• $8,7405
  • €10,2856
  • 492.355
  • 1397.87
12 Haziran 2021 Cumartesi

Anti-siyaset!

Türkiye siyasetinde gerçek anlamda "merkez" hiç oluşmadı. Çünkü siyaset sadece vesayet sisteminin izin verdiği kadardı. Ak Parti bu ihtiyaca cevap vermek için ortaya çıktı. O günden bu yana "siyasette merkezi inşa etmek" için savaş verdi. Bu çabayı sadece sağ-milliyetçi-muhafazakar kitlelerin devletten talepleri düzleminde tanımlarsak yanılmış oluruz. Zira doğurabileceği potansiyel sonuçlar itibarıyla bu çaba siyasi yelpazenin tamamının merkeze yani asıl alanına taşınmasına fırsat sağlıyordu. Kimsenin güç yetiremediği vesayet odakları Erdoğan'ın dirayeti sayesinde geriletildi ve mekan sahibine yani siyasete kaldı. "Siyasete karşı siyaset" döneminin açılması gerekiyordu. Olmadı. "Anti-siyaset" yaklaşımları bir karabasan gibi memleketin üzerinde kalmaya devam etti. Bu sebeple Türkiye siyaseti dediğimizde istisnalar hariç aslında büyük ölçüde Erdoğan merkezli bir yapıdan söz etmiş oluyoruz.

Destekleyenler, karşı olanlar...

Tanımlanmak için bile Erdoğan'a muhtaç durumda bulunanlara siyasi aktör diyemiyoruz. İktidar mücadelesini de gerçek aktörler arasında ve siyasetin doğal akışı içinde cereyan eden kurallı bir yarış olarak algılayamıyoruz. Tam "işte oluyor" dediğimizde bir kuvvet devreye giriyor, Erdoğan'ın karşısına gerçek siyasi aktörlerin çıkmasına engel oluyor. Tükendiğini varsaydığımız "vesayetçi yapı" küllerinden doğmak istediğini sanki her fırsatta hissettiriyor.

Öyle günlerdeyiz yine.

Siyaset dışı yöntemler ve aktörler ile siyaseti şekillendirme çabalarına şahit oluyoruz. Alışkınız.

Sonuç vermeyeceği belli ama "anti-siyaset" cephesinin bildiği bu... Kuralsızlığı kural haline getirme gayretleri bitmedi, bitmez. Söylentiler, şehir efsaneleri, komplo teorileri, istihbarat yönlendirmeli kontrespiyonaj senaryoları...

Belli bir kesimde bunlara yönelik iştah nedense hiç tükenmiyor.

Siyasetin "dedikodu kazanında" pişirilebileceğini sanıyorlar. Bunu "ana mönü" olarak kabul etmemizi istiyorlar. Ama "tek yönlü beslenme" sıkıntısını görmezden geliyorlar.

Peki, gıdıkladıkları merak duygusu bir süre sonra "yön değiştirip kendilerine dönerse" ne olur?

Bunu hiç düşünmüyorlar. Bugün savundukları ne varsa o gün hepsine itiraz edeceklerini öngöremiyorlar.

Evini yakıp ateşinde yumurta pişiren ama kendisini "kahraman itfaiyeci" olarak tanıtan kişi misali... Yönetilemez hale getirmek istedikleri yapıyı yönetme iddiası taşımak gibi bir tezat içinde debelenip duruyorlar.

Nafile işler bunlar!

Yalanla, iftirayla, kurguyla, dedikoduyla, algı operasyonları ile iktidar olunamaz. Bunları yol ve yöntem olarak kabul edenlere millet geleceğini teslim etmez.

Siyasetin matematiğine yansıyacak çabalar bellidir.

Anti-siyaset meraklılarına baksanıza!

Öznesi olamadıkları cümlelerle sonuç alabileceklerini sanmıyorlar mı?

Boş, beleş yorgunluk...

Magazin açlığına hitap etmek için "üfürülen gündemlerin" seyircisi çoktur ama alıcısı yoktur.

<p>Minibüste uyudular. Araçları bir  anda alev aldı. Yaşlı çift, ölümden son anda kurtuldu.</p><p>Ol

İçinde uyudukları minibüs yandı

Özkan Demir'in gözünden TEKNOFEST İstanbul Festivali

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (23 Eylül 2021)

Lüfer tezgaha çıktı: İşte ilk fiyatlar