerekmiyor. Bisiklet kiralama alanları var her yerde. Bisiklet parkurlarında jeton atarak istediğiniz bisikleti alıp daha sonra başka bir istasyonda bisikletinizi bıraka biliyorsunuz. Hareket etmek ve hayatı kolaylaştırmak için her şey düşünülmüş.
MARKETTE YOK YOK
Bir ülkeye gidip de süpermarket ziyareti yapmamak benim için imkansız! En ünlü müzesini gezmek kadar önemli. Tüm şehrin beslenme modelini oradan anlayabiliyorum. Böylece ülkenin yaşantısını tanıyıp günlük hayatlarını keşfediyorum. Viyana'da gittiğim en güzel market, şehrin 1. Bölgesi'nde aynı zamanda kahveleriyle ünlü, içinde restoranı da bulunan 2 katlı tarihi bir binanı içinde yer alan süpermarketti.  Her şeyin o kadar çok çeşidini bulabiliyorsunuz ki! Süt ve süt ürünleri olan bölümde, meyveli, içilebilen yoğurtlar çok dikkatimi çekti. Hemen aldım ve denedim. Çok güzel bir ara öğün içeceği. Meyve ve sebze bölümlerinin çeşitliğinden bahsetmiyorum bile... Ama meyve kurularını anlatmadan geçemem. Her tür meyvenin sadece şekerli kurutulmuş olanları değil şekersiz olarak cips şeklinde olanları tadılmaya değerdi. Ara öğünde tüketmek üzere birkaç küçük paket almayı ihmal etmedim.
Akşam üstü olduğunda, sanki kafelerde oturan herkesin içmesi zorunluymuş gibi görünen portakal renkli soda benzeri içecek dikkatimi çekti. Meğer 'aperol' denen soda ve alkol içerikli bir İtalyan içeceğiymiş. Bir de sunulan şarap miktarları ilginçti. Bir kadeh şarap istediğinizde büyük bir şişenin 1/16'sını getiriyorlar. Böylece daha küçük miktarda içebiliyorsunuz.
Şehrin görülmeye değer başka bir noktası olan Sisi'nin yazlık sarayıydı. İnanılmaz bir bahçe; yürüyerek bir günde bitirilebileceğini sanmıyorum. En güzeli de turistlerin arasında o güzelim bahçede koşan Viyana halkını görmekti.

Sağlıklı beslenme için ipuçları
l Kahvaltıda sorun yaşamazsınız. Aradığınız her şey var.
l Ara öğün için bol sütlü bir kahve iyi bir seçenek olabilir.
l Ara öğün saatlerinizde yürüyüş yapıyorsanız, bahsettiğim meyveli yoğurtlardan ya da değişik kuru meyveler satın alabilirsiniz.
l Yanınıza ara öğün için bir şey almadıysanız üzülmeyin, müze girişlerindeki büfelerde tane olarak çeşit çeşit meyve satılıyor.
l Ana öğünlerde porsiyonların büyük olduğunu bilerek lütfen 1 porsiyonu yanınızdakiyle paylaşın! Çok beğendiyseniz bir dahaki öğünde bir daha yiyebilirsiniz!
l Eğer siz de benim gibi sert sulardan hoşlanıyorsanız sularını beğenmeyebilirsiniz, ama sodaları bizimkinden daha yumuşak! Çok yürüyeceğiniz için suyunuzu ihmal etmeyin.
l Tatlılara gelince... Lütfen onu da paylaşın ve tatlıları ara öğün olarak küçük miktarlarda tüketmeye çalışın.

<p>MODERATÖR GECE</p><p>Deneyimli gazeteci Erem Şentürk; 8 Mart Pazartesi gününden itibaren,

Erem Şentürk, 8 Mart Pazartesi'den itibaren 24 TV'de

Şanlıurfa'da mağaralara operasyon: 29 gözaltı

Arşivlerden çıkan tarihe damga vuran anlar

Güzel oyuncu tanınmaz hale geldi! hayranları gözlerine inanamadı