• $8,5142
  • €10,2802
  • 499.425
  • 1441.33
01 Mayıs 2021 Cumartesi

Milli muhalefet ihtiyacı

İktidarın lafına değil yaptığına bakılır.

Muhalefet ise sadece söylemleri üzerinden ülkeye fayda/zarar bağlamında etki edebilir.

Eğer iktidarın yaptıkları milli menfaatleri koruma ve geliştirme noktasında kararlı bir duruşun işaretlerini veriyorsa diplomasi arenasındaki "laflar" mesele yapılmaz. Esasında dış kaynaklı baskı, tehdit ya da herhangi bir olumsuz tavır karşısında olması gereken muhalefetin net, diri ve tavizsiz tutum takınmasıdır. Muhalefetin başka ülkelerin atakları karşısında ülkesi lehine milli duruş sergilemesi süreçlere doğrudan etki edebilecek kadar önemlidir. Çünkü iktidar bunu muhataplarına karşı koz olarak kullanır.

Nasıl olur bu?


Geçer muhatabının karşısına "düşmanca tavırlarınız sadece iktidar olarak bizim değil gördüğünüz üzere milletimizin tamamının tepkisini çekiyor" diyerek masaya ağırlığını koyar. Ama tersi olursa o dış güç, ülkenizin yöneticilerine dönüp "sizdeki muhalefet bile bize çalışıyor" havasını atarak pozisyon rahatlığı elde eder.

Peki bu gerçeği bildiği halde bir siyasetçi ya da bir siyasi parti neden ülkesini başka bir ülke karşısında zayıf duruma düşürmek ister?

Siyasi menfaat için diyemeyiz.

Öyle ya ülken kaybettikten sonra sen neyi kazanacaksın!

Ülkene kaybettirdikten sonra millete ne söyleyebileceksin!

Bu soruları sormak mecburiyetindeyiz çünkü Türkiye'deki siyasal muhalefet milli meselelerde bile ülkeye zarar verip vermediğine hiç aldırış etmeden "iktidarı yıpratma" yolunu tercih ediyor.

Bunun adı "milli muhalefet" yoksunluğudur.

Her pahasına olursa olsun Türkiye bu "aksayan ayak" sıkıntısını aşmak mecburiyetindedir.

Yeni bir dünya denkleminden söz ediliyor. Mesele sadece pandeminin etkisi ile de sınırlı değil. Şartlar kolaylaşmıyor aksine zorlaşıyor. Büyük bir güç savaşının tam da kavşak noktasındayız ve ülkemizi yönetenlerin her meselede sürekli arkalarını kollayıp "acaba yine mi sırtımızdan hançerleneceğiz" endişesini taşımamaları gerekiyor.

Bugün, yarın, sonsuza kadar ve iktidar kim olursa olsun bu hayati meselede milletçe bir ortak karar etrafında güç birliğimizi sağlamak durumundayız.

Dış güçlerin ataklarına karşı Türkiye için iktidara güç ve destek verebilen bir milli muhalefet tavrına kavuşabilmemizin nesini, nasılını tartışmak, bu uğurda gerekirse detay olarak görülebilecek meselelerden feragat edebilmeyi tüm kesimler düşünebilmeli.

Çünkü devlet yönetme sorumluluğundaki iktidar en sert mücadeleyi verdiği ülkelerin temsilcilerine karşı bile yeri geldiğinde "diplomatik" davranmak mecburiyetinde...

Zira ülkeler arasındaki ilişkiler "ya hep ya hiç" denkleminde yürümüyor artık.

En fazla ticaret yaptığınız ülkeyle siyasi bir meselede karşı karşıya gelebiliyorsunuz.

Savunma alanında milyarlarca dolarlık alış verişiniz bulunan ve askeri makamlarınızın bu sebeple en üst düzeyde ortak çalışmalar yürüttüğü bir ülkeyle sahada zıtlaşabiliyorsunuz.

Yani ülkeler arasında 100 mesele varsa tamamında anlaşma ya da anlaşmazlık söz konusu olmuyor, olamıyor.

Dünyada ne kadar ülke varsa hepsi aynı durumda...

Bu gerçeği görüp ülke menfaati lehine tavır sergilemek varken "fırsat bu fırsat" ucuzluğuna kapılanların şapkalarını önlerine koyup düşünmelerini sağlamak için ne yapmak gerekiyor bilmiyorum!

"Ermeni Soykırımı" iftirası ile ilgili ABD Başkanı Biden ve terör örgütünün uzantısı HDP'ye "dur bakalım" diyemeyen CHP ve İYİ Parti yönetimleri acaba bu meselede bile Erdoğan düşmanlığını köpürterek Türkiye'ye ne fayda sağladıklarını izah edebilirler mi?

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı