• $7,4234
  • €9,0083
  • 446.304
  • 1569.35
05 Aralık 2020 Cumartesi

Kaygı yönetiminin püf noktaları

Psikolog Derya Yalçınkaya
Psikolog Derya Yalçınkaya
YAZARIN SAYFASI

Kaygı; nedensiz bir korku hâli, tedirginlik yaşamaktır. Herkes günlük hayatta değişik konularda kaygı yaşayabilir. Yaşamın normal bir parçasıdır. Her duygu gibi kaygı da belli oranda yaşanmalıdır ki önlem alınabilsin.

Kaygıyı yönetemeyenler pandemi sürecinde artış gösterdi. Aslında kaygı, bir ölçüde bizim günlük sorunlarla baş edebilmemiz için hazırlıklı olmamızı, bir tehlike durumunda da hızlıca karar verip kurtulmamızı sağlar. Kaygının bize iyi gelen yanları ile kötü gelen yanlarının ayrımını yapabilenlerin, kaygıyı yönetebilme konusunda daha şanslı olduklarını söyleyebilirim. Bu durumda kaygının ‘işimize yarayan kaygı’ ve ‘işimize yaramayan kaygı’ diye ikiye ayrılması bizleri çok şaşırtmasa gerek! Peki, yararımıza ve zararımıza olan bu durumların üstesinden nasıl gelebiliriz?

Belirsizlikle beslenen kaygıyı aç bırakmanın netlik ile sağlanabileceğini biliyor muydunuz? Belirsizliğin beslenip büyümesine değil, aç kalmasına ihtiyacımız var. O zaman adımlarımıza hayatımızdaki belirsizliklerden netlik kazandırarak başlayabiliriz. Ardından bizi motive eden kaygının yararımıza olduğunu kabullenmeli, onunla bir savaş vermemeyi öğrenmeliyiz. ‘Nasıl yanı?’ söylemlerinizi duyar gibiyim. Hatırlayın, sınava girerken heyecanlanırız, bu heyecan da ihtiyacımız olan bir heyecandır. Aksi hâlde okuduğumuz sorulara odaklanamayız. Buradaki kaygının yararımıza olduğundan bahsedebiliriz. Peki, ya zararımıza olan? İşte o kaygının hiç olmaması ya da fazla olması durumunda yaşadığımız şeydir.

Pandemi sürecinde insanların evlerinde kaygılı bir şekilde oturmaları normal olandır. Kapıda düşman varken rahatça uyuyabilir misiniz? Her an tetikte olmaz mıydınız? Yediğiniz yemekten, izlediğiniz filmden düşman kapıda durmaya devam ettikçe nasıl zevk alacaksınız? Kaos durumunda kaygı yaşanmazsa süreci yönetemezsiniz. Öncelikle kaygınızın normalden sapma durumu yaşayıp yaşamadığına karar verin. Buradaki kaygı mücadele gücünüzü arttırırken, fazla yaşanması ya da hiç yaşanmaması durumunda problemler yaşayabileceğinizi söyleyebilirim.

GERÇEK TEHLİKE VARKEN RUHSAL TEPKİLERDE İNSAN BEDENİNİ ZORLAMAYA BAŞLAR

Bilinmelidir ki daha çok endişe önlem alındığı anlamına gelmez. Kaygılı olduğumuzda endişelenip ne yapacağımızı şaşırırız. Oysaki kaygılı anlarınızda neler yaptığınız bellidir. Bu farkındalık ile davranışlarınıza yön vermeniz mümkün. Davranışı sergilemeden önce bu davranışı hangi düşüncenizin şekillendirdiğini bulursanız, davranıştan önce düşüncenizi değiştirmeniz gerektiğinin de bilincine varırsınız. İnsan korkarken odağı korktuğu şeydedir. Daha fazla odaklanması düşüncelerinin aynı eksende olduğuyla ilgilidir. Olumsuzlukları sürekli düşünmek başınıza gelecek olanı değiştirir mi? Tabi ki hayır! Duygunuzun kaygı olmasını besleyen düşüncelerinizi farklı bir düşünce ile değiştirdiğinizde kaygınızın da normal bir seviyeye geldiğini fark edeceksiniz. Kişi kendini fark ederse kaygısını sağlıklı bir şekilde yönetebilir.

Kendinize kullandığınız kurban kelimeler, endişe ve korkularınızın devam etmesine neden olur. Bunlar kendiniz hakkında olumsuz tahminlerde bulunmanıza ve sonuç olarak kaygılı düşünce ve fiziksel belirtilerin ortaya çıkmasına yol açar. Kuvvet dilini kullanın, kuvvet dili deme; öz değeriniz ve kişisel gücünüze dair hislerinizi iyileştiren kelimeler kullanmak demektir. Örneğin; ‘Kaygımı kontrol edemiyorum!’ yerine ‘Kaygımı kontrol edebilirim ve bunu yenebilmek için gerekli olan becerileri öğreniyorum!’. Başka bir örnek ise; ‘Neden kendimi sürekli endişeli hissediyorum!’ yerine ‘Kendimi bazı zamanlar endişeli hissediyorum ama her zaman değil!’ gibi sizin süreci yönetmenizi kolaylaştıracak kelimeleri kullanmanız, kaygıyı yönetebilmenizdir. Ayrıca sağlıklı bir yaşam stratejisini her denediğinizde, kaygılarınızı yenme beceriniz de artmaya başlar. Dün yapamadığınız bir şeyi, bugün yapabilirsiniz. Egzersiz yaparak, yeni becerilerinizi otomatik hale getirebilirsiniz. Bu endişeden bağımsız olmanızı sağlar. Kaygılı insanlar, kendileri için gerçekçi olamayacak derecede yüksek hedefler belirleme eğilimindedirler. Bu eğilime karşı gelmek gerçekçi hedefler ile mümkündür.

HAYATINIZDAKİ 5 KANALI FARK EDİN VE KULLANIN

İlk sırada fiziksel egzersiz yapmak var. Çünkü egzersiz yapmak sizi salgıladığı hormon sayesinde iyi hissettirecek. Ruha iyi bakmak bedene iyi bakmayı gerektirir. İkinci sırada sosyalleşme var. Düşüncelerin değişmesi farklı insanlarla yapılacak eylemler ile mümkün. Zihni dağıtmak bir başka zihinden geçen farklı konular ile mümkündür. Üçüncü sırada inanç var. İnsanın iyi hissetmek için maneviyatına sığınması iç huzurunu destekler. Böylece zorluklar ile daha kolay baş edebildiğini görür. Dördüncü sırada imajinasyon var. Keyif aldığın şeyleri hayatına dâhil etmenden bahsediyorum. Kitap okumak yada yazmak, enstrüman çalmak, şarkı söylemek, resim yapmak, toprak ile ilgilenmek… Beşinci ve son sırada duyguların ifadesi var. Kaygı da bir duygu ise, bu duygudan kaçmak yerine anlamaya çalışıp ona yer açmak ve ifade etmek sizi iyi hissettirecektir. 

<p>Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Genel  Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in IrakR

Sincar'daki PKK Varlığı Nasıl Son Bulacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi açılıyor

ABD'de güvenlik önlemleri arttırıldı! Askerler sokaklara indi