• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
23 Kasım 2011 Çarşamba

Hukuk mu guguk mu?

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Dün İstanbul Adalet Saray'ındaydım. Maalesef gazeteci arkadaşlarımı göremedim. Tanık olduğum manzara iç karartıcıydı. Son derece düşünceli bir ruh haliyle ayrıldım Çağlayan'dan. Sonra akşam saatlerinde Soner Yalçın'ın savunmasını gördüm.
Okudum ve ben dışarıda bu umutsuzluk içinde debelenirken onun böylesi umutla bu satırları yazabilmiş olması beni kendime getirdi. O savunmanın kısa bir versiyonunu köşeme taşıyorum. Yarın için. Bu ülkede hala umutla nefes almak isteyenler için.
(...)
Bugün, burada sanık sandalyesinde oturan düşüncedir;
Siz bizleri değil basın özgürlüğünü yargılıyorsunuz. Ama biliniz ki: Düşünce hiçbir izne tabi tutulamaz. Gazetecinin kendisini beğendirme sorumluluğu ve zorunluluğu yoktur. Tek ölçüsü vardır: Hakikate tutkuyla bağlı olmak. Türkiye'de gerçek anlamda gazetecilik yapmanın büyük tehlikeli sonuçları vardır. Soran, arayan, kovalayan gazeteciyi bekleyen sadece acıdır. Dürüstlüğünden taviz vermeyen gazeteci bizim ülkemizde ya işsiz bırakılır ya hapse atılır ya da katledilir. Ama buna rağmen mesleki değerlerine aşkla bağlı gazeteciler hep olmuştur; olacaktır.
Hayatını riske atan gazeteci, kendi dar dünyevi kalıbına sonsuzluğun değerini katar; ölümsüzleşir; Uğur Mumcu gibi... Musa Anter gibi... Hrant Dink gibi... Büyük gazeteciler her zaman en yürekli olanlardır. Onurumla girdiğim cezaevinden utançla çıkmaya hiç niyetim yok. Burada düşünce özgürlüğünü sonuna kadar savunacağım. Bilirim ki, bir aydın için en büyük eksiklik direnme gücünden yoksun olmaktır...
10 aydır nefretin gözleri kör ettiği bu vahşet ortamında; felaketlere, bütün karalamalara, tehditlere, mahremiyetimin ayaklar altına alınmasına rağmen, düşüncemi, yazdıklarımı, mesleğimi ve yüreğimin insancıllığını ne pahasına olursa olsun koruyacağım; insan kalmakta inat edeceğim. Zor olan ruhsal esarettir, fiziksel tutsaklık geçicidir.
İnsan yaptığı şey'dir.
25 yıllık gazeteciyim. Binlerce haber yaptım.
11 kitap yazdım. Belgeseller çektim.
Mesleki hayatım derin devleti / Gladio'yu, faili meçhul cinayetleri, suikastları, provokasyonları, darbeleri, araştırıp yazmakla geçti.
Bugün Türkiye'nin konuştuğu birçok karanlık olayı ilk ben aydınlattım. JİTEM'i; Yeşil Mahmut Yıldırım'ı; Musa Anter cinayetini; daha Susurluk'ta malum kaza olmadan, devlet içindeki bir çetenin Behçet Cantürk gibi Kürt işadamlarını nasıl öldürdüğünü ben yazdım. Gladio'nun Türk çocuklarını nasıl tetikçi olarak kullandığını; Milli İstihbarat Teşkilatı'nın darbelere nasıl zemin hazırladığını Doğan Yurdakul'la birlikte biz kaleme aldık.
Bugün Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nın yeniden açtığı Susurluk soruşturmasına, savcıların bizim bu kitaplarımızı okuyarak hazırlandıkları gazetelere haber oldu. Keza savcılık tanıklığıma başvurdu. Sadece bu soruşturma değil:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden, TBMM'de kurulan Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu'na kadar her yerde tanıklık yaptım; devlet içine yuvalanmış cinayet şebekelerinin ortaya çıkarılması için ölümü göze alıp gazetecilik yaptım. Öldürülen emekli Binbaşı Cem Ersever'in anlattıklarını yazmamam için nüfus kağıdını bana gönderip ölümle tehdit ettiler. Tabii ki yazdım.
Gazetecilik tutkudur benim için. Namustur. İktidar ve güç uğruna hiçbir şeyden çekinmeyen, ona ulaşabilmek ve onu elinde tutabilmek için her şeyi göze alan; çıkar ve amaçlarını her şeyin üstünde tutan; bu uğurda önündeki herkesi her şeyi ezip geçen, başkalarına acı çektirenlere hep karşı durdum. Zulüm görenin yanında yer aldım, yalana yalan, doğruya doğru, yanlışa yanlış dedim. Gerçeğin gücüne inandım. Eğri büğrü yollardan ikiyüzlülükle yürümeyi reddettim. Hayatım boyunca hiçbir iktidarın gölgesinde olmadım. Kurnazlığa tenezzül etmedim; çıkarcı, yalancı, düzenbaz, dönemin adamı olmadım. Mesleğimi zenginleşmenin ya da bir yerlerde koltuk elde etmenin aracı olarak kullanmadım.
(...)
Soner'in sözleri mahkeme heyetine hitaben kaleme alınmış. O sözler sadece mahkeme heyetini değil vicdanı herkesi hedef almaktadır.
Artık hiç şüphem kalmadı bu dava bir turnusol kağıdıdır. Hukuka ve hakkaniyete dair...

<h3>Siyasetin gündemi reform ve ittifak çalışmaları oldu. Peki muhalefet neden reform ve ittifak çal

Siyasetin gündeminde ne var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu