• $9,5219
  • €11,0593
  • 547.374
  • 1507.57
18 Eylül 2021 Cumartesi

Rejim tehlikesi ve darbeler

12 Eylül darbesinin ve merhum Menderes'in idamının yıldönümleri...

28 Şubatçı generallerin cezalarının kesinleşmesi...

Eşzamanlı olarak muhalefetin laiklik üzerinden harlamaya çalıştığı rejim tartışmaları...

Günlerdir hepsini bir arada tartışıyoruz.

Türkiye'de sivil siyasetin gereğinden fazla yer kapladığına dair söylemlerin temelinde ne var?

-Darbeci/vesayetçi zihniyet...

Millet iradesini devre dışı bırakmak, yönetme gücünü gayrimeşru yollarla ele geçirmek.

Zihniyet budur.

Üzeri külle kaplanmış olsa da rüzgarı gördüğünde alevlenmeye müsaittir.

Dış odakların güdümündeki yerleşik sermaye, medya tröstleri ve bürokrasi...

Darbe üreten sistematik bu 3 ayak üzerine kurulmuştur.

Sivil siyaset?

-Misafir oyuncu konumundadır.

Darbe için "şartları olgunlaştırmak" gereklidir.

Bu işte rol dağılımı bellidir.

Vesayetçi medya çığırtkanlık yapar. Siyasi ayak, kaşıma ve kanırtma yoluyla provokasyon çabalarına zemin hazırlar. Bürokrasi, huzur ve güven ortamına yönelik sabotajlara göz yumar, meydan açar.

Nihayetinde darbe kaçınılmaz hale gelir. Hep böyle olmuştur. Bu yüzden Türkiye'de ne zaman "rejim tehlikesi" tartışmaları alevlense vesayetçi zihniyetin hareketlendiğini düşünürüz.

Son günlerde muhalefet medyasının ısrarla Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş üzerinden "laiklik elden gidiyor" çığırtkanlığı yapması boşuna değildir.

Yargıtay binasının dua ile açılmasına ilişkin Sözcü yazarı Uğur Dündar'ın "yargılanacaksınız" tehdidi vesayetçi zihniyetin heves ve özlemlerinin dışa vurumu değildir de nedir?

Etkili olamıyorlar, evet.

Demokrasi dışı yaklaşımları eskisi gibi allayıp pullayıp satamıyorlar.

Peki, bunun sebebi Türkiye'de sivil siyaset kurumunun gerçek anlamda kökleşmiş olması mıdır?

Yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın cesareti, sağlam iradesi, millet ile arasındaki güçlü bağ nedeniyle vesayetçi zihniyet mecburen sinmiş midir?

Muhalefetin laiklik üzerinden rejim tartışması çıkarma heveslerini gördükçe bu sorular ister istemez gündeme geliyor.

Türkiye'nin darbe üreten sistematik ile gerçek anlamda yüzleşebildiğini söyleyebilir miyiz?

15 Temmuz gecesi bankamatiklerde, marketlerde kuyruklar oluştuğunu, belli yerlerde tankların alkışlandığını ve ihanet girişiminden hemen sonra CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun "kontrollü darbe" ya da "tiyatro" söylemlerini kuşanıp FETÖ ile ağız birliği yaptığını unutmuyoruz.

Semptomlar uyutulmuş olsa da hastalık olduğu yerde duruyor.

Türkiye'nin darbe üreten bu sistematik ile gerçek anlamda yüzleşmesi gerekiyor.

Bunun için iktidarı ve muhalefetiyle tüm kesimlerin ortak talebi doğrultusunda darbeci/vesayetçi zihniyetin karanlık yüzü hiç değilse okul müfredatlarında ders haline gelebilmeli.

Bu hususta yeni açılan darbeler.com sitesi farkındalık oluşturma adına kıymetli bir çaba olarak dikkat çekici.

Meraklılarına tavsiye ederim.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Geçen hafta ABD merkezli teknoloji devi Apple'ın çevrim içi olar

Facebook ismini değiştiriyor mu? | TeknoZone #6

Kepçe ile yol kapatıp drift yaptılar

Muğla'daki fosil alanında yeni buluntulara ulaşıldı

''UÇBEY''in ilk kez kullanıldığı operasyonda gri listedeki terörist vuruldu