• $7,5296
  • €9,0211
  • 409.585
  • 1538.04
13 Şubat 2021 Cumartesi

ABD'li 54 senatörün mektubunun Türkçesi

ABD'de 54 senatör ABD Başkanı Joe Biden'e mektup göndermiş. Türkiye'ye nasıl davranması gerektiği için tavsiyede bulunmuşlar.

Bu zatların mektubunda şunlar yer almış; "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkesini giderek otoriterleşen bir rotaya sokuyor. Erdoğan, sistematik olarak ülkedeki muhalefeti ötekileştirdi, eleştirel medya kuruluşlarını susturdu ya da sistemin bir parçası haline getirdi, bağımsız hakimlerden kurtularak yerlerine partisine yakın isimleri atadı ve birçok gazeteciyi hapse attı.

Türkiye ile insan hakları ve demokrasideki gerileme konusunda açıkça konuşulması gerekir.

Erdoğan ve hükümetine ülkede ve yurtdışında bulunan muhalefete yapılan baskıya son verme, siyasi tutukluları serbest bırakma ve otoriter çizgisinden dönme vurgusunda bulunmanız çağrısı yapıyoruz."

Bu zatlar mektubunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın izlediği dış politikanın giderek daha "kavgacı" hâle geldiğini belirterek; "Türkiye'nin Suriye'de IŞİD'le savaşan ABD destekli Kürtlere saldırdığı, Amerikan teknolojisiyle uyumlu olmadığı konusundaki uyarılara rağmen Rus hava savunma sistemlerini aldığı, Azerbaycan'ı Ermenistan'la toprak anlaşmazlığını çözmesi için şiddet kullanmaya teşvik ettiği" ifadelerini kullanmışlar.

Mektupta ayrıca kendi ifadeleriyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2016 yılındaki darbe girişiminden sorumlu tuttuğu yurtdışındaki Türk vatandaşlarının susturulmasını istediği savunularak, buna örnek olarak FETÖ mensubiyetini açıkça ortaya koyabilmek için soyadını Gülen yapan NBA oyuncusu basketbolcu FETÖ'cü Enes Kanter gösterilmiş.

Bu zatların yazdığı mektubun Türkçesi aslında şöyledir;

Yani bu zatlar diyorlar ki; PKK/PYD-YPG terör örgütünü biz kontrol ediyoruz. Onlar eliyle Suriye'nin kuzeyinde açmak istediğimiz terör koridorunu ve devamında Suriye'yi parçalayarak oluşturmak istediğimiz İsrail'e kardeş olacak ve onun gibi bir garnizon devletçiğini engellemenizin büyük huzursuzluğu içindeyiz.

15 Temmuz darbe girişiminde başarısız olmamızın huzursuzluğunu da üzerimizden atamadık. Bunun telafisi için yollar arıyoruz. Sonuçta FETÖ'cüler bizim oğlanlar ve nasıl onları hemen gözden çıkarırız. Bizim için çırpındılar. Yıllardır derin devletimizin casusluk şebekesi olarak her istediğimizi yaptılar. Tabii ki koruyup kollayacağız onları.

Türkiye'nin içindeki aparatlarımızı yitirip, casusluk şebekesinin etkinliğini kaybedince çareler arıyoruz. Yerine neler koyabiliriz. Yeni plastik suratlar nasıl kazanabiliriz. Yeni devşirmelerle nasıl yol alabiliriz. Bunun çabasındayız.

Epeydir Türkiye'nin iç politikası, bizim dış politikamızdır. Bu yüzden gözümüz, kulağımız Türkiye'nin iç politikasındadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan engelini aşabilmenin yolunu darbe girişimleriyle, kalkışmalarla bulamadıysak, şimdi de muhalefet partileriyle ve seçimi kullanarak bulabilmenin arayışındayız. Bu konuda her türlü fırsatı değerlendirmeliyiz. Gençleri de ve sokakları da kullanmalıyız. Nerede bir fırsat doğsa oraya yığınak yapmalıyız, destek olmalıyız. Mesela son günlerde Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör ataması bahanesiyle sokak gerilimlerine dayalı yaptığımız destek açıklamalarında olduğu gibi.

Türkiye'nin yargılamalarında beğenmediğimiz mahkeme süreçlerine müdahalelerde bulunmalıyız. Son günlerde Kavala; Demirtaş ve Henri Barkey'in yargılamalarına dair yaptığımız açıklamalarda olduğu gibi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dış politikadaki inatçı tavrı da huzurumuzu kaçırıyor. Mavi Vatan stratejinden rahatsızız. Türkiye'nin sondaj ve sismik arama gemilerine sahip olması ve başına buyruk aramalar yapıp enerji bağımlılığını kırmak istemesi de bize çok dokunuyor.

Öte yandan yerli ve milli teknoloji hamlelerine girişmesi, savunma sanayiinde silah pazarı olmaktan kurtulmaya başlaması, İHA'lar- SİHA'lar, gemiler, tanklar, helikopterler ve daha birçok alanda ve üründe milli üretimin hızlanmasının huzursuzluğu içindeyiz.

S-400 konusunu da asıl bu nedenle mesele ediyor ve hepsinden çok tedirgin oluyoruz.

Fransız Gazetesi Le Monde dediği gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 100 yıl önce Atatürk'ün yaptığını yapıyor olmasından yani emperyalizme karşı mücadele ediyor olmasından çok rahatsızız. Çünkü sömürü damarlarımız zedeleniyor. Mazlum halklar uyanıyor. Tarihin akışının değişim tehlikesi doğuyor. İşte bu yüzden durdurun Türkiye'yi. Durdurun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı. Köreltin Türkiye'nin tam bağımsızlık inancını, inadını, direncini, kararlılığını.

Senatör olmuş ABD'li bu zatların, ABD Başkanı Biden'a yazdıkları mektubun Türkçeye çevirisi ve esasen söyledikleri bunlardır.

Ve biz de Türk milleti olarak onlara diyoruz ki; dün olduğu gibi bugün de "ya istiklal ya ölüm"

<p>Öğrencilerin merakla  beklediği yüz yüze eğitim başladı. Çocuklar eski normale nasıl adapte ol

Yüz yüze eğitim başladı, anne babalar nelere dikkat etmeli?

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi