• $ 5,4411
  • € 6,2144
  • 230.677
  • 103.906
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Sadece o mu?

1

Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ve dahi Mehmet Özhaseki’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterilmesine dair yapılan yorumlardan birisi de adam yokluğu meselesidir.

Yani demem odur ki; on beş yıl aradan sonra Ak Parti İstanbul ve Ankara’ya aday gösterecek kimseyi yetiştiremedi de, ikisi de Ak Parti öncesi Milli Görüş hareketinde yetişmiş kişileri aday göstermek mecburiyetinde kaldı.

Bir haksızlığa sebep olmamak için hemen söylemeliyiz ki;

Hem İstanbul’da hem Ankara’da;

Gerek İlçe başkanları arasında, gerekse teşkilatlarda, bürokraside, iş dünyasında bu şehirlere başkanlık yapacak evsafta kişiler mevcuttur.

Buna rağmen Ak Parti’nin yaptığı ise ‘garanticilik’tir.

Şöyle ki; tabi ki Ak Parti’nin üzerinde 15 yıllık iktidarın yıpranmışlığı, kiri, pası birikmiştir.

Genel Başkan’ın dahi teşkilatların (kısmi veya külli) metal yorgunluğu ile malul olduğunu söylediği bir gerçekle karşı karşıyayız.

Böyle olunca halkın teveccühüne dair garantici bir yönteme başvurulduğu ortadadır.

Bir siyasi partinin iktidarı için İstanbul ve Ankara çok hayati bir değer ifade ediyorsa;

Öyleyse bu iki şehir garantiye alınmalıdır.

Olup biten de budur.

2

Ancak;

Bu vesileyle ‘adam yokluğu’yla ilgili kimi mülahazaları sizlerle paylaşmak isterim.

Bilesiniz ki bütün dünyada adam gibi adamların mevcudiyeti azalmaktadır.

Bu Batı’nın bütün dünyaya attığı bir kazıktır.

Aydınlanmacı Batı, tabiatla birlikte bütün dünyayı araçsallaştırıp kullanılabilir hale getirebilmek için ‘medeniyet’i (!) icat etmiş ve evrensel bir değer olarak bunu bütün dünyaya dayatmıştır.

Bir şeyin mümkün olduğunca geniş kitlelerce uygulanabilmesi için mümkün olduğunca basit olması izahtan varestedir değil mi?

Bu nedenle bütün dünyaya dayatılan medeniyetin nitelikleri de giderek tekâmül etmek bir tarafa giderek basite doğru ilerlemiştir.

Bu ise ortaya ‘vasat bir medeniyet’ çıkarmıştır. Plastik, suni bir nitelik arz eden bu ‘vasat medeniyet’ farklı kültürleri ortadan kaldırmasının yanında vasatın üzerinde insan yetişmesinin önüne devasa bir bariyer koymuştur.

Dünyanın ahvali bu iken, Türkiye’nin durumu daha da vahimdir.

Çünkü Türkiye Batı’nın ürettiği ‘vasat medeniyet’in gönüllü alıcısı olmuştur.

Gerçi ta Osmanlı’dan beri batılılaşma isteği ve arzusu gelişmiş bir duyguydu. Ancak; her şeye rağmen Osmanlı kendi Müslüman kimliğini koruyarak bir batılılaşma, modernleşme peşindeydi.

Cumhuriyet kadroları ise sorgusuz-sualsiz Batı’nın vasat medeniyetine ümmet oldular ve bunun gereği olarak geleneksel ne varsa reddettiler.

Bu nedenledir ki Cumhuriyet yönetimi yıkılan Osmanlı’nın yetiştirdiği çapta insanlar yetiştirememiştir.

Her ne kadar kendilerini mütedeyyin, muhafazakar, dindar diye isimlendiren kesimler baştan beri Batı’ya teslim olmaya karşı çıksalar da, aynı ortamlarda yetiştiği, o zihniyetin kurduğu mekteplerde okumuş olmalarından dolayı olsa gerek orada da adam yetiştirme konusunda hep bir kısırlık yaşanmıştır.

Nereden nereye,

Uzattık galiba.

Not: ‘vasat medeniyet’ kavramının kullanımı nedeniyle İbrahim Kalın’a selam borcumuzu yerine getirmiş olalım.

Hüseyin Besli Diğer Yazıları

Doğrusu

03.01.2019

Önemine binaen

27.12.2018

ALIŞ-VERİŞ

16.12.2018

Köylüler yaşanan deprem sonrası o anları anlattı

Denizli 5,5 ile sallandı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Diriliş Ertuğrul'da 'Osman Gazi' sürprizi

Türkiye'den İran ile ortak operasyon açıklaması: PKK/PJAK'a karşı ortak operasyon başlatıldı