• $13,5015
  • €15,2555
  • 803.828
  • 1945.07
21 Ocak 2017 Cumartesi

Reina teröristinin yakalanması ve FETÖ temizliği

Devletin istihbarat, güvenlik birimlerinden ve yargı teşkilatından, FETÖ ihanet şebekesinin tüm unsurları temizlendikçe Türkiye’nin teröre karşı mücadelesi çok daha güçlü hale geliyor.

Reina saldırganının yakalanması, bunun en somut ifadesidir. Soruşturmayı yürüten savcılığın, tüm istihbarat ve emniyet birimlerimizin, son derece titiz bir çalışmayla, uzman ekipleriyle ve her şeyden önemlisi kenetlenerek, bütünleşerek yaptıkları operasyonla teröristi sağ olarak ele geçirmeleri, dünya ölçeğinde teröre karşı mücadele tarihine işlenecek bir operasyondur. Bu operasyon; devletin yeniden kurumlarına sahip çıkmasının, küresel terör baronlarının maşalarından temizlenmesinin bir sonucudur. Bu operasyon; çalınmış sorularla edinilmiş makamlardaki, ülkesine ihanet etmenin tüm yol ve yönetmeleri konusunda uzmanlaşmalarının dışında hiçbir liyakatı olmayan maşaların, piyonların yerlerine gelen liyakat ve sadakatli vatansever kadroların neleri başarabileceklerinin kanıtıdır.

Bu operasyon; ayrıca bugüne değin işlenmiş bir faili meçhul terör cinayetlerinin ve saldırının aydınlanması için yeniden ele alınmasının gereğini de ortaya koymuştur. Bugüne değin ülkenin tüm kurumlarını ele geçirmiş bir ihanet şebekesinin ülke aleyhine yapamayacağı hiçbir kötülük olmayacağını bize 15 Temmuz’da yapmak istedikleri en çarpıcı bir biçimde ortaya koymuştur. Bu noktadan hareketle geriye dönük gerçek faili bulunamayan birçok dosyanın yeniden açılması, 15 Temmuz sonrası ortaya çıkartılan bu ihanet şebekesinin tüm gizli, karanlık yol ve yönetmelerinin ve buna bağlı olarak elde edilen verilerin ışığında irdelenmesi şarttır.

Açık olarak ortaya çıkmaktadır ki, bugüne değin devletin tüm katmanlarına sızan bu örgüt, gizli ajandasının gereğini yerine getirmenin çabasında olmuştur. Bu ajandayı yazanlar, yazılanları FETÖ ihanet şebekesinin maşalarının eline tutuşturarak, Türkiye’nin geleceğine hükmetmenin planlarını yaptılar. Türkiye’nin başta ordusu olmak üzere, istihbarat ve tüm güvenlik birimlerine Soğuk Savaş döneminde yerleştirilen gladyo olarak bilinen ve ucu küresel baronlara dayanan gizli örgütlenmenin diğer bazı NATO ülkelerinden farklı olarak bütünüyle tasfiye edilmeyerek el değiştirmesiyle FETÖ bu rolü üstlenmiş ve 1990’lı yılların sonundan itibaren 2000’li yıllarda devletin omurgasına yerleştirilmiş yapısıyla kuvveden fiile geçmeye başlamıştır. Bu dönemde; Hrant Dink ve rahip Santora cinayetleri, Malatya’da Zirve Yayınevi katliamında bu örgütün pozisyon alması, Türkiye’nin içine yerleşmiş bu ülkenin toprağına, milletine bağlı olmayan derin devlet yapılanmasının (gladyo) FETÖ tarafından devrine de işaret etmektedir.

Bu cinayetlerde bir kesim sürekli olarak devleti suçlayarak, FETÖ nün rolünü ve derin devlet yapılanmasını örtmeye çalışmıştır. Bunun için FETÖ ile doğrudan bağlantılı yayın organlarıyla yetinilmeyerek özel adeta operasyon gazetesi çıkarılmış, manşetlerinde sürekli olarak küresel terör baronlarının içerdeki maşaları yerine, sanki onlardan başka bir derin ve karanlık yapılanma varmış gibi algı oluşturularak, asıl failler hep gizlenmiştir.

Bu noktada FETÖ ihanet şebekesi, kirli ve karanlık hedefleri adına ilk adımda hükümeti de çevrelemeyi, sonrasında da ele geçirmeyi planladı. Maskeler kullandılar, dinimizi, inançlı insanları, yüreğinde sevgi ve kardeşlik dışında kötülük taşımayanları aldatmanın en marifetli yollarını kullandılar. FETÖ ihanet şebekesinin devlet içindeki uzantıları, başlangıçta hak ve hukuk zemindeymiş gibi izlenimler vermeye özen gösterdiler. Sahtelik, maskelilik ve kripto konusunda meziyetleri, fitne-fesat konusundaki yetenekleri, tarihe işlenecek kadar kapsamlı ve başarı olan bu ihanet şebekesinin, giderek azgınlaşan ve dizginlenemeyen bir pozisyona gelmesiyle birçok gerçek gün yüzüne çıkmaya başladı.

7 Şubat MİT krizi, 17/25 Aralık hukuk darbesi girişimi ve son olarak 15 Temmuz askeri darbe girişimine dayanan kaos planı, bu örgütün ve arkasındaki küresel efendilerinin, baronlarının kirli ve karanlık heveslerini kursaklarında bıraktı.

Canı pahasına millet duruma el koydu. Yılmaz lideriyle bütünleşerek geleceğine sahip çıktı. Yeniden dirilişin yolunu açtı. Şimdi sıra yeni yönetim modeliyle bu dirilişin menziline ulaşmasıdır.

<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uzmanı  Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı araç içinde

Yolda kalan sürücüler araç içinde ne yapmalı?

256 yaşında ölen adamın sırrı açıklandı!

Rusya'nın en korkutucu köyü! Kimse gitmeye cesaret edemiyor

Akbabalar evcil köpeklerin peşine düştü! Korku dolu anlar