• $ 5,7477
  • € 6,3537
  • 276.526
  • 100237
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Ramazan...

Yazıya Ramazan ayının dünyamıza, İslam âlemine ve ülkemize hayırlar getirmesini, barışa ve kardeşliğe vesile olmasını dileyerek başlamak istiyorum. Bizim sevinçte ve tasada birlikte olmamızdan, bunları paylaşmamızdan daha doğal ne olabilir, değil mi? Zaten hepimiz de ailelerimiz tarafından ekseriyetle bu terbiyeyle yetiştirildik.

Evet doğrusu, iyisi, insanın eğilimli olduğu ve çok şükür çoğumuzun benimsediği bu ilk paragraftaki duygulardır. Ancak, dünyada insanların birlikte kardeşçesine yaşamasını güçleştiren tuzaklar, tehlikeler da var. Dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz.

Emperyalizm, özellikle “Böl/yönet” denen o kötücül silahı kurumsallaştırdığında dünya daha kötü bir yer oldu. Fitne ve savaşlar her zaman vardı. Ancak, modern zamanlarda ırkları, mezhepleri, ekonomik sınıfları, hasılı her türlü toplumsal kesimleri birbirine düşürme eğilimi kalıcı bir savaş aracı haline geldi.

Tarihe ve günümüze baktığımızda, oluk oluk akan kanın hiç durmadığını görüyoruz. Kabil’in Habil’i kıskançlıkla öldürmesinden sonra başlayan o acı hikaye, önü alınamaz bir iştahla büyüyerek devam ediyor. Sömürgeciler, işgal ettikleri ülkelerin içindeki akraba toplulukları birbirine düşman ederek kontrol sağlıyorlardı. Sömürülecek bir şey kalmadığında orayı aniden terk ediyorlardı. Sonra yıllarca birikmiş öfke, kardeş toplumlar arasında büyük acılara neden oluyordu. Yakın zamana kadar bu klasik dönem sömürgeci taktiğinin yıkıcılığına tanık olduk. 1994’teki Ruanda cehennemini hatırlayın. İki kardeş kabile, Hutular ve Tutsiler arasında üç ayda 800 bin Tutsi’nin vahşice öldürüldüğü o katliamlar böyle yaşanmıştı.

Bugün ise, bu kötücül yöntem artık daha profesyonelleşmiş bir şekilde yürütülüyor. Artık yıkım, devletletlerin kurdukları veya kontrol ettikleri terör örgütleri üzerinden devam ediyor.

Mezhepler, ırklar birbirlerine düşman edilerek, kâh birisi, kâh ötekisi desteklenerek o bölgede bedavaya kontrol sağlanıyor. Kardeş kardeşi boğazlıyor ama kazanan hiçbirisi olmuyor.

İnsanların farklı olanı hazmetmesi zaten zor. Paylaşmak o kadar kolay değil. Öteki’nden duyulan tedirginlik ve korku, her zaman tüm gücü elinde bulundurma arzusunu besliyor. İnsanların doymak bilmeyen bir iştahı var. İçimizde iki farklı karakterin kavgasına tanık oluyoruz. “Bizi bir yaratık olmaktan koruyacak, bizi insan yapacak şey nedir” sorusu tarihin ana konusu oluyor.

İnsanın fıtratında olan bu sınava modern dönemde bir de büyük devletlerin böl/yönet taktikleri eklenince dünya daha yaşanmaz bir yer oldu. Herkes haklı, herkes mağdur, herkes doğruyu bir başkasından bekliyor. Bu arada büyük güçler meydanı boş bulmuş at oynatıyor.

Sorunun cevabı da herhalde “değerler” olmalı. Hepimizi bağlayacak üst anlam ufuklarına ihtiyacımız var. Ne yazık ki kanunlar ahlak yaratmıyor. Bu değerler Ramazan’da idrak edilen Allah’ın emirleri, kutsal kitapların ahlak kuralları olabilir. Bazıları da iyi insan olmanın şahsi çabasından bahsederek bu anlam ufkuna ulaşabilirler. Ama her halükarda değerlerin ortaklaşması çok önemli. Türkiye bu manada özel bir coğrafya. Sorunlarımız yok mu? Var… Ancak, bize dair nadide özelliklerimiz de var. 15 Temmuz’da dünyayı hayrete düşüren bir kahramanlık sergiledik. Herkes kendi faydasını gözetse, bencilce davransa bu destan yazılmaz, vatan elden giderdi. İnsanlar şehit veya gazi olmak için biribiriyle yarıştı. Ülkemizde “Allah rızası için” dendiğinde ekmeğini paylaşmaya hazır milyonlarca iyi insan var. Suriyelilere açtığımız kucak tüm dünyayı yine hayrete düşürüyor.

Bunlar petrolden, doğalgazdan çok daha değerli zenginlikler. Bu eşsiz değerleri kaybetmeyelim. Hatta daha da artıralım. Birbirimize sahip çıkalım. Önyargılarımızı gözden geçirelim. Kolay bağışlayanlardan olalım. Emperyallerin böl/yönet heveslerini kursaklarında bırakalım ki, dünya için bir umut olsun.

Ramazan ayı bu manada çok değerli bir dönem. Mübarek olsun.

<p>Olayın PKK´yla bağlantısı tespit edilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığı olayı derinleştirilmişti. Yapıl

Pendik´te Orman Kundaklamaya Çalışan Hainin Kimliği Belli Oldu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Kenger sakızı geçim kaynağı oldu... Kilosu 500 liradan alıcı buluyor

Adana, '222 metrelik şişte et pişirme' rekoruna hazırlanıyor