• $8,8433
  • €10,3689
  • 496.638
  • 1384.68
11 Temmuz 2021 Pazar

Erken seçim anahtarı muhalefeti kilitledi

"Erken seçim" söylemlerinin hedefi neydi?

-Kilitlemek...

Neyi?

-Yatırımı, üretimi, kalkınmayı, gelişmeyi...

Nasıl?

-Kılıçdaroğlu ortağı Akşener ile birlikte bürokratları alenen tehdit etti. Bununla da kalmadı, Kanal İstanbul ihalesine girecek yatırımcılara gözdağı verdi. Devleti kilitleyip milletin beklentilerinin karşılıksız kalmasını hedeflediler.

Neden?

-Muhalefet "son fırsat" telaşına düştü. Çünkü kısıtlamalar nedeniyle yaşanan "olağan memnuniyetsizlik" normalleşmeyle birlikte sona erecek. Pandemi sonrasında Türkiye ekonomide güçlü bir çıkış yakalayacak. Öncü göstergeler yakın zamanda 2 haneli büyüme rakamlarıyla karşılaşacağımıza işaret ediyor. Kısıtlamaların ortadan kalmasıyla yaşanan canlılık Türkiye'nin kazanacağını müjdeliyor.

Muhalefet bundan niye rahatsız olsun ki?

-Denklem basit. Türkiye kazanırsa muhalefet kaybeder. Muhalefetin kazanması için Türkiye'nin kaybetmesi lazım. Bu yüzden bürokrasi kilitlenmeli, yatırımlar durmalı, vatandaşın işi görülmemeli.

Tutar mı?

-Tutmaz. Muhalefet gereksiz ve zamansız erken seçim söylemleri yüzünden kendi içindeki adaylık kavgasının fitilini ateşlemiş oldu. Dışarıdan üfürülen iddialarla canlandırılan muhalif duygular saman alevi gibi sönünce gündem Kılıçdaroğlu, Akşener, İmamoğlu, Yavaş ve HDP'liler arasında dozu her gün biraz daha artan adaylık kavgasına kilitlendi.

Ne olacak?

-Başkan Erdoğan yurt gezilerine başladı. Gittiği her yerde büyük bir coşkuyla karşılanıyor. Aşılamadaki başarıyla kısıtlamalar gündemden düşüyor. Normalleşme bozulan psikolojileri tamir ediyor. Turizm ve ihracat yüzleri güldürüyor. Sıkıntılar tahmin edilenden daha kısa vadede aşılmış olacak. Bir tarafta 20 yıldır Türkiye'yi en zorlu şartlar altında bile layıkıyla yönetebilmeyi başarmış iktidar diğer yanda ise kendi içinde neyi, nasıl, kim ile, hangi prensipler çerçevesinde yapacağını bir türlü belirleyemeyen muhalefet. Türkiye'yi belirsizliğe mahkum etme çabaları her zaman olduğu gibi yine hüsrana uğrayacak.

MÜSİLAJ DEYİP GEÇMEMELİ!

Marmara Denizi'ni kaplayan müsilaj bir aylık seferberlik sonucu temizlendi.

Toplanacak miktarda müsilaj olmaması nedeniyle şu an için temizleme çalışmalarına ihtiyaç duyulmuyor.

Gerekirse yeniden başlayacak.

İşin temizleme tarafı önemliydi.

Denetimler ve uygulanan cezalar ise kararlılığı ortaya koydu.

Binlerce atık su örneği çevre laboratuarlarında incelemeye alındı.

Hiçbir nokta açıkta bırakılmadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla başlatılan çalışmalarda Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un 7 gün 24 saat esaslı kriz yönetimi modeliyle ortaya koyduğu başarının üzerinde durulmalı.

Düşünelim.

Bu başarının binde birini eğer İBB Başkanı İmamoğlu sergileyebilmiş olsaydı biz bugün hangi propagandaya maruz kalacaktık?

Muhtemelen İmamoğlu için "İstanbul'un ikinci Fatih'i" diyeceklerdi.

Hatta "Atatürk'ten sonra en büyük kurtarıcı" güzellemeleri yapılacaktı.

Tamam, kabul...

Ajans, reklam ve sosyal medya aktiviteleri gerçek hizmetin yerini tutmaz, tutamaz.

Ama gerçek hizmet ve eser de tanınmayı, bilinmeyi, övülmeyi hak etmiyor mu?

<p class='MsoNormal'>Gelecekte yolları süsleyecek  elektrikli araç teknoloji için düzenlenen sergi T

Geleceğin araçlarına gençlerin yatırımı…

''Yola çıkmalı'' dedirten 5 film

Mezarlıkta toprağa yarı gömülü halde bulundu!

Kilo vermek isteyenler dikkat! Limon diyetiyle ayda 10 kilo vermek mümkün