• $7,2797
  • €8,7877
  • 406.281
  • 1527.45
02 Şubat 2021 Salı

Reform sürecini baltalamak istiyorlar

Türkiye'de ne zaman milletin faydasına yeni bir süreç başlayacak olsa sabotaj faaliyetlerinin "düğme"sine basılır.

Yine böyle bir durum var.

Yeni bir "zaman ayarlı ve nokta atış kaos senaryosu" ile karşı karşıya olduğumuzu iyiden iyiye fark etmemiz gereken günlerden geçiyoruz.

Bu kez hedef "Yeni Reform Süreci..."

Ekonomi ve hukuk alanlarında Türkiye'yi rahatlatacak "Yeni Reform Süreci"nin somutlaşacağı günler yaklaşırken Boğaziçi Üniversitesi'nde protesto gösterileriyle başlayıp işgal girişimine kadar varan olaylar patlak verdi.

Buraya dikkat...

Göstericiler ile polisi karşı karşıya getirme çabaları Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Yeni Anayasayı tartışmanın zamanıdır" dediği an doruğa çıktı.

Provokasyonun dozu artırıldı.

Üniversite kuşatıldı.

Rektörlük ablukaya alındı.

Ve eylem "yasadışı" boyuta taşınınca güvenliğin sağlanması için gözaltı işlemlerinden başka çare kalmadı.

Fotoğraf net.

Türkiye'nin "Yeni Reform Süreci ve Yeni Anayasa" bağlamında toplumsal uzlaşmanın nesini, nasılını konuşmasını istemiyorlar.

Başta "Kabe'ye ahlaksız saldırı" olmak üzere en hassas noktaları kaşıyıp kanatma çabaları bu yüzden.

Hale bakın.

Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda Boğaziçi Üniversitesi'ndeki eylemlerin odağındaki "LGBTİ Çalışmaları Aday Kulübü"nün odasında arama yapılıyor.

Polis bu aramada terör örgütüne ait yasadışı yayın ve malzemeler ele geçiriyor.

Ve Üniversite yönetimi terör propagandası yapıldığı gerekçesi ile bu kulübün faaliyetlerine izin verilmeyeceğini açıklıyor.

Sonra....

Sonrası üniversiteye kuşatma, rektörlüğe abluka...

Polisin tüm uyarılarına rağmen yasadığı eylemde ısrar...

Nihayetinde gözaltı işlemleri ile üniversitenin işgalden kurtarılması...

Bütün bunlar olup biterken CHP'li milletvekilleri ile parti yöneticileri hep başrollerde....

Yanlış anlamayın.

Gençlerin suça bulaşmasını engellemek için değil "daha nasıl kanırtırız" hesabıyla oradalar.

Ve bütün bu süreçte manşetlere çekilen, sloganlaştırılan bir "Aşağıya Bakmayacağız" meselesi var ki, ibretlik.

Sözüm ona bir polis memuru öğrencilerden birine "aşağıya bak, yukarıya bakma" diyor ve Kılıçdaroğlu'ndan tutun da muhalefet cenahında aklınıza kim gelirse tamamı bunu alıp "asla aşağıya bakmayacağız" sloganına dönüştürüp tepki koyuyor.

Ama yalan.

Videoyu yüz kere izledim.

O polis memuru toplu halde yürüyüş yapılmasını engellemek istiyor.

Bunun için de "ayrılarak gidin, inin aşağıya...aşağıdan... toplu gitmek yok" diyerek mesafe kuralını uygulamaya çalışıyor.

Ama gerçeğin önemi var mı?

Düğmelerine basılmış robotlar gibiler.

Kadrolu ajanlar, her oltaya gelen sazanlar, ısrarla yalan yazanlar, kılcallara sızanlar...

Hepsi bir arada.

Hem organize hem senkronize...

Kendilerinden yalan hapı aldıkça rahatlayan, gerçek ile karşılaşınca titreyip terleyen bağımlılara dönüşmüş kitleler sayesinde varlıklarını devam ettiren "kaos torbacısı" bunlar... Öyle çok uzaklara gitmeye gerek yok.

Hatırlayın Gezi ayaklanmasını...

Ekonomik göstergelerin yani işsizlik, enflasyon, büyüme ve faiz oranlarının Cumhuriyet tarihi boyunca "en iyi seviyeyi yakaladığı an" Gezi ayaklanmasının fitilini ateşlemişlerdi. Ardından saymakla bitmeyen ihanetler ve nihayetinde FETÖ'nün 15 Temmuz hain darbe ve işgal girişimi geldi.

Kayıplarımızı hesaplayabilecek makine yok!

Acı evet...

Ama bir yandan da tekrarına fırsat verilmemesini sigortalayan tecrübeler bunlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Yeni Anayasayı konuşmanın zamanıdır" sözü ile eş zamanlı olarak bölücü, yıkıcı, düzen bozucu sabotaj mekanizmalarını devreye sokanlar belli ki yine hesap peşinde.

Oysa keser de, sap da, hesap da döneli çok oldu.

Biline...

TEKNİK NAKAVT

Sabah Gazetesi yazarı Hilal Kaplan'ın cevap hakkını kullanmak için Habertürk yayınına bağlandığı sırada yaşananlar gündemde...

Tartışmanın içeriği elbette önemli ve bunlar her yönüyle konuşuldu, konuşuluyor ama burada yayıncılık açısından altı çizilmesi gereken hususları da es geçmemek lazım. Habertürk bu olayda peş peşe hatalar yaparak kendisini sıkıntılı bir duruma soktu.

Madem cevap hakkı tanıyorsun sözün tamamlamasına imkan ver.

Yok eğer bunu yapamıyorsan o cevap hakkını hiç tanıma.

Bir de bunların üzerine programın tekrarını yayınlamayıp dikkatleri daha da üzerine çekersen facia kaçınılmaz olur tabi.

Hani bazıları "teknik nakavt" mı diyordu, neydi?

<p><span>Sivas'ta yaşayan ev hanımı Nilgün Bozalioğlu, yaptığı bez bebeklerle hem gelir elde ediyor

Torununa yaptığı bez bebek 50 yaşından sonra iş sahibi yaptı

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu