• $7,4676
  • €9,0743
  • 441.694
  • 1565.01
08 Eylül 2012 Cumartesi

Bre bu nasıl eğitim politikası?

On yıldır ülkeyi yöneten iktidar partisinin (ve üyelerinin) siyasi başarıları tartışılır ama iş politikaya gelince sınıfta kaldıkları açık ve net. Uzağa gitmeyelim, TDK'daki sözcük anlamına bakalım, 'Politika': (3) Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme. Nabza göre şerbet, kısacası. Hükümetin yaptığı ne peki? Politik olması gereken her yerde yangına körükle gidiyor! Örnek: İlköğretim yaşı indi (60-66 ay), halk doğal olarak isyanda. Başbakan'ın dediği; 'Rapor alanlar çocuklarına ihanet eder'. Milli Eğitim Bakanı'nın dediği; '4+4+4'e karşı çıkan PKK yanlısıdır.' Bu nasıl politika efendiler!  

'AKILLI' BİR İKTİDAR NE YAPAR?
Her türlü krizi, yanlışı, felaketi geçtim. Okul yaşını düşürmek gibi radikal bir değişikliğe giden bir hükümet, nasıl olur da bu işle ilgili bir politika geliştirmez? Hayret verici! Dayılanarak, suçlayarak, gözdağı vererek, endişe içindeki halkı teskin etmek yerine, bölücü örgüt yanlısı ilan ederek mi yapılır böyle işler? İnsaf! Akıllı bir iktidar, önce şu sorulara çalışırdı:
-İdeolojik çıkar gözetmek dışında nasıl bir çalışma yapıldı bu eğitim yaşını belirlerken? 
-Benim çocuğum, benim ailem, benim ülkem ne kazanacak bu değişimden?
-Anne babalar başta olmak üzere yetişkinlere bu değişimin gereğini anlatamayan bir hükümetin öğretmeni, tuvaletini tutamayan çocuklara nasıl anlatacak okulun nimetlerini?
-Asker yaşına gelen çocuklarına ağlayan bu halk, şimdi de okul yaşı gelen çocuklarına mı ağlayacak?
-Değişim kaçınılmaz ise, neden kademeli sistem uygulanmıyor? Bu aciliyetin sebebi ne?

SAVAŞMA SEVİŞ HALKLA
Devletin emeli/arzusu ne olursa olsun, çocuk ailenindir. Ve eğer bu kadar aile isyan ediyorsa, tek suçlu devlettir. Eğer bunun adı politika ise güzel güzel anlatır, halkı buna ikna edersin. Aileler de güle oynaya gönderir çocuklarını okula. 'Yok ben oraya çalışmadım ama ben yaptım olacak!' diyorsan da, icra ettiğin bu yönetim şekline demokrasi filan diyemezsin. 'Çocuk' kadar net bir ortak paydada dahi birlik sağlayamayan bir hükümetten, farklı görüş ve yaşam tarzlarına sahip çıkması nasıl beklenir ki? Olsa olsa 'rüya' olur bunun adı. Halkla savaşmayı bir an önce bırakıp sevişmeye başlamalı hükümet. Canı istese de istemese de! (Klişeler en güçlü afrodizyaklardır bazen).

ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ
Erken okul yaşıyla ilgili yegane (görece) pozitif cümle ne şimdiye kadar: 'İngiltere'de de böyle'! Bravo gerçekten. Gülüyoruz artık ağlanacak halimize. İngiltere ile tutmayan tek yanımız okul yaşımızdı, doğru! Gelin ben Fransa'dan bir örnek vereyim size. Moda devi Chanel'in yaratıcısı Coco Chanel'in hayatını okuyorum şu sıra. Ve Matmazel'in bir özelliği de, bereket sembolü buğdaylara düşkünlüğü. Yaşadığı, çalıştığı mekanlarda demet demet buğday başakları bulunduruyor. Hatta dönem hükümetinin buğday ekimini artırmak için giriştiği kampanyanın afişi de var çalışma odasında. Afişte ne yazıyor dersiniz: 'Buğday yetiştirin. Fransa için altın değerinde.' Ciddiyete, ikna kabiliyetine, damara bakınız. Fransa için buğday yetiştirmek geliyor insanın içinden! Bu anlayışta bir hükümetin değişen okul yaşına, halkını nasıl ikna edebileceğini düşünebiliyor musunuz? İnsan politikayı Coco Chanel'in hayatına bakarak bile öğrenebilir, zor değil. Yeter ki halkla barış içinde olun, savaş değil! ('Chanel - Efsanesi ve Hayatı', Yazan: Justine Picardie, Artemis Yayınları 2012)

Hope Tweet Hope: 'Ticaretin hayatta kalabilmesi için moda ölmeli, hem de çok çabuk ölmeli. Moda ne kadar geçiciyse, o kadar kusursuzdur - Coco Chanel'  (@sevimgozay)

<p><span>Facebook'un Türkiye ile ilgili temsilcilik açma kararını ve Türkiye ile ilgili kullanmış ol

'Facebook'un dili tehditkar bir dildir'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Edirne Müftülüğünde meydana gelen yangında ahşap bina kullanılamaz hale geldi

Dev piton yılanının avı görenleri şaşırttı