• $32,5
  • €34,9119
  • 2406.12
  • 10391.9
19 Mayıs 2024 Pazar

Beni yak kendini yak her şeyi yakma!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararlı şekilde tekrarladığı "Türkiye'nin siyasette yumuşamaya ihtiyacı var" yaklaşımında anlaşılmaz bir taraf yok. Seçim süreçleri tamamlandı. Millet kararını verdi. Şimdi çalışma, üretme, eksikleri tamamlama, yenilenme, tazelenme zamanı...

***

Huzur, güven, istikrar...

Yatırım, üretim, istihdam...

İhracat ve turizm gelirlerini katlayabilmek.

Enflasyonun kafasını koparabilmek.

Vakti, enerjiyi, imkan ve kabiliyetleri daha kaliteli sağlık, eğitim, adalet ve emniyet hizmetleri için seferber kılabilmek.

Savunma alanında "kendine tamamen yetebilir olma" hedefi için gereken "altın değerindeki 4 yılı" boş, beleş, kısır tartışmalarla heba etmemek...

Soralım.

Bunlar "kişisel" önceliklerimizden değersiz mi?

***

Yaşadık, gördük.

Pandemi, küresel ekonomik kriz, etraftaki savaşlar, çatışmalar...

Zorun da zoruyla karşılaştık.

İçeride seçim süreçlerinin getirdiği yük, depremlerin doğurduğu "104 milyar dolarlık" büyük maliyet...

Kolay iş değil.

Bütün bunların getirdiği "olağan memnuniyetsizliği" taşımaya hangi omuz dayanabilir?

Ne yapalım?

"Toparlanma çabalarını dağıtmaktan" başka bir şey yapmadığımızı fark etmeyelim mi?

İnadımız inat!

Bu mu?

"Ben kendi hesabıma bakarım" havasını "bütün zorlukları ve çelişkileriyle birlikte bütünü yönetme" makamındakilere dayatmayı "kahramanlık"

sayalım?

***

Bir tarafta Türkiye'nin güncel gerçekleri...

Diğer tarafta el aleme karşı "kişisel tutarlılığımızın görünürlüğünü sürdürme" ısrarı...

Her şey ama her şey değişse de...

Hayatın olağan akışı "gerekli olanı" gözümüze, gözümüze soksa da...

Millet "verdiği geçici görevlendirme yetkisinin" karşılığını almak istese de...

Aksi çabalara "ödenmesi mümkün olmayan faturalar" kesse de...

Siyasetin karşısına geçip "Beni yak, kendini yak, her şeyi yak" şarkısını mı söyleyelim?

***

Erdoğan, tecrübeli kaptan...

Siyaset denizinde hangi rüzgarın, nereden, nasıl eseceğini, ne getirip, ne götüreceğini herkesten daha iyi biliyor.

Rotasını hep "milletiyle birlikte" belirledi.

Çoğu zaman "yalnız" yürüdü.

Gücünü "sevenlerinin dualarından" aldı.

Eleştirildiği hangi konu varsa hepsinde "haklı" çıktı.

Herkesin "bitti" dediği yerde "yeniden başlamanın kitabını" yazdı, ders niyetine okuttu.

Muhaliflerinin bile itiraz edemediği bu gerçeklere rağmen en başta "yanındayız" diyenlerin desteğini "net, somut, kılçıksız" görmeyi hak etmiyor mu?

<p>Erbil - Guyer yolu üzerindeki yakıt dağıtım işletmesi ve zift deposunun da yer aldığı rafineride

Erbil'de petrol rafinerisinde patlama! Alevler geceyi aydınlattı

4 bin 299 hakim ve savcının görev yeri değişti | Sıralı tam liste

Ve beklenen transfer açıklandı! Dünya yıldızı sonunda imzayı attı

Yaprak Dökümü ile ünlenen oyuncu ters kelepçeyle gözaltına alındı