• $9,53
  • €11,1111
  • 549.36
  • 1509.2
8 Ekim 2016 Cumartesi

Irak ve Suriye’de terör örgütleriyle dans edenler…

Musul’a 20 km mesafedeki Başika kampı üzerinden Irak’ın merkezi hükümetinin Türkiye’yi işgalci olarak itham ederek, meclisinden Türkiye aleyhine karar çıkartması ve bu kararı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıma çabaları, bölgedeki gerçeklerin bir kez daha altının çizilmesini zorunlu kılıyor.

Her şeyden önce Başika kampındaki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) varlığı, sadece eğitim amaçlı kuvvet bulundurulmasıyla sınırlıdır. Bugüne değin bu amaç doğrultusunda öncelikle Musul’un DAEŞ’ in elinden alınması adına yerel milisler eğitildi. Başika kampı sonuçta terör örgütü DAEŞ’ e karşı mücadeleye katkı gayesi taşıyan bir merkez. Bu merkezin varlığını ve etkinliğini öncelikli olarak Irak Kürt bölgesel yönetimi destekliyor. Aslında bugün Irak’ın merkezi yönetiminin itirazlarına karşın Irak Başbakanı İbadi’nin 2014 Türkiye ziyaretinde bu kampın gerekliliği vurgulanmış buna bağlı olarak kampın yapılanmasına ilişkin talepte bulunmuştu.

Bu gerçekleri hiç kuşkusuz İbadi de biliyor. Başta ABD olmak üzere bu bölgeyle ilgilenen tüm aktörler, bu gerçeklerin içindeler. Ancak her aktör kendi ajandasını işletmeye çalıştığından gerçekler değil, çıkarlar yörüngesi esas alınıyor. Irak merkezi yönetimi tıpkı Suriye’de Esed yönetimi gibi esasen çökmüş bir devlet yapısının dış etkilere açık, uzaktan kumandalı bir idare durumunda. Bu haliyle birbirinin simetrisi gibiler. Esasen bu iki ülkenin mevcut sorunları ve gelecekleri birbirine bağlanmış durumdadır. Bu nedenle bugün ve yarın ne Suriye’yi Irak’sız ne de Irak’ı Suriye’siz değerlendirmek mümkündür. Bu iç içeliğin oluşmasında etkili olan faktörlerden biri, DAEŞ terör örgütünün bu iki ülkeye yayılan toprak egemenliğine dayalı işgalinin ülkelerin sınırlarını etkisizleştirme sonuçlarıdır.

Bir başka faktör, özellikle ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde ısrarcı olduğu PYD/YPG eliyle oluşturmak istediği koridorun doğrudan Irak’ı ve enerji denklemlerini etkiliyor olmasıdır. Tüm bunların toplamını ifade eden esas büyük faktör ise; son zamanlarda Doğu Akdeniz’in yükselen enerji jeopolitiğinin bu iki ülkeyi kendisine mıknatıs gibi çeken enerji denklemleridir.

Tüm bu faktörlerin etkisi altında her iki ülkede benzer çabalara ve benzer senaryolara tanık oluyoruz. ABD Suriye’de terör örgütü DAEŞ’ e karşı mücadeleyi bir başka terör örgütü PYD/YPG ile sürdürme ısrarının benzerini Irak’ta da sergiliyor. Suriye’de PKK’nın koluyla yaptığı ittifakı, Irak’ta da PKK koluyla yapmaya çalışıyor. Türkiye’nin Suriye’deki Fırat Kalkanı harekâtının doğasını oluşturan terör örgütlerine ayrımsız mücadele kararlılığı sürerken DAEŞ’ in elindeki Rakka’ya yönelik muhtemel bir operasyon durumunda ABD’nin mutlaka PYD terör örgütünün de bu operasyona katılımı konusunda ısrarı sürüyor. Bu ısrar, Irak da 2 yıla aşkın süredir DAEŞ’in elinde olan Musul’a muhtemel bir operasyon da aynı tutumu sergileyeceği anlaşılıyor.

Irak’ta Başika kampı için koparılın gürültünün asıl sebebi, bu noktada düğümleniyor. Musul’a yönelik bir operasyonda terörle mücadelenin maskeli aktörlerini, Türkiye’nin varlığı rahatsız ediyor.

Musul gibi tarihsel önemi hiç eksilmemiş olan stratejik bir şehri, parasıyla cephaneliğiyle DAEŞ terör örgütü ne terk eden Irak merkezi hükümeti ve o gün bugündür Musul konusunda kılını kıpırdatmayanlarla birlikte şimdi Başika kampını bahane ederek, terör örgütleriyle dans edenlerle maskeli baloyu sürdürüyorlar.

Ne yaparsa yapsınlar, neyi hedeflerse hedeflesinler Türkiye kendi güvenliği ve bölgenin tüm mazlum halklarının güvenliği
adına terörle ayrım yapmaksızın sahici ve samimi olarak ve kararlılıkla mücadeleye devam edecek.

<p>Yere yatırıp yumrukladılar. Polis  şiddetinin görüntüleri çevredekiler tarafından kaydedildi. Sos

Polis şiddeti tepki çekti

Kepçe ile yol kapatıp drift yaptılar

Muğla'daki fosil alanında yeni buluntulara ulaşıldı

''UÇBEY''in ilk kez kullanıldığı operasyonda gri listedeki terörist vuruldu