• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

37. yılında KKTC'nin bağımsızlık meşalesi daha gür

Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti’nin (KKTC) 37.kuruluş yıldönümü kutlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli KKTC’de yapılan törenlere katıldılar.

KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte halkın ziyaretine açılan Maraş’ta da bir araya geldiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maraş’ın kısa sürede yeniden hayat bulacağını, çözümsüzlüğün sembolü olmaktan kurtulacağını, Maraş’ın açılmasından rahatsız olanların, mağduriyet edebiyatı yaptığını, Kıbrıs meselesinde tek mağdurun, yıllardır yok sayılan, hakları sürekli gasp edilen Kıbrıs Türkleri olduğunu vurguladı.

37.yıl kutlamalarında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Türk milletinin Türkiye Cumhuriyeti’nden sonraki ikinci bağımsız devleti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hepimiz için iftihar kaynağıdır. Anadolu’dan Akdeniz’deki ufka, buradan Anadolu’ya bakarak nazlı nazlı dalgalanan ay yıldızlı bayraklarımız milli davamızın ulaştığı noktayı gösteriyor.

Varlıklarına yönelik sayısız saldırıya rağmen Kıbrıs Türkleri hamdolsun kendi topraklarında başı dik, onurlu ve özgür bir şekilde yaşıyor. Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz geleceklerine daha büyük bir umutla, güvenle bakıyor. Elbette bugünlere kolay gelmedik, bu topraklardaki her bir başarımızı çetin mücadeleler sonucunda ağır bedeller ödeyerek elde ettik” dedi.

Kıbrıs Türkü’nün özgürlük mücadelesinin lideri Dr. Fazıl Küçük ve kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başta olmak üzere Kıbrıs Türk halkının kıyamında emeği geçen herkese Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişe dair verilen hiçbiri sözü tutmayan Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere Kıbrıs konusuna yönelik ikiyüzlü yaklaşımları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “dün olduğu gibi bugün de yalan söylüyorlar” diyerek, hakkın, hukukun, adaletin nasıl çiğnendiğinin bir kez daha altını çizdi ve “dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurutulmaz” sözünü hatırlatarak, KKTC’nin geleceği açısından son derece önemli açıklamalarda bulundu.

“Bugün Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın da belirttiği üzere egemen eşitlik temelinde iki devletli bir çözümün konuşulması ve müzakere edilmesi gerekiyor. Esasen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının iradesi de son seçimlerde bu yönde tecelli etmiştir. Rumlar iktidarı ve refahı adanın ortak sahibi Kıbrıs Türkleri ile eşit olarak paylaşmak istemiyor, bunu da açıkça söylüyor. Hidrokarbon kaynakları konusunda Kıbrıs Türkleri ile masaya oturmaktan sürekli kaçmalarının sebebi de budur.

Garantör ülke olarak bizim de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de bu diplomasi oyunlarına artık tahammülümüz kalmamıştır. Şunu da çok açık, net söylemem gerekiyor; Kuzey Kıbrıs’ta yaşayıp da kendi Cumhurbaşkanını Güney Kıbrıs’ın başındaki sözde yöneticilere şikayet edenlerle Güney Kıbrıs güç devşireceğini zannediyorsa aldandığını ve aldanacağını bilmelidir. Evet, bu sözde paçavralar maalesef kendi Cumhurbaşkanını kalkıp da Güney Kıbrıs’ın sözde cumhurbaşkanına şikayet ederse bunun akıbeti nereye varır benim sevgili kardeşlerim bunu gayet iyi biliyorlar.”

Böylece KKTC’nin de istikameti belli olmuştur. Hep söylediğimiz gibi bir adadan iki devlet çıkmaz diye bir kural yoktur. Öyle olsa Haiti ile Dominik Cumhuriyeti ikiye bölünmezdi.

Üstelik adanın iki tarafının birleşmesi için Türk tarafı bugüne değin iyi niyetli çabalarını hep sürdürmüştür. İki taraf arasındaki dengeyi bozan, meseleyi çözümsüzlüğe taşıyan, Rum tarafını adanın tek hakimi sayarak, AB’ye üye yapanlardır.

Adada barış adına kalıcı çözüm 1974’te gerçekleşmiştir. 37 yıldır yaşayan KKTC devletiyle de siyasi çözüm neticelenmiştir.

Başta AB olmak üzere, Kıbrıs konusunda uluslararası hukuku çiğneyenlerin, hakkı, hukuku, adaleti hiçe sayanların bu durumu kabul etmekten başka çareleri yoktur.