• $7,3383
  • €8,9263
  • 437.902
  • 1544.01
30 Ağustos 2011 Salı

Boğaz'ın incisinden Boğaz'ın rüküşüne

Ledler, neonlar, kimi harfi sönmüş tabelalar, ıslak caddelere sırnaşan kırmızı-yeşil trafik renkleri, kuş bakışı kadrajlarda sel olup akan farlar ve tüm o edebi sokak lambaları, mücevherleridir şehrin. Ve hatta bizim büyük çaresizliğimizi anlatan en iyi resim de, gün batarken doğan şehir ışıklarıdır bana göre. Herkes uykudayken işten çıkmışsınız ya da kafanıza esmiş, içiniz sıkılmış ve öylesine vurmuşsunuz yola. Köprüdesiniz... Fonda muhakkak serin, içimizde çalan ıslıklar kadar tekinsiz bir müzik. Vokalsiz, cinsiyetsiz, milliyetsiz. Fakat o da ne: 'Hopa şina şinanay nay' tadındaki ikinci köprü ışıklandırması, canına okuyor Boğaz'ın...

PAVYONDA MIYIZ SAYIN TOPBAŞ?

Hani ders alınmıştı birinci köprüde yapılan hatalı ışıklandırmadan? Sürüş güvenliğini dahi tehlikeye sokacak denli acemi, üstelik estetik yoksunu o renklerin dansı şovundan..? Birinci köprü ennihayet kabul edilebilir bir kıvama kavuşmuş ve gözler nispeten alışmışken, ikinci köprüyü işporta malına çeviren bu ışıklandırma da neyin nesi? Büyük Şehir Belediyesi'ni dürtüyorum (poke) ve tez titreyip kendine gelmeye davet ediyorum. Pavyonda mıyız, Sayın Topbaş? Bu nasıl renk skalası? Sarıdan yeşile, mordan eflatuna, kırmızıdan maviye yanar-döner bir kitch'lik (kiç). Deli kızın çeyizine döndürdünüz Boğaz'ı. İstanbul'un ilk göz ağrısı, Boğaziçi Köprüsü'nün yaygın adı 'Boğaz'ın incisi'ydi bir zamanlar. Ne asaleti kaldı Boğaz'ın, ne de iyi günde kötü günde her saat her koşulda insana, 'Ahh be İstanbul!' çektiren o dost sükuneti... Ne yaptığınızın farkında mısınız bilmiyorum ama, bu şehre bu rüküşlüğü yapmaya kimsenin hakkı yok.

Hayalimdeki survivor üçlüsü
Issız ada maceralarını görmek için sabırsızlandığım isimleri uzun uzun listeliyorum. Bugün, bayram niyetine sadece intro'yu sunuyorum. Gerçekleşir, gerçekleşmez bilemem de düşünmesi bile güzel:
Erol Köse: Günde beş vakit update olan yeni sürüm Nihat Doğan olup, adayı şenlik ateşiyle tutuşturacağına şüphe yok. Twitter'da gösterdiği performansın onda biri bile programı ihya eder.
Yaşar Nuri Öztürk: Son haftalarda katıldığı kadın programlarında yakaladığı rüzgara bakılırsa, klasmanında tek. Başını çektiği şeytan çekicilikle, izdivaç müdavimlerinin yeni gurusu olacak, Eda Taşpınar'ı sollayan ten rengiyle Erol Köse'yi çatlatacaktır.
Nur Yerlitaş: Nasıl ikna edilir bilmiyorum. Çok meşgul, çok nazlı, konforuna ve aynalara da çok düşkün. Ama olur da giderse, ego patlaması yaşayan cümle ada sakinini kirpik darbeleriyle yola getirecek, barış ve huzurun yılmaz bekçisi olacaktır.

Dattiri Dat Dat
Tiyatrocu arkadaşım Özgür Özgülgün, BJK TV'deki programına davet etti geçtiğimiz cumartesi. Beşiktaşlı olmamama rağmen kalktım gittim. İyi ki de gitmişim, gittikçe ısınan, eğlenceli bir üç saat geçirdik canlı yayında. Programın adına da bayıldım ayrıca, 'Dattiri Dat Dat'... Bu akşam 20.00'de tekrarı olduğunu hatırlatır; evlere şenlik 'ofsayt - 4. hakem - düdük' temalı sayıklamamı anlayışla karşılamanızı temenni ederim, sayın tefe koyacak olan. Tatlı ve huzurlu bayramlar diliyorum.

Home Tweet Home: 'İnsan parayı bulunca değişmez.. İçindeki kişiliği kefaletle serbest bırakır...' (Gibicibicis)

<p>Taceddin Kutay Kafa Konforu'nda bu hafta, 'hayatın tekliflerine karşı aldığımız pozisyonu nasıl t

'Refik'in kadar kıymetlisin hayatta...'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı