HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3183
  • 6,0949
  • 209.191
  • 94.570

Yeni dönem yeni psikoloji

Yerel seçimler yaklaşıyor. Anketlerdeki “bugün seçim olsa hangi partiye/adaya oy verirsiniz” sorusuna verilecek yanıtlar üzerinden tartışacağız. Anketlerde “ekonominin daha iyi olacağına dair umudunuz var mı” sorusuna verilecek yanıtlar da önemlidir. Zira umut yüzde 50’nin üzerindeyse iktidar açısından seçimin galibiyetle sonuçlanacağını öngörebilmek mümkün olur.

Değil ise “ülkenin bir numaralı sorunu nedir” sorusu üzerinden analiz yapılır.

Güvenlik meselesi öne çıktığında seçmen “vatan savunması söz konusu şimdi para hesabı yapılacak zaman değil” refleksiyle hareket eder yani ekonomik endişelerini geri plana atarak devletin varlığına yönelik tehditler ile mücadeledeki kararlılığa bakar. Ortada bir güvenlik sorunu ya da yaşamsal önemde başka bir sorun yoksa ve çoğunluk ekonominin daha iyi olacağına dair umudunu yitirmişse o zaman iktidar için “tehlike çanları” çalmaya başlamış demektir.

Geldiğimiz noktada gerçeğe yakın olan ekonomi ve güvenliği aynı başlık altında değerlendirmektir. Zira Türkiye’ye yönelik finansal saldırılar salt ekonomi meselesi olmanın ötesinde devletin bekasına yönelik tehdit anlamını da taşıyor.

Güncel seçmen eğilimi “Türkiye’ye yönelik güvenlik tehdidi haline gelen ekonomik saldırılar karşısında hangi siyasi kadro daha başarılı olabilir” sorusuna verilecek yanıtlarda gizli.

İktidar terörle mücadeledeki tavizsiz ve kararlı duruşunu milletin desteğini alarak sürdürebildi. Psikolojik üstünlük başarıyı da beraberinde getirdi.

Gezi ayaklanmasından bu yana şer odaklarının bitmek bilmeyen saldırıları yerli ve milli duruş sayesinde bertaraf edildi.

Dile kolay 5 yıl...

Gezi ayaklanması, 17-25 Aralık süreci, hendek terörü, MİT TIR’ları ihaneti, terör saldırıları ve nihayetinde 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi...

Türkiye, yıkılmayacağını, boyun eğmeyeceğini, yenilmeyeceğini gördü ve gösterdi.

Peki “ekonomi savaşını” da kazanabilecek mi?

Yılgınlığa, gevşekliğe daha da önemlisi milli morali örseleyen tavırlara mahal verilmez ise evet.

Terörle mücadelede “milli moral” Türkiye’nin güç kaynağıydı.

Ekonomi savaşında da aynısına ihtiyaç var.

Ama bu iki savaşın “gerçeklerini ve gereklerini” birbirine karıştırmamak kaydıyla.

Türü her ne olursa olsun savaş, inancından aldığı kuvvetle zaman, zemin, iklim ve imkan değerlendirmesini doğru düzgün yapabilenlerce kazanılır.

Şakağındaki sineği tabancayla vurup öldürmezsin.

Ve kimse seni sineğe taviz vermekle suçlamaz. Finansal saldırılara topçu ateşiyle karşılık verilmemesi de samimiyetsizlik anlamına gelmez.

Bu böyledir de son 5 yıldır “eller tetikte” konsantrasyonu ile nefes alıp veren Türkiye’nin bambaşka bir mücadele türü olan ekonomik savaşın gerektirdiği psikolojiye bürünmesi kolay olmayabilir.

Yani, Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan’ın “yeniden reform ve ilerleme yolu” olarak işaret ettiği yeni dönemin gereklerini hızlıca kavrayıp yerine getirmek durumunda olan uygulayıcıların işin bu yönüne bakmalarında da fayda var.

Afrin´de halka zulmeden, hırsızlık, gasp ve çete faaliyetleri yürüten suç örgütüne karşı Türk Silahl

Afrin´de büyük operasyon: Yer altı çeteleri bir bir teslim oldu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Hayalet uçak Suriye'de görüntülendi

TürkAkım Projesi Deniz Bölümünün Tamamlanması Töreni

En Çok Okunanlar