• $32,2053
  • €35,1156
  • 2500.7
  • 10643.6
12 Mayıs 2024 Pazar

Siyaset mi anti-siyaset mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özel arasındaki görüşmenin ardından siyasetteki "yumuşama süreci" gündemde kalmaya devam edecek.

Aksi yöndeki çabalar yani "kutuplaşmaya devam" talepleri sonuç getirmeyecek.

Bunun "bir numaralı sebebi" Türkiye›de sivil siyasetin alanını genişletmeye yönelik çabaların taşıdığı itibardır.

***

Sorunları "siyasetle" çözmeye dönük her adım, sahibine peşin avantaj getirir.

Hatta bu adımlara karşı çıkanları, engel olmak isteyenleri "takoz" etiketiyle yüzleşmek zorunda bırakır.

Seçmen sandığa attığı oyun hiçbir şeyi değiştirmediğini görmek, bunu kanıksamak ve umutsuzluğunu sürdürmek istemez.

Çünkü "verdiğim mesaj yerini buluyor, gereği yapılıyor" duygusunu kuşanıp "yok sayılmadığını" hissetmeyi tercih eder.

***

İnsandan «yorulduğunu anlamadığı için koşarken çatlayan atlar gibi" davranması beklenemez.

Yorulduğunu anlar ve dinlenir. Yeniden yola çıkabilmek için gücünü tazeler.

Buzlukta dondurulmuş suyun içilmesi mümkün değildir. Çözülmesi, içilebilecek kıvama yani bünyenin kabul edebileceği hale gelmesi beklenir.

***

Gündemdeki "yumuşama" sürecinin liderler ve partiler üzerinden sürdürülmesi normal.

Elbette "kim ne demiş, ne yapmış, neyi hedefliyor" soruları cevap bulmalı.

Ama burada asıl aktörün "siyaset" olduğunu görebilmeliyiz.

Böylelikle "yeni süreci mayalayan aklı" yani "seçmenin sandıkta verdiği mesajı" da fark etmiş oluruz.

***

Ak Parti'yi uzun süredir alternatifsiz kılan nedir?

Sonuç getirmeyen, sorun çözemeyen, yönetemeyen siyaset anlayışını devirip "yapılamaz denilen ne varsa hepsini hayata geçirebilme başarısını" ortaya koymasıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasıyla birlikte yaşanan zihniyet devriminin en önemli sonucu "sorunlarımız siyasetle çözülür" iddiasının ispatlanmış olmasıdır.

Daha açık ifadeyle Erdoğan ortaya koyduğu güçlü liderlik ve somut başarılar ile kurumuş, köhnemiş, çürümüş, taşınamaz yük haline gelmiş "anti-siyaset" çöplüğünü ortadan kaldırmıştır.

Buradan geriye dönüş mümkün olamaz. Çünkü kimse kazandığını kaybetmek, kavuştuğunu terk etmek, tadını aldığından vazgeçmek istemez.

***

"Olağandışı" süreçlerden kaynaklanan zorunluluklar "olağanüstü" tedbirleri, uygulamaları beraberinde getirebilir ve kamu sağlığı ile güvenliği söz konusu olduğunda bunların gerekliliği sorgulanmaz.

Hangi gelişmiş demokrasiye bakarsanız bakın durum budur.

Ama iyileşmiş hastayı yoğun bakımda tutmanın "kabul edilebilir- ettirilebilir" tarafı yoktur.

***

Demokrasi sahnesinin 'assolisti' kim olacak?

Mücadelenin "siyaset" diyenlerle, demeyenler arasında geçeceği bir dönem başladı.

Önümüzdeki 4 yılı, bunca tecrübenin ışığında, "tam da olması gereken" bir demokrasi hedefi için "seferberlik sürecine" dönüştürmek neden mümkün olmasın?

<p>Öz vatanında mülteci doğdu. 29 Ekim 1962 yılında Gazze'nin  güneyinde, Han Yunus Mülteci Kampında

HAMAS'IN GAZZE SORUMLUSU YAHYA SİNVAR KİMDİR?

60 KPSS puanı yetiyor: İlan resmen açıklandı! Onlarca personel alımı yapılacak…

Türk Yıldızları'ndan nefes kesen gösteri!

Soykırımcı İsrail on binlerce Filistinliyi katletti... Ez-Zeytun mahallesi yerle bir oldu!