• $7,4745
  • €9,0452
  • 441.585
  • 1556.77
20 Ağustos 2011 Cumartesi

6 yaşında değilsin artık!

Google'ın taa dutluk olduğu zamanlarda; ansiklopedi kurdu, abaküs arsızı, 'sus yoksa eskiciye veririm bak seni' deyip yıldıramadığınız çocuklar vardı. Şimdinin 'çişimizi söyleyemiyoruz teyzoş, ama play station'da herkesi yeniyoruz' neslinden fersah fersah zehirdi kafaları. 'Büyünce ne olacak bu, kim bilir' diye diye fallar tutulur, adaklar adanırdı. Gel gör ki hayat şişede durduğu gibi durmuyor, sayın boş yere ümitlenen. Günler günleri kovalarken yüksek yüksek dağlarda kimi kurtlar kocayıp gidiyor ve o üstün zekalının başkanı çocuktan çıka çıka, keskin sirke küpüne zarar bir yetişkin çıkabiliyor... Kısmet! Yılmaz Özdil de işte o çocuklardan gibi görünüyor en mühim zamanlarda bana. Edebiyatçı olsaydı, çok sevdiğim kimi kitapların efsane yazarı olacaktı muhtemelen. Fakat ola ola, gündeme göre yanıp sönen bir garip ışık olmuş. Gün oluyor, toplum fotoğrafını kimselerin eğilip bakmadığı bir anahtar deliğinden çekiyor, muhteşem kelam ediyor. Fakat gün oluyor, kill bill butonuna basmaya azmettiren, elma-armut-kel Mahmut kafiyeli tekerlemeler saçıyor. Dünkü 'Şehitler ölür' yazısı misal...
Huyu bu. Lakin bu 'best seller' vicdan tipini mide kaldırmıyor gerçekten. Çocuk yaşındaki hali geliyor gözümün önüne ısrarla Özdil'in; en çok azıtan olduğu halde, öğretmen geldi miydi konuşanları rastgele tahtaya yazıp, çaktırmadan kıs kıs gülen sınıf başkanı, çarpım tablosu şampiyonu Genco'yu hatırlatıyor bana - bkz. ilkokul 4.

Sahibinden.com
Van Havadis gazetesinden Ayhan Yazlık'ın dile getirdiği endişeyi alıntılamıştım son yazıda hatırlarsanız; 'Evlilik yerine kiralama yöntemi' başlıklı o yazı, tüm hard core içeriğine rağmen kadın-erkek ilişkilerinin Anadolu'daki yakın geleceğiyle ilgili bir vizyonu seslendirilmesi açısından önemliydi bence. Büyük şehir lokasyonundaki 'kiracı' ve 'kiralıklar' ile genel bir durum raporu sunmak isterim bu nedenle, meraklısına:
Ev sahibinin en kötüsü tek evi olandır ki; romantik ilişkilerde hepimiz eşitizdir bir bakıma, bu açıdan. Bir tanecik evceğizimiz vardır (kalp şeklinde!) hepi topu. Ve oraya girip oturacak olanı seçmek için kılı kırk yarmakla geçer ömrümüz. Geçim kaynağımız (mutluluğumuz) ne olsa o evdir ve aman sakın ha boş kalmamalıdır mantığıyla; gözümüzün tuttuğu ne kadar nursuz uğursuz varsa (!) ama bir ay ama bir seneliğine anahtarı verip oturturuz. Fakat nasıl iflah olmaz bir öğretiyse; çok geçmeden evi, zararına da olsa satma (!) hayalleri kurarken yakalarız kendimizi kiracıya. Tabak tabak dolma börek taşır, yokluğunda evi temizleyip havalandırır, hatta bir gayret çamaşırını bulaşığını dahi yıkayıveririz aman elime mi yapışacak gibisine. Derken derken, bilin bakalım n'olur? Ev (yani rahat) batmaya başlar kiracıya... Ya banyo dar geliyordur ya muhitten daralmıştır ya cadde üstündeki yüksek tavanlıya aklı kaymıştır veya da elinin körü bir sebep vardır oğlu vardır. Çok mühim değil. Bir kez daha 'kiralık' ilanı asmaktan başka çare kalmaz ev sahibine...
Fakat bu gene de mutlu ve umutlu versiyonudur serüvenin. Zira, aylarca yiyip içip, kendine baktırıp, evi viraneye çevirdiği gibi bir kuruş da kira ödemeden sırra kadem basan yağmacılarla doludur etraf. Büyük şehirde hayat her açıdan zor, kısacası.

Home Tweet Home: Aşk yarası da çocukluk yaralanmaları gibi, ancak biri 'öpünce geçiyor' - twitter.com/PopulerTwitler

<p>Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik Partisi'nin genel başkanlığına seçilen A

Türk dostu Armin Laschet kimdir?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen İstanbul'dan kar manzaraları

Hobi olarak başladı şimdi taleplere yetişemiyor