• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
28 Şubat 2021 Pazar

CHP'nin çöpünden bize ne?

İstanbul'da CHP'nin yönettiği ilçelerin çöpe gömülmesi yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Bir yanda COVIT-19 Salgını diğer yanda mikrop yayan çöp dağları...

CHP'li belediyeler çöpleri kaldıramıyor acaba hükümet rezalete el mi koysa?

İşte bu soru etrafında tartışma sürerken Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum "1994'te Sayın Cumhurbaşkanımızın İstanbul Büyükşehir Belediyeni aldığı dönemdeki gibi bugün de çöp dağları görmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Aziz şehrimizi bu çöp yığınlarından kurtarmak adına, acziyet içinde olan belediyelerimize Bakanlık olarak destek verebiliriz" açıklamasını yapınca sosyal medyada farklı sesler yükseldi.

"Bize ne CHP'nin çöpünden, nasıl kirlettiyseler öyle temizlesinler" türünden çok sayıda mesaj gördüm.

Bu tepkilerde haklılık payı yok mu? Var. Ama söz konusu olan İstanbul... Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un yaklaşımı doğru...

Neden mi?

Şapkayı önümüze koyup düşünelim.

CHP'li belediyeler ile yancı sendika arasında "aldım verdim ben seni yendim" oyunu yüzünden İstanbul'un kısa süre içinde ne hale gelebileceğini görüyoruz. Bu gidişle Dünya'nın incisi, Türkiye'nin en kıymetli markası İstanbul gözümüzün önünde çürüyüp gidecek.

İstanbul açısından sadece 2021 ve 2022 için öngörülen turizm gelirlerini ve bunun toplam ekonomiye etkisini hesaba kattığımızda bile nasıl bir risk ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılır.

Pandemi yüzünden ekonomik anlamda Dünya'nın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de sıkıntı yaşanıyor. Aşı programı ile birlikte kademe kademe rahatlama sürecine doğru yaklaşıyoruz. Kayıpları hızla telafi etme adına atılacak adımlar gündemde. Bütün gücümüzü, dikkatimizi, enerjimizi bu noktada yoğunlaştırmamız gerekirken al sana çöp dağları!

Evet, umurlarında değil.

Böyle dertleri hiç olmadı.

İyi de İstanbul bunların keyfine mi terkedilecek?

CHP'lilerin kendi aralarındaki şımarık, sorumsuz ve iş bilmez tavırları yüzünden pislik İstanbul'un her yerine yayılacaksa ve bundan dolayı tam kazanmaya başlayacağımız günlerde kaybetmek zorunda kalacaksak eğer beceriksizlere "kenara geçin bakalım" denir ve o çöpler toplanır, bir gece ansızın...

Türkiye'nin dediğine geldiler...

Kaşıkçı cinayetinde parmağı olanların niyeti Türkiye'yi suçlu ilan etmekti.

Başaramadılar.

Çünkü Türkiye, Suudi Arabistan ve Trump yönetimi ile ilişkilerin bozulması pahasına gerçekten yana tavır koydu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan susmadı.

Cinayetin failleri hakkında söylenebilecek ne varsa en üst perdeden haykırdı.

Ve nihayetinde ABD, CIA raporuyla Türkiye'nin haklılığını doğrulamış oldu.

Cinayet işlenir işlenmez devreye soktukları kara propaganda mekanizmaları ile Türkiye'yi suçlu ilan etmek için her yolu denediler ama İletişim Başkanlığı ilk günden itibaren çok isabetli bir strateji ile şer niyetlilerin ellerini kollarını bağlamayı başardı. Cinayetin ses kayıtları, belgeler, bilgiler en güçlü şekilde dünya kamuoyunun dikkatine sunulunca Türkiye aleyhine uluslararası kriz doğurabilecek hadise bumerang gibi döndü dolaştı sahibini yani Suudi Prensini vurdu.

Bir zamanlar "sahada kazanıp masada kaybediyoruz" diye söylenip dururduk.

Artık masada da kazanmayı öğrendik vesselam...

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

Milli Savunma Bakanlığı fotoğrafları paylaştı

''Baharın müjdecisi'' leylekler Bingöl'e renk kattı

Bozuk parayla öyle bir şey yaptı ki görenleri hayrete düşürdü