• $8,3037
  • €10,0829
  • 488.111
  • 1444.87
03 Mart 2011 Perşembe

Hey Carla! Bana da birini ayarlasana

Fransa'nın topuklu olduğu kadar da küstah Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy ile babetlere mahkum ettiği seks gurusu kıymetlisi Carla Bruni ile ilgili  şahane bir olay var, sevgili okuyucu. Sakızlı Gökçek uğurlamasının tadı henüz damağımızdayken ('Sakızlı Gökçek uğurlaması' da Anadolu mutfağına girip klasikleşse yeridir) öyle bir şarkı çıktı ki gün yüzüne, hiç gocunmadan 9 yaşımıza dönüp 'Ooh ooh, canıma değsin!' tezahüratlarıyla kendimizden geçebiliriz! Şarkımız, 'Le Scandale Doux par Banu'... Bruni'ye 'Hey Carla, bebeğim!' diye seslenen, 'Sen artık herkesi tanıyorsun/beni de biriyle tanıştırsana' diyen, 'Carla Bruni'den iyi şarkı söylüyorum/peki neden o başkanla ben evlenemiyorum?' diye soran ve fettan fettan eğlenen bu çılgın şarkı, İngilizce-Fransızca sözleriyle sosyal medyada çın çın çınlıyor.
Sözü ve müziği, 2006'da yaptığı ilk albümü 'Üzgünüm Beyler'le tanıştığımız Banu Ünüvar'a ait. O zamandan beri piyasayla kan uyuşmazlığı çekiyor gibi görünse de tüm bağımsızlığıyla, kendi prodüksiyonlarına imza atmayı sürdürüyor Banu. Ve bu şarkı... Kesinlikle muhteşem. Bravo Banu!
Not: Şarkının kendisi kadar matrak klibine Youtube'dan ulaşabilirsiniz. Ayrıca www.dipnot.tv'de yer alan 'Her genç kızın rüyası: Carla Bruni' başlıklı makaleyi de okumanızı öneririm.

Ya Sonra?
Özcan Deniz'in yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği ilk filmi 'Ya Sonra?' çok güzel başlıyor doğrusu. Yeşilçam'ın mutlu mutlu SON'landığı noktadan, yani hayallerinin prensine/prensesine kavuşup evlenenlerin yanak yanağa kaldığı o klişe finalden alıyor... Ve sonrasına ait bir hikaye anlatmaya başlıyor. Kesinlikle bayıldım ben bu girişe. Karakterlere ve hikaye detaylarına hiç girmeyeceğim ama şu kadarını söyleyeyim; genel olarak iyi akan, çok büyük hatalar yapmayan, esprileri gayet yerini bulan, beklentiyi boşa çıkarmayan bir film. Ancaaak... Acemilikten kaynaklanan bir-iki hata gereksizce zarar veriyor filme. Tekrarlanan bazı duygusal çıkışlar mesela, durduk yere zedeliyor dramanın gücünü. 'Yol kazası' deyip geçilemeyecek dozda şeyler değil bunlar tamam ama yazık işte. Hani neredeyse şıkır şıkır bir film varken ortada...

PEKİ YA O SAÇLAR?
Ayrıca öyle bir nokta var ki anlamak gerçekten çok güç: Deniz Çakır'ın saçları... O saçlar ne sahi öyle kuzum? Her sahnede ayrı bir icat, ayrı bir felaket. Film boyunca empati yapmaya gayret ettim, bana mı öyle geliyor diye şüphelenmek istedim. Fakat nafile. Sağımda oturan 60'lık hanımlar her seferinde 'Bu nasıl saç, cık cık cık!?' diye kınarken solumda tepişen 16'lık çıtırlar 'Iyyyy bu saç ne gene yeeeaaa!' diye kıyameti koparıp durdu. Herkes aynı fikirde anlayacağınız.
Her şeye rağmen seyir zevki veren bir film 'Ya Sonra?'. Ayrıca Özcan Deniz'in bundan sonraki sinema yolculuğu hakkında da merak uyandırıp umut aşılıyor. İyi bir başlangıç.

Osmanlı renkleri mmm...
Muhteşem Yüzyıl'ın ana sponsoru Marshall Boya bu işten avantaj elde etmenin inceliklerini dosta düşmana gösterir oldu. Güllü Lokum, Susamlı Akide, Badem Şerbeti, Damla Sakızlı Kahve gibi birbirinden ağız sulandırıcı renk koleksiyonuna imza atan Osmanlı Sanat Uzmanı, Serdar Gülgün'ü tebrik etmek gerek.
Boyanacak bir yer yoksa bile birer kutu bu renklerden alıp gelene gidene ikram edesi geliyor insanın. O derece leziz.

<p>İşgalci İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik müdahalesi devam ederken,

Kudüs'te tepki çeken görüntü! Mescid-i Aksa'dan alevler yükselirken Yahudiler Kudüs Günü'nü kutladı

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı